Kriz üstüne kriz: Yemen’de normal hayat diye bir şey yok

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Yemen Program Direktörü Djoen Besselink’in görevi henüz sona erdi. Besselink Yemen’de savaşın hayatın her alanını nasıl etki altına aldığına tanık oldu. Sağlık sisteminden ekonomiye kadar, savaş yüzünden bozulmayan hiçbir şey yok.

Yemen’de çalıştınız. Ülkedeki durumu nasıl gördünüz?

Yemen savaştan önce de Orta Doğu’nun en yoksul ülkelerinden biriydi. Sistem zaten çok zayıftı. Şimdi savaş her yere, insanların hayatının her alanına işlemiş durumda. Şehirler ve köyler yok edildi. Pek çok insan son bir buçuk yıldır maaş alamıyor. Gıda güvenliğinin olmayışı ve yetersiz beslenme çok yaygın bir sorun, çünkü mesele sadece gıdanın bulunması değil, onu satın alacak paranın da bulunması lazım. Dükkanlarda ürünler var ama insanlar bunu satın alamıyor. Tam bir felaket hali var.

Yemen’de normal bir hayattan söz edemeyiz. İnsanlar daha bir krizi atlatmaya fırsat bulamadan yeni bir kriz başlıyor. Kriz üstüne kriz.

Bir yandan silahlı çatışma; üstüne, sağlık çalışanlarının ödeme alamadığı ekonomik kriz; üstüne kolera ve difteri salgınları; daha da üstüne, hayatî önem taşıyan malzemelerin ülkeye girişini engelleyen ambargo.

Her şey birbiriyle ilişkili ve her şey üst üste biniyor ama hiçbir şey çözülemiyor. Ve halk için korkunç sonuçları var bunun. Yemenliler bu çok katmanlı krizden çıkamıyorlar.

O katmanlardan biri de, çöken sağlık sistemi…

Hepsi birbirine bağlı. Sağlık çalışanlarına maaşları ödenmiyor, onlar da ülkeden kaçıyor veya çalışmayı bırakıyorlar ve dolayısıyla, malzeme yetersizliği yüzünden zaten düzgün işlemeyen sağlık sistemi sonunda çöküyor. Maaşları ödenmeyen insanların parası yok, bu durumda özel sağlık hizmetlerini karşılayamadıkları için ücretsiz hizmet sunan yerlere yöneliyorlar, bunlardan biri de MSF. Ama o zaman da ücretsiz hizmet veren klinikler aşırı yükleniyor ve bu kadar yoğun ihtiyaçları karşılayamıyor.

Örneğin ben Yemen’e ilk gittiğimde MSF’nin doğum hastanesinde ayda 200 doğum gerçekleşiyordu. Ama ayda 1.000 doğuma yardım ettiğimiz de oldu, kliniğimize ulaşmak için dokuz saat yürüyen insanlar vardı. Oysa klinik ayda 500 doğum gerçekleşmesine göre kurulmuştu. Bazı günler, artık hiç yerimiz olmadığı için kapılarımızı kapatmak zorunda kaldık.

Sağlık sisteminin çökmesinin Yemen’de ne gibi sonuçları oldu?

Difteri ve kolera salgınları bunun sonucudur. Eğer sağlık sisteminiz güçlüyse, kolera veya difteri vakası görüldüğü zaman bunları karantinaya alırsınız ve hastalığın yayılmasını önlersiniz. Kolera Yemen’de endemik; yani her beş yılda bir tekrar ediyor. Ama sağlık sistemi bu haliyle kolera vakalarını izole edemediği için MSF yedi tane tedavi merkezi kurmak durumunda kaldı. Geçen sene 100 binden fazla vakayı biz tedavi ettik.

Avrupa’da çocukken difteriye karşı aşılanırsınız, dolayısıyla bu hastalık o coğrafyadan silinmiştir. Ama Yemen’de sağlık sistemi çöktüğü için insanlar aşılanamıyor ve hastalanıyorlar.

MSF’nin Yemen’deki faaliyetlerinin nasıl bir etkisi oluyor?

Yemen MSF’nin en yoğun çalıştığı ülkelerden biri. Ama bu hayra alamet değil tabii: Ülkede ihtiyaçların çok fazla olduğunu gösteriyor.

MSF olarak Yemen’de çok etkiliyiz ve bunun asıl nedeni, çalıştığımız yerlerin çoğunda sağlık hizmeti veren tek kuruluş olmamız. Ama bazen ihtiyaçlar öyle fazla, öyle yoğun oluyor ki çok güç seçimler yapmak zorunda kalıyoruz. Benim için işin en çetin tarafı bu; yani ihtiyaçların çokluğu karşısında, hangisini karşılayacağımıza, nerede çalışacağımıza, Yemen resmi sağlık kurumları diğer kuruluşlarla nasıl koordine olacağımıza karar vermek.

Siz oradayken durumda herhangi bir düzelme oldu mu?

Yemenli bir anne, çocuğunun sıtmaya yakalanıp yakalanmadığını öğrenmek için MSF'nin gezici kliniğinde çocuğuna sağlık kontrolü yaptırmak istiyor. MSF ekipleri sıtma şüphesiyle gelen kişileri ücretsiz sağlık kontrolünden geçiriyor ve diğer hastalıklara karşı da gerekli testleri yapıyor. Fotoğraf: Ehab Zawati

Ben tabii durumu ancak içeriden izleyebiliyordum ve içeriden bakınca da hiç iyi görünmüyordu. Yemen’e gittiğimde durum çok zordu, hala da öyle. Bir yandan, yardıma ihtiyacı olan insanlara ulaşamıyorsunuz, bir yandan sağlık alanındaki ihtiyaçlar çığ gibi büyüyor, bir yandan da bunlara karşılık vermek üzere çalışan başka pek fazla kuruluş yok.

MSF olarak bizim oradaki işimiz siyasi bir çözüm bulmak veya çatışmaları sona erdirmek değil. Biz sağlık hizmeti sunuyoruz. Son iki sene içinde çok sayıda insanı tedavi ettik ve bu sayı azalma eğilimi göstermiyor. Tecrübelerimize göre çatışmalar da azalmıyor. Ülkenin farklı yerlerinde şiddet olaylarının çok ciddi şekilde arttığına şahit olduk. Bazı yerlerde cephe hattı ile aramızda 1 kilometreden az mesafe var.

Dört tesisimiz hava saldırılarında vuruldu. Geçtiğimiz Aralık ayında bir sağlık tesisimizin yakınına isabet eden bomba, acil servis bölümünün kısmen yıkılmasına yol açtı. Kasım ayında Sana’da çatışmaların yoğunlaştığı dönemde iki hafta boyunca bodrumda kalmaya mecbur olduk.

Yemen’de olanların, unutulan bir kriz olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayır, böyle düşünmüyorum. Bence unutulan krizler, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ve Somali’de yaşanan, medyada asla yer bulmayan olaylardır. Yemen medyada sıkça yer bulunuyor ve uluslararası siyasetin gündeminde. Duruma ilgi var ama bu tek başına çözüm olmuyor. Yemen için bu kısır döngüden çıkacak bir siyasi tartışma lazım.

Peki bu krizin, medyanın gerektiği gibi aktardığını düşünmediğiniz bir yönü var mı?

Bu hikayenin belki daha eksik kalan kısmı, insanların krizden nasıl etkilendiğidir. Çatışmalar ve ülkeyi terk eden kuruluşlar medyada yer alıyor ama bunların hepsi Yemenlileri bir şekilde etkiliyor ve haberler bu etkiyi açıklamıyor. İnsanlar maaşlarını alamadığında ilaçlarını da alamıyor, aşı da olamıyorlar; haberlerden bu anlaşılmıyor. Yemen limanlarına uygulanan ambargo fiyatların yükselmesine, evlere giren yemeğin azalmasına sebep oldu ama bunun yanında suyu da zor erişilir hale getirdi ve hijyen koşulları bundan etkileniyor.

Sanki her şey siyasetle ilgili. Peki ya sıradan insanlar için tüm bunlar ne ifade ediyor?

İnsanlar Yemen’de nasıl yaşayabiliyor?

Yaralarında meydana gelen bakteriyel enfeksiyon nedeniyle İzolasyon Ünitesi'nde tedavi edilen 15 yaşındaki Waddah, MSF doktoru tarafından sağlık kontrolünden geçiriliyor. Fotoğraf: Ehab Zawati

Yaşıyorlar, sağ kalmaya çalışıyorlar çünkü başka bir seçenekleri yok. Ülkeyi terk edemezler. Bu şartlarda yaşamaya mecbur ediliyorlar. Sadece işlerine, ya da yiyecek bir şeyler almak için pazar yerine ulaşmaya ve bu arada yollarda vurulmamaya çalışıyorlar. Sağ kalmak için ihtiyaç duydukları parayı bulabilmek adına arabalarını, yüzüklerini satıyor insanlar... Ama bunları bir defa satabilirsiniz değil mi? Resmi olmayan bir sosyal güvenlik ağı var, insanlar birbirine yardım ediyor. Yine de düzgün bir hayat yaşamak çok zor. Bu bizim Yemenli çalışanlarımız için de geçerli. Sürekli olarak başlarına bir şey gelmesinden veya kendileri iş yerindeyken evde ailerine kötü bir şey olmasından korku duyarak yaşıyorlar. Devamlı korku içindeler çünkü çatışma her an çıkabilir.

Bir gün iş arkadaşlarımdan birine bu çatışmayla nasıl baş ettiklerini sordum. “Başımızı eğip yolumuza bakıyoruz. Başka seçenek yok,” dedi. Onlar hem destek olduğumuz insanlar, hem de bizim çalışanlarımız. Birlikte çalıştığım Yemenli müthiş insanları ardımda bırakıp gelmek hiç kolay olmadı.

Anlatmak istediğiniz bir olay var mı?

Özellikle çocukları hiç unutmuyorum. Bir kontrol noktasında tanıştığımız genç bir asker vardı. Elinde silahı ve asık suratlı, sert yüzüyle çok güçlü görünüyordu. Birkaç gün sonra bizim hastanemize geldi. Bacağından vurulmuş, ağlıyordu. Şartlar nasıl olursa olsun, o aslında hala sadece çocuktu.

Mutlu anlarımız hep hastalarla ilgili. Kolera tedavi merkezine geldiğinde ölü denecek halde olan bir çocuğun birkaç gün sonra sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesi gibi.

Hüzünlü anlar da oluyor, örneğin doğum yapan kadınları görüyorsunuz ve o bebeğin de Yemen’de bu koşullar altında yaşamaya mahkum olduğunu biliyorsunuz. Yemenliler bu şartlara hapsedilmiş durumda.

Yorum Yapın