Mısır: Kötü muamele görenleri insanca davranarak iyileştirmek

Sınır Tanımayan Doktorlar'ın Maadi'de mültecilere yönelik entegre tedavi programında görevli psikolog Christine Reufener. Fotoğraf, Reufener Myanmar'da görev yaparken çekildi.

Mısır, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden gelen göçmenler için önemli bir geçiş ülkesi. Yolu Mısır’dan geçen göçmenlerin pek çoğu yolculukları boyunca çok büyük zorluklar yaşamış. Son yıllarda Suriye, Irak, Sudan, Güney Sudan, Eritre, Somali, Libya ve başka birkaç ülkede yaşanan savaş ve istikrarsızlık yüzünden, Mısır’a gelenlerin sayısında büyük bir artış kaydedildi.

Göçmenlerin büyük bölümü Kahire, İskenderiye ve Dimyat’ta yaşıyor. Bunların pek çoğu sığınma başvurularının sonuçlanmasını bekliyor; önemli bir bölümü kendi ülkelerindeyken veya Mısır’a geldikleri yolculuk sırasında da şiddet ve istismara maruz bırakılmış, psikolojik sorunları ve fiziksel engelleri var.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bu göçmenlerin kendilerine özel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Kahire’nin Maadi Mahallesi’nde bir sağlık tesisinde, yeni ve çokdisiplinli bir tedavi yaklaşımıyla entegre hizmet veriyor: Jinekoloji, fizyoterapi, ruh sağlığı gibi tıbbi tedavi imkânlarının yanında insanların kalacak yer ve iş bulmasına, diğer sosyal hizmetlerden faydalanmasına yardım eden sosyal destek de mevcut. İyileşme sürecinin bazı adımlarında onlara eşlik eden sağlık destek ekipleri ve kültürel aracılar, tıbbi ve sosyal hizmetlerin verilmesinde kültürel özelliklerin de dikkate alınmasını sağlıyor.

2018’in Mart-Haziran döneminde MSF burada 1.700’den fazla kişiye tedavi sundu.

Merkezden faydalananlar arasında, 10’dan fazla ülkeden göçmenlerin yanı sıra özel bakım gerektiren çeşitli hassasiyetlere sahip Mısır vatandaşları da var.

Programın ruh sağlığı alan sorumlusu Christine Reufener, görev süresininin sonuna gelirken buradaki deneyimlerini paylaştı.

Kahire’de MSF’nin entegre sağlık merkezinden kimler faydalanıyor?
Hastalarımızın çoğu kendi ülkelerinde veya yol boyunca geçtikleri ülkelerde şiddet ve travma yaşamış ya da buna tanık olmuş, çok acı çekmiş insanlar. Bazıları uzun zamandır devam eden ama ihmal edilmiş fiziksel sorunlar yaşıyor; bu sorunlar onların çalışmasına, ailelerinin geçimini temin etmesine de engel oluşturmuş olabiliyor. İşin psikolojik kısmında görünmez yaralar var.

Hastalarımızın büyük bölümü travma belirtileriyle bize geliyor:

Rahatsız edici düşünceler peşlerini bırakmıyor, kâbuslar görüyor veya başka türlü uyku sorunları yaşıyorlar; panik atak, başka kronik ağrı sorunları, depresyon ve anksiyete, korku ve kaygılar, umutsuzluk ve çaresizlik hissi gibi sıkıntılar da var.

Umutsuzluk, hastalarımızın bir çoğunun, çektikleri acıyı azaltmanın bir yolu olarak intiharı düşünmesine sebep oluyor.

Bu insanlar Mısır’a geldiklerinde ne durumda oluyor?
Arada kalmış gibiler. Kendi güvenlikleri veya esenlikleri açısından kaçmaya mecbur kaldıkları ülkeleriyle, kurmayı umdukları yeni hayat arasında bir yerdeler. Güvende olacakları, ailelerini özgürce kurup çocuklarını özgürce büyütecekleri ve tatmin edici bir iş yapabilecekleri bu yeni hayatın önünde bazen yıllarca süren iltica süreci var.
Yaşadıkları onca zorluk yüzünden, bağımsızlıklarını, kişi olarak değerlerini, insanlıklarını ve insanlık onurunu kaybettiklerini hissediyorlar. Kendi hayatlarını kontrol edemediklerini hissediyorlar: Ne iltica sürecini kendileri belirleyebiliyor, ne de beklerken hayatlarını daha iyi hale getirmek tamamen onların elinde.

Kahire'de MSF'nin kötü muamele görmüş insanlara hizmet verdiği Maadi Kliniği'nin bir çalışanı, hastayla görüşüyor. Fotoğraf: Sima Diab.

Bu şartlarda bizim onlara sunduğumuz çokdisiplinli yaklaşımın altındaki temel, hastalarımıza insanca muamele etmek.

Bu kadar basit bir tavrın çok büyük etkileri oluyor çünkü hastalara itibarları olduğunu, insanca muameleyi hak ettiklerini, bir sağlık dosyası üstünde birer sayıdan ibaret olmadıklarını, çektikleri acının tanındığını ve iyileşmek için, sınırlı olsa bile, umut olduğunu gösteriyor.

Yaptığınız işten bazı örnekler paylaşabilir misiniz?
Kendi ülkesinde uğradığı şiddet sonucu bacağından yaralanmış bir hastamız vardı. Bu eski yaranın tedavisi için ameliyat olması gerekiyordu, fakat o hem ameliyattan hem de bununla ilgili süreçten müthiş korkuyordu. Ameliyatın yapılabilmesi ve başarılı olması için bütün ekip el ele çalıştı.

Tıp doktoru ameliyatın dışarıda bir hastanede yapılmasını savundu, bunun için gereken hazırlıkları tamamladı ve bunu ayarladı. Psikolog, hastanın ameliyattan ve hastanede olduğu dönemde ailesinden uzakta olmaktan duyduğu korkuyu ele aldı. Fiziksel terapist bedensel olarak daha güçlü olması için hastayla çalışıp onu hazırladı. Sosyal çalışmacıysa kalan son ayrıntıları ve hastanın nekahat dönemindeyken ailesine nasıl destek olacağı meselesini çözdü. Hastanın başarılı bir şekilde tedavi olması ve kendini yeniden tam hissedebilmesi için bu meselelerin hepsinin halledilmesi gerekiyordu.

Çalışmalarımızın aileler üstündeki etkisi belki daha hafiftir ama son derece önemlidir. Hastalarımızın çocukları, eşleri veya partnerleri ve diğer yakınları hasta için çaresizce çabalıyor. Özellikle çocuklar çok baskı altında oluyor, çünkü annelerinin ya da babalarının yüzünde gördükleri ızdırabı gidermek istiyorlar.

Tedavi sürecinde hasta adım adım iyileştikçe, artık hareket ederken acı duymamaya, hayatının kontrolünü yeniden ele almaya başladıkça ailesi de hep birlikte ileriye bakabileceklerini hissediyor, hepsinin hayatları giderek hafifliyor.

Mısır’daki işinizden önce ne yapıyordunuz?
Şizofreni ve psikoz alanında uzmanlaştım, ABD’de bir üniversitede kısa süre ders verdim. İki buçuk yıldır Sınır Tanımayan Doktorlar’la (MSF) çalışıyorum. MSF’yle daha önce çalıştığım ülkeler Myanmar ve Yunanistan. Kahire MSF’nin beni görevlendirdiği üçüncü yer oldu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bu ilk görevim.

Kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalmış kişiler gibi özellikle çok kırılgan durumdaki insanlarla çalışmayı çok istediğim için buraya geldim. Göçmen ve mülteciler özel ihtiyaçları olan bir grup ve fiziksel sağlıktan çok ruh sağlığı alanında desteğe ihtiyaç duyabiliyorlar, burada psikoloğun yapabileceği çok önemli işler var.

Kahire’deki programın geleceği için beklentileriniz nedir?
Bu ekibin Kahire’de karmaşık ihtiyaçları olan hastalarla çalışmaya ve uzmanlıklarını geliştirmeye devam etmesini diliyorum. Bu işi yaparken umudunuzu yitirmek kolay, çünkü biz her gün travmaları, acı hikayeleri dinliyoruz. Buna ve karşılaştığımız büyük güçlüklere ve belirsizliklere rağmen ekibimiz son derece motive, işine gönülden bağlı ve yetenekli çalışanlardan oluşuyor; MSF ilkelerine tam bağlılıkla, hastalarımızın şifa bulması, güçlenmesi ve iyileşmesi için çalışıyorlar. Bu sayede Maadi programı binlerce insana insanlık onuruyla ve umutla yaklaşarak yardım etti; çalışmamızın temelinde işte bu insani yardım ruhu var.

Maadi Kliniği'nde tedavi gören iki hastanın anlatımları okumak için tıklayın.

Yorum Yapın