Kadın Olduğumuz İçin...

Yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda bırakılan kadınlar ve kız çocukları, sırf kadın oldukları için yolculuk sırasında sağlık açısından daha fazla riskle ve başka tehlikelerle karşılaşıyor.

Bugün, Dünya Kadınlar Günü'nde, dünya çapında zorla yerinden edilmiş kadınların ve kız çocuklarının sayısı, tarihte hiç olmadığı kadar yüksek. Bu durumdaki kadınların sayısı, tahminlere göre en az 32 milyon[1]. Bazılarının yolculuğu halen devam ediyor.

Dünya çapındaki pek çok kadın gibi, onların da doğum kontrol yöntemlerini kullanmaya, bebeklerini güvenli bir yerde doğurmaya, cinsel şiddete maruz bırakıldıkları takdirde tıbbi ve psikolojik destek almaya, çocuklarının bakımı konusunda dayanışmaya ihtiyacı var.

Fakat yerinden edilenler, sırf kadın olmaktan, kız çocuğu olmaktan kaynaklanan daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bu sorunların çözümü yönünde çabalarını artırarak Tanzanya’da, Bangladeş’te, Yunanistan’da ve dünyanın başka pek çok yerinde, zorunlu göç halinde olan kadınlara destek sunuyor.

Yerinden edilen kadınların ve kız çocuklarının yolculukları boyunca beş temel alanda tıbbi yardıma ihtiyacı olabiliyor: gebelik ve doğum, aile planlaması, cinsel şiddete maruz bırakılanlara yönelik bakım, sağlıklı ve güvenli kürtaj, ruh sağlığı desteği.

Kadınların güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken bir yandan kendi sağlık durumlarını da koruyabilmeleri için bu desteklerin temin edilebilmesi şart. Hastalık, acı ve ölüm riski ancak o zaman azalabilir. Yerinden edilen kadınlar için,

  • Cinsel şiddete maruz bırakılma tehlikesi daha yüksek
  • Gebelikte komplikasyon görülme riski daha yüksek
  • Ruh sağlığı üzerindeki baskı daha fazla

Gebeliğe bağlı anne ölümlerini engellemek: Gebelik takibi ve sağlıklı doğum

Üçüncü çocuğuna hamile olan Burundili mülteci Gloria, Tanzanya’ya güçlükle ulaştı. Gloria şimdi Nduta Mülteci Kampı’nda ve nihayet doğum acil hizmetlerine erişim imkanı var artık.

Yerinden edilmiş bütün topluluklarda hamile kadınlar bulunuyor, çünkü kendi ülkeleri içinde ya da dışında güvenli bir yer aramak zorunda kalan pek çok kadın ve kız çocuğu 15 - 45 yaş arasında, doğurganlık çağında.

Düzenli sağlık hizmetlerinden faydalanamamak, gebelik takibi yaptıramamak hamile kadınlar ve bebekleri için çeşitli riskler getiriyor; acil sağlık hizmetine erişememekse, hayati tehlike demek.

Bir kadının hamileyken evini, ülkesini terk etmek zorunda kalması düşük riskini artırabilir, erken doğuma sebep olabilir. Yerinden edilme durumu olmadığında çözülebilecek sorunlar, bu durumda çok ağır sonuçlara yol açabilir.

Örneğin kansızlığı kontrol altında tutmak veya tetanosa karşı aşı yapmak önceden mümkünken, yerinden edilme halinde bunlar imkansız olabilir.

Annenin ölümünün, sağ kalan çocuklarının yaşama şansını da azalttığını ortaya koyan kanıtlar var.

Diğer yerlerde olduğu gibi Tanzanya’nın Nduta Kampı’nda da, sağlık hizmetleri arasında bağlantı bulunması, bu hizmeti veren tekil tesislerin varlığı kadar önemli. Nduta’da gezici kliniklerin, sağlık ocaklarının, MSF’nin doğum hastanesinin ve bölgede bulunan Kibondo Hastanesi’nin birbirleriyle bağlantılı çalışması, hamile kadınlara sunulan hizmetin olabildiğince yaygın ve kapsamlı olmasını sağlıyor.

Kadının seçim imkanı: Aile planlaması ve korunma

MSF 2016’nın Eylül ayında Atina’da bir gündüz bakım merkezi açtı. Merkezde, yerinden edilmiş olup şimdi Atina’da yaşayan veya burada geçiş halinde olan kadınlara, kız çocuklarına (ve erkeklere) sağlık hizmeti veriliyor. Merkez, Atina’da ve göç rotası üzerindeki diğer bölgelerde sağlık hizmetinin devamlılığını sağlamayı amaçlıyor.

Tüm dünyada hamileliklerin yüzde 40’ı[2] plansız gerçekleşirken, yerinden edilmiş kadınlar için istemeden hamile kalma ihtimali daha yüksek.

Yerinden edilmeden önce gebelikten korunma yöntemlerini kullanan kadınlar, apar topar evlerini terk etmek zorunda kalıp ardından uzun bir yolculuk sürecine girdikleri zaman haplarını kaybedebiliyor, ellerindeki haplar bitebiliyor, daha uzun zaman etkili olan koruyucu iğnelerin etki süresi dolabiliyor. Buna rağmen kendileri ve partnerleri bu korunma yöntemine güveniyor olabilirler.

Ait oldukları toplulukların normları nedeniyle korunma yöntemlerini kullanamayan veya bağlı oldukları sağlık sistemi tarafından bundan mahrum bırakılan kadınlar için, gebelikten korunma yöntemlerine erişim, büyük belirsizliklerle karşı karşıyayken kendi sağlıklarını koruyabilme şansı demek. Bu kadınların, sağlık hizmeti verilirken gizliliğe özen gösterilmesine ihtiyacı var.

Korunma imkanı olmadığında kadınlar ve kız çocukları çok genç yaşta veya çok erken ya da istemedikleri şartlar altında hamile kalma riskiyle karşı karşıya geliyor.

İstenmeyen gebelik ve güvenli kürtaj

Tüm dünyada her dört hamilelikten biri istemli düşükle[3] sona eriyor. Bunların yarısı güvenli olmayan düşükler.

Gebeliğe bağlı tüm anne ölümlerinin yüzde 13’ünün ise güvenli olmayan düşükten kaynaklandığı tahmin ediliyor. Güvenli kürtaj ile bu ölümler önlenebilir.

Örneğin Yunanistan’da sağlık sistemi hamileliği isteğe bağlı olarak sonlandırma imkanı tanıyor, fakat sistem buna ve göçmenlerin sağlık alanındaki diğer ihtiyaçlarına daima zamanında cevap verecek kaynağa sahip değil.

MSF Atina Gündüz Bakım Merkezi buradaki boşluklardan bazılarının doldurulmasına yardım ediyor ve ihtiyacı olanlar için çevirmen ve kültürel aracı desteği sağlıyor.

Cinsel şiddete uğrayanlar için tıbbi destek: Daha fazla acı çekilmesin

Jonquil, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın tıbbi destek verdiği, SOS Mediteranée ekibi tarafından kullanılan arama kurtarma gemisinde çalışan bir ebe. Akdeniz’i geçmeye çalışan herkes bu tehlikeli yolculuktan sağ çıkamıyor. Hayatta kalanlar arasında, sağlık hizmetini ilk kez bu gemide görenler var.

MSF’nin hizmet verdiği yerinden edilmiş kadınlar ve kız çocukları arasında tecavüz yüzünden hamile kalmış olanlar her zaman bulunuyor. Ekiplerimiz, MV Aquarius gemisinin “kadın sığınmaevi”nde ağırlanan kadınların bazılarından, kendi ülkelerinde veya göç süresince tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimlerine maruz bırakıldıklarına dair pek çok tanıklık dinliyor.

2017’de Akdeniz’de sürüklenen botlardan kurtarılan kadınların ve kız çocukların yaklaşık üçte ikisi tek başlarına seyahat ediyordu: Bu, yerinden edilme bağlamında ciddi bir risk altında bulunmak demek.

Tek başına seyahat eden her beş kadından ikisi Nijeryalıydı; raporlar bu kadınların pek çoğunun insan kaçakçıları tarafından Avrupa’da seks ticaretinde çalıştırılmak üzere getirildiğini ortaya koyuyor. Akdeniz’deki bu tehlikeli yolculuk sırasında kurtarılan Nijeryalıların çoğunluğu artık erkekler değil, kadınlar.

Bu genç kadınların MSF gemisinde bulunduğu iki-üç günlük süre, kısa olsa da, karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı onları uyarmak ve kıyıya vardıklarında başvurabilecekleri korunma ve diğer destekler hakkında bilgilendirmek için değerli bir imkan.

Ebe Ruksana altı yıldır Bangladeş’te, Kutupalong’da çalışıyor. 2017’nin Ağustos ayında Myanmar’dan yeni gelen Rohingya mülteciler arasından, cinsel şiddete maruz bırakılmış çok sayıda kadın Ruksana’nın çalıştığa kliniğe başvurdu.

Cinsel şiddet fırsat kollanarak da uygulanabilir, organize de olabilir. Cinsel şiddete maruz bırakılmak bir yerden kaçma sebebi olabildiği gibi, yerinden edilmenin herhangi bir aşamasında da gerçekleşebilir.

Cinsel şiddet bir tıbbi acil durumdur; buna maruz bırakılan kişinin istemediği bir gebelik yaşamasını veya bu kişiye HIV gibi virüslerin bulaşmasını engellemek için acilen tıbbi müdahale gerekir. Ancak çoğu örnekte, tıbbi yardım istendiğinde bu müdahalenin etkili olabileceği o kısa süre çoktan geçmiş oluyor.

Buna rağmen, sağlık tesislerine başvuranlara verilebilecek önemli bir destek var: Psikolojik destek.

Psikolojik destek, cinsel şiddeti yaşayan kişinin güç bulmasına ve iyileşmesine yardım ediyor. Ancak şiddet mağdurları bazen damgalanma korkusu ve utanç nedeniyle ya da diğer ihtiyaçları karşılamaya çalıştıkları için bu konuda yardım almıyor.

Desteğe ihtiyacı olan insanlara ulaşmanın en etkili yollarından biri, onları böyle bir imkan olduğundan haberdar etmek, görüşmenin gizli kalacağından emin olmalarını sağlamak ve konunun uzmanı sağlık çalışanları tarafından sunulan bu desteği diğer sağlık hizmetlerine entegre etmek.

Ruh sağlığı: Kendinde güç bulmak

Suriye nüfusunun yarısı zorla yerinden edildi. Salma, çocukları ve kayınbiraderiyle birlikte önce Şam’dan Suriye’nin güney kesimindeki Dera’ya gitti ve oradan Ürdün’e geçti. Zaatari Mülteci Kampı’nda kısa süre kaldıktan sonra İrbid’e yerleşti.

Yerinden edilen kadınların ve kız çocuklarının bazıları güvenli bir yere ya da en azından terk ettikleri yerden daha güvenli bir yere ulaşabiliyor. Ama o zaman bile şiddetin etkileri yanı başında bulunabiliyor. Üstüne bir de yeni bir ortama girmekten kaynaklanan çeşitli baskılar eklenebiliyor. Kadınlar bu zorluklara ek olarak, çoğu zaman ailelerinin ihtiyaçlarına kendilerininkilerden daha fazla öncelik veriyor.

Örneğin Ürdün’de Suriyeli kadınlar karmaşık sorumluluklar üstlenmek zorunda kalıyor ve bu tüm güçlerini tüketiyor. Kimi zaman aileyi geçindirmeye çalışıyorlar, kimi zamansa eşlerini kaybetmiş olup çocuklarına tek başlarına bakıyorlar. MSF kliniği gibi yerlere başvurmalarının sebebi de çoğu zaman, çocuklarının çektiği acıya şifa bulmak istemeleri oluyor.

Ürdün’de MSF İrbid ve Mafrak’ta çocuklara ve annelerine yönelik ruh sağlığı desteği sunuyor. Tamamı kadınlardan oluşan danışmanlık ekibi kadınların ne yaşadıklarını daha iyi anlayıp bunun için etkili bir destek mekanizması oluşturmalarına yardımcı oluyor. Kendilerini yeniden güçlü hisseden yerinden edilmiş kadınlar ve aileleri, artık sadece hayatta kalmaya çalışmak yerine kendilerini geliştirmeye başlıyor.

Onların izinden gitmek

Son yıllarda tüm dünyada yerinden edilme hali artış gösterirken, ülke içinde yerinden edilen kişilerden göçmenlere, sığınmacılara ve mültecilere kadar, yer değiştirme hallerini yaşayan kadınların ve kız çocuklarının sayısı da arttı elbette. Güvenli bir hayata ulaşmanın önündeki her engelle birlikte kadınların yolculukları çeşitlendi ve yolları uzadı. Onların bizim yargılarımıza ihtiyacı yok; ihtiyaç duydukları şey, yolculukları sırasında ulaşabilecekleri çeşitli destekler.

Kadınların ve kız çocuklarının tıbbi ve psikolojik desteğe ve tehlikelerden korunmaya daha fazla ihtiyacı var. Pek çoğu bunların hepsine birden ihtiyaç duyuyor. Sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılırlarsa –ki yolculuklarının kritik birçok aşamasında böyle oluyor- sağlık ve esenlikleri bundan ağır zarar görebiliyor.

Yerinden edilen kadınların çoğu “görünmez” olsa da, MSF tıbbi destek verebilmek için mümkün olduğu ölçüde onların izinden gidiyor. Ekiplerimiz, belirsizlik içindeki yolculukları devam ederken kadınlara, sağlık durumlarını kendilerinin kontrol edebilmesini destekleyecek bilgi, araç ve seçenekleri sunmaya çalışıyor.

Mülteciler ve ülke içinde yerinden edilmiş insanlar[4] için gerçekleştirdiğimiz tıbbi insani yardım projelerinin tamamı hakkında daha fazla bilgi için uluslararası web sayfamıza bakabilirsiniz (İngilizce).

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tıbbi insani yardım alanında dünyanın önde gelen bağımsız kuruluşlarından biridir. 30 binden fazla çalışanımız her gün, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan krizler karşısında insanlara destek olmayı sürdürüyor.


[1] http://www.unhcr.org/globaltrends2016/

[2] https://www.guttmacher.org/news-release/2014/new-study-finds-40-pregnancies-worldwide-are-unintended

[3] https://www.guttmacher.org/fact-sheet/induced-abortion-worldwide

[4] http://www.msf.org/en/topics/refugees-and-internally-displaced-people

Yorum Yapın