Irak: Ruh sağlığı ihtiyaçları yıllar süren savaşla birlikte katlanarak artıyor

Emriyat El Felluce, Anbar'daki şiddet olaylarından kaçan yaklaşık 60 bin Iraklı'ya ev sahipliği yapıyor. Çoğu Haziran'da şiddetlenen çatışmalar nedeniyle ağırlıklı olarak Felluce'den geliyor. Fotoğraf: Karin Ekholm/MSF

Irak’ta savaşların damgasını vurduğu yakın geçmiş; birkaç neslin ailelerinin dağılmasına, hayatların kamplara ya da yerle bir olmuş şehirlere taşınmasına neden oldu. Her bir savaş ve çatışma dönemi ardında birtakım izler bıraktı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ekipleri, 50 bini aşkın insanın yaşadığı Emriyat El Felluce kampında hastaların fiziksel ve ruhsal yaralarını tedavi etmeye çalışıyor.

IŞİD olarak da bilinen İslam Devleti (İD), 2014'te Anbar vilayetinin kontrolünü ele geçirdiğinde binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Irak ordusu iki yıl sonra Anbar’ın kontrolünü tekrar ele geçirdi, ancak hala binlerce aile evlerine dönmeyi umut ediyor ve kamplarda yetersiz düzeyde insani yardımla hayatta kalmaya çalışıyor.

MSF’nin Emriyat El Felluce kampında açtığı klinikte bir ekip fiziksel yaralanmaları tedavi ederken, dört psikolog ve bir psikiyatristten oluşan diğer bir ekip de ruhsal yaraları tedavi ediyor.

MSF ile Emriyat El Felluce kampında psikolog ve ruh sağlığı faaliyetleri yöneticisi olarak çalışan Melissa Robichon gözlemlerini şu şekilde aktarıyor: “Iraklılar son yıllarda çok sayıda travmatik olaya maruz kaldılar. Bize başlarından geçenleri aktarırken çoğunlukla 2003 yılını başlangıç noktası kabul ediyorlar. O zamandan bu yana sürekli çatışma ve şiddet sarmalı içinde yaşıyorlar."

Birçok Iraklı yakınlarının ölümüne şahit olurken ölümün eşiğine geldi. Yeterli gıda olmadan evlerinde mahsur kaldı, çocukları ağlarken çaresizce beklemek zorunda kaldı.

"Bu kabus hala devam ediyor. Kamplar onlar için daha güvenli ama gelecekleri hala belirsiz. Ayrıca kamplarda hayat hiç kolay değil: Aşırı sıcaklar hayatı çok zorlaştırıyor, iş imkanı yok ve eve dönmeleri imkansız. Çatışmalarda yerle bir edildiği için çoğunun artık dönecek bir evi bile yok.”

“Evime dönmek istiyorum”

Rasul, MSF Hemşire Süpervizörü Yousif Alani'yle birlikte Emriyat El Felluce kampındaki MSF kliniğinde. Fotoğraf: Karin Ekholm/MSF

Ailesiyle birlikte Emriyat El Felluce kampında yaşayan sekiz yaşındaki Felluceli Rasul, bir hafta önce yaygın olarak görülen bir kaza yaşadı ve ciddi bir yara aldı.

Rasul, yaşadıklarını şu şekilde paylaşıyor: “Babam ısıtıcıya yakıt koyarken bir anda alev aldı. Ben o sırada oynuyordum, iki bacağım da yandı. Bacağıma pansuman yaparken canım çok acıyor. Sekiz gündür hastanedeyim, çok sıkılıyorum ve artık evime dönmek istiyorum”.

Rasul neredeyse bir yıldır evinden uzakta. Felluce’de çatışmaların şiddetlenmesi üzerine ailece evlerini terk etmişler. Rasul’un annesi Bushra, “Evimiz ne durumda hiç bilmiyorum. Geri dönmemiz de mümkün değil, sanırım ordu şu anda bölgeyi patlayıcılardan temizlemeye çalışıyor” diyor.

Bushra’nın ailesi de çatışmalardan ciddi biçimde etkilenmiş: “Amcam ve bir kuzenim savaşta hayatını kaybetti. Kız ve erkek kardeşlerimin hepsi farklı kamplarda kalıyor. Bazıları Bağdat’a yakın bir yerde, bazıları Kürt bölgesinde. Eskiden sık sık görüşürdük ama şimdi neredeyse hiç haberleşmiyoruz”.

Ruh sağlığı sorunlarını tetikleyen etkenler

MSF ile çalışan psikolog Melissa; şiddet, yerinden edilme ve yakınlarından ayrılmanın ruh sağlığı sorunlarını tetikleyen etkenler olduğuna dikkat çekerek ekliyor.

Yaşananlardan herkes farklı şekilde etkileniyor. Erkek hastalarımız kendilerini işe yaramaz hissettiklerini söylüyorlar. Artık ailenin geçimini sağlayamıyor olmak strese ve bazen de agresyona sebep oluyor.

Melissa, kadınların ise özellikle yıllar süren çatışmalar nedeniyle zarar gören sosyal dokudan olumsuz etkilendiklerini ve yerinden edilme nedeniyle tek başlarına kalan kadınların büyük zorluklarla karşılaştıklarını belirtiyor: “Yanlarında eşleri olmayan kadınlar, tek başlarına kampta yürüme konusunda rahat hissetmedikleri için kendilerini dışlanmış hissediyorlar”.

Melissa, psikolojik travmanın uzun dönem gelişimsel ve işlevsel etkileri nedeniyle çocuklar ve gençlerin hassas gruplar olduğuna dikkat çekiyor. Bazıları duygularıyla baş etme konusunda zorlanıyor, bazıları öğrenmede güçlük yaşıyor, bazıları ise hayatlarını tehlikeye atabilecek davranışlar sergileyebiliyor.

“Psikolojik travmanın etkisi uzun yıllar sürebilir. Çocuklar ve gençler psikolojik yardım istemeye çekinebilir, bu nedenle onlara okulları ve çocuk dostu mekanları ziyaret eden toplum sağlığı çalışanlarımız aracılığıyla ulaşmaya çalışıyoruz. Ayrıca ailelerle çocuklar ve gençlerde görülen psikolojik travma belirtileri konusunda bilgilendirme çalışmaları yapıyoruz”.

Güçlü bir psikolojik destek sisteminin önemi

Göğsünde enfeksiyon tespit edilen ve yaşına göre daha zayıf olan 1,5 aylık bebek, şu anda MSF'nin Emriyat El Felluce kampındaki kliniğinde yatan hasta bölümünde tedavi görüyor. Karin Ekholm/MSF

MSF’nin Emriyat El Felluce kampında bulunan kliniği, Anbar vilayetinde sağlık hizmetleri sağlamanın yanı sıra orta ve ileri düzey ruh sağlığı sorunlarının tedavi edildiği sınırlı sayıdaki sağlık tesislerinden biri olma özelliğini taşıyor.

Ruh sağlığı ihtiyaçları ciddi düzeyde olmasına rağmen, dikkatlerin halihazırda Musul’daki ihtiyaçlara yönelmesi nedeniyle Anbar vilayeti bu açıdan ihmal ediliyor. Oysa Anbar’daki insanlar da tıpkı Musul’dakiler gibi fiziksel ve ruhsal yaralar bırakan şiddete maruz kaldılar.

Melissa, Anbar’daki ruh sağlığı ihtiyaçlarını şu sözlerle özetliyor: “O kadar fazla hasta ve psikolojik travmayla karşılaşıyorum ki ruh sağlığı desteği ihtiyacının net olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak birçok insan toplumsal damgalanma ve dışlanma korkusuyla destek almaktan vazgeçiyor. Ayrıca Irak’ta psikolog ve psikiyatrist sıkıntısı da var. Bu nedenle birçok Iraklı çalışanımıza eğitim verdik."

Şu da bir gerçek ki eğitim alan kişilerin bazılarının başa çıkmaları gereken kendi travmaları var, sonuçta onlar da buralı ve deneyimleri hastalarımızla çok benzer.

İnsanların ruh sağlığı ihtiyaçlarının bulunduğu, ancak profesyonel ruh sağlığı çalışanlarının sayısının kısıtlı düzeyde olduğu ve ruh sağlığı desteği almanın toplumsal damgalanmaya yol açtığı bir ülkede, güçlü bir psikolojik destek sistemi kurmanın zor olacağı açık. Ancak bu sistem Irak’ın gelecekteki sağlığı için elzem bir ihtiyaç.

Yorum Yapın