Kuzey Suriye: “Kronik hastalıkları olan pek çok hasta bir aydır ilaçlarını alamıyor”

Gayriresmi kampların çoğunda gıda, su, barınma gibi temel ihtiyaçlara yönelik imkanlar yok denecek kadar az. Tuvalet, banyo, temiz içme suyu ve özellikle çocuklar için giyecek ihtiyacı had safhada. Fotoğraf: Omar Haj Kadour/MSF

Aralık ortasından bu yana Kuzey Suriye’de yoğunluğunu artıran çatışmalar, hava saldırıları ve topçu atışları, savaşın başlangıcından bu yana ülkede yaşanan en büyük çaplı nüfus hareketlerinden birini tetikledi. 

Hama’nın kuzeydoğusunda, Halep’in güneyinde ve İdlip’in güney kesimlerinde yoğunlaşan şiddet olayları, yaklaşık yedi yıldır savaşın mağduriyetini yaşayan bölge halkının durumunu daha da kötüleştiriyor.

“Geleceğime dair hiçbir fikrim yok, bir gün evime dönebilmek için dua ediyorum”

Halep’in güneyindeki Elhos bölgesinden gelen 37 yaşındaki Abu Mustafa’nın anlatımı

12 Ocak 2018 - “Eşim, altı çocuğum ve akrabamız olan yirmi aileyle birlikte köyümü terk ettim. Ağır bombardıman ve hava saldırılarının çok ciddi bir etkisi oldu. 360 tane küçük köy, bütün sakinleri kaçıp gittiği için bomboş kaldı. Türkiye sınırı yakınlarındaki Sarmada’ya daha iki gün önce geldik. Bazı aileler çadır kurma işini henüz bitiremedi. Kimilerininse kendi yeri yok, dolayısıyla diğer ailelerin yanında kalmak durumundalar.

Hızla kalacak bir yer bulmaya çalıştık. Bu araziyi ayda 450 bin Suriye Lirası’na (1.000 ABD Doları, 3.285 TL) kiralayabileceğimizi öğrendik. Burada yaşayan 20 aile olarak bu masrafı karşılamak için paralarımızı güçlükle denkleştirdik. Buradakilerin çoğu başka insanların çiftliklerinde yevmiyeyle çalışıyor. Başka seçeneğimiz yoktu. Yatacak bir yer bulmak zorundaydık.

Demirden direklerle çadırlarımızı yapıp üstlerini battaniye ve naylon örtülerle kapattık. Çadırların zemini yok, yerler çamur. Bu yüzden her yer ıslak ve buz gibi. Soğuk her yerden işliyor.

Hastalıkların daha fazla yayılmaması için bize temiz su ve tuvalet lazım.

Beni sorarsanız, geleceğime dair hiçbir fikrim yok. Sadece bir gün evime dönebilmek için dua ediyorum. Burada kalırsak yaşlılar, çocuklar ve hastalar perişan olacak. Çoğumuz bu soğuktan ve buraya varana kadar yolda çektiklerimiz yüzünden şimdiden hastalandık.”

“Kronik hastalıkları olan pek çok hasta bir aydır ilaçlarını alamıyor”

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) İdlip’teki gezici sağlık ekibinden Dr. Mohammed Ya’akoub’un anlatımı

19 Ocak 2018 - “Bugün Türkiye sınırındaki El Rahman Kampı’na gittik. Kısa süre önce yerinden edilen 44 aile kampa yeni gelmişti. Önceden beri orada olan, yerinden edilmiş 70 aile daha var.

Kuzeybatı Suriye'deki yoğun çatışmalar ve hava saldırıları nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 212.000 kişi kış şartlarında barınacak yer arayışında. Fotoğraf: Omar Haj Kadour/MSF

Bazı aileler bir miktar eşya da getirebilmiş ama yanına hiçbir şey alamadan yola düşenler de var. Kliniğe gelenlerin pek çoğu üzgün, pek konuşmuyorlar, sadece evlerine ne zaman dönebileceklerini soruyorlar. Bazıları kalacak yer bulmak için arazi kiralamanın bu kadar pahalı olmasından, çadır bulamamaktan ve yardım alamamaktan da mustarip.

Bu kamp alanı 70 aileye zaten yetmiyordu, şartlar zorlanıyordu. Şimdi 100’den fazla aile var. Yeni gelenlerden bazıları yanlarında çadır da getirmiş, bazılarına da yardım dernekleri tarafından çadır verilmiş. Birçok aile tek çadırı paylaşmak zorunda kalıyor.

Sağlık açısından çok zor durumdalar. Kimi aileler buraya varana kadar bir hafta yolculuk etmiş, yol kenarlarında çadır kurmuş veya açık havada yatmak zorunda kalmışlar. Bu yüzden yüzde 90 gibi bir oranla kamp sakinlerinin neredeyse tamamı grip ve solunum yolu enfeksiyonları çok yaygın.

Kronik hastalıkları olan pek çok hasta bir aydır ilaçlarını alamıyor. Çok sayıda yüksek tansiyon ve diyabet hastası var. Çocuklar ise yıllardır aşılanmadı.

Sınır Tanımayan Doktorlar, kronik hastalara ilaç tedarik etti. Aynı zamanda çocuklara ve hamile kadınlara birinci doz aşılar yapıldı. Yaralıların pansumanlarını değiştirdik.

Bu kamp alanına en yakın hastane 10 kilometre mesafede, gitmesi zor bir yerde. İnsanlar oraya gidecek yol parasını bulamadıklar için, mevcut en iyi seçenek bu tıbbi desteği sunabildiğimiz gezici klinikler.”

“Yolculuğumuz ölümün içinden geçmek gibiydi”

İdlip’e bağlı Rasulayn’dan gelen 60 yaşındaki Um Sultan’ın anlatımı

12 Ocak 2018 - “Top atışlarından ölümlerden ötürü Rasulayn’dan kaçmak zorunda kaldık. Bizim çoluk-çocuğumuz kalabalık. Sekiz oğlumuz, üç kızımız ve 20 kadar torunumuz var. Kuzeye, Hazano’ya doğru geldik, burası da İdlip’in kırsal bölgelerinden biri.

Burada kalıyoruz çünkü gidecek başka yerimiz yok. Yaşadıklarımız yüzünden şok içindeyiz. Şimdi ayda 75.000 Suriye Lirası’na (165 dolar, yaklaşık 550 TL) bu araziyi kiraladık. Bir çadır kurduk, ne eşyamız kaldıysa içine dizdik.

Buraya gelirken yaptığımız yolculuk, ölümün içinden geçmek gibiydi. Yollar arabalarla doluydu; tepemizde savaş uçakları vardı. Her yanımıza bombalar düşüyordu. Oğlum korkudan arabayı o kadar hızlı kullanıyordu ki sonunda kaza yaptı.

Bize bir yardım gelmedi. Suyumuz, temizlik malzememiz, doğru dürüst bir çadırımız ve gidebileceğimiz bir tuvalet olmadan bu çamurlu tarlada yaşıyoruz. Komşumuzun su deposundan içme suyu alıyorduk ama şimdi o da bitti, artık susuz kaldık.

Ev eşyalarımızı buraya getirdik, oğullarım şimdi onları satıp, başımızı sokacak bir yer yapmak için inşaat malzemesi alıyor. Berbat durumdayız. Gidecek tuvalet olmadığı için uzaklaşıp bir ağacın, bir tepenin ardına saklanarak ihtiyaç gideriyoruz. Geldiğimizden beri banyo yapmadık.

En çok ihtiyaç duyduğumuz şey tuvalet ve banyo, temiz içme suyu, bir de giyecek, özellikle çocuklar için. Üstümüzde başımızda ne varsa onlarla geldik. Tüm kıyafetlerimiz çamura battı. Bunları yıkarken çocuklar, kıyafetleri kuruyana kadar bu soğukta çıplak kalıyor.

Umarım yakında evimize dönebiliriz. Bizim aile 12 evdir, evlerimizin hepsini geride bıraktık. Evde dönmekten daha iyi bir şey olamaz.”

“Eskiden güvenli sayılan yerlerde yaşayanlar şimdi evlerini terk ediyor”

Bölgedeki resmi kamplar doluluk oranı açısından kapasitenin çok üzerine çıktığı için, ülke içinde yerinden edilen kişilerin çoğu İdlip'te geniş bir alana yayılmış olan 160’a yakın geçici barınakta yer bulmaya çalışıyor. Eğreti çadırlarda genellikle üç veya dört aile birlikte kalıyor ve her bir aile yaklaşık altı kişiden olşuyor. Isınmak için kullanılan araç gereçler ise çadır içinde güvenli değil. Fotoğraf: Omar Haj Kadour/MSF

MSF’nin İdlip’teki Proje Yürütücüsü Zuhair Kanjo’nun anlatımı

19 Ocak 2018 - “İlk göç dalgasını haber alınca iki günde hızlı bir ihtiyaç tespit çalışması yaptık. Bir MSF ekibi, İdlip’in doğusundaki kırsal alanda yeni kurulan dokuz yerleşim alanını dolaştı. Orada tanıştığımız yerinden edilmiş insanlardan bazıları bu bölgedeki akrabalarının yanına yerleşmişti ama çoğu derme çatma çadırlarda yaşıyordu.

Bazı yerel kuruluşlar az da olsa bir miktar yardımı dağıtmıştı. İnsanlar su ve yiyecek almak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için kendi paralarıyla alışveriş yapıyordu ama buna gücü yetmeyenler de vardı. MSF bölgeye gelen ilk tıbbi insani yardım kuruluşuydu.

Bu yerleşim alanlarında tuvalet de, yıkanma imkanı da yok. Tuvalet olmayınca insanlar uzun bir zaman yürüyüp, bir tepenin, ağacın altında ya da açık alanda ihtiyaç gidermek zorunda kalıyor. Kimileri tahta parçaları ve battaniyeler kullanarak basit tuvaletler yapmış.

Ülke içinde yerinden edilen bu insanlar çok zor durumdalar. Mevsim kış, yerleşim alanlarındaki insanların düzgün çadırlara ve ısınmaya ihtiyacı var.

Çocuklar için süt çok büyük bir ihtiyaç. Şu anda buradakilerin bir kutu süt alabilmek için 40 kilometre yol kat etmeleri gerekiyor.

Sağlık ihtiyaçları da büyük. Bu yerleşim alanlarından bazılarına gelen bir gezici klinik var ama o da ancak ayda bir kere geliyor. Kaldıkları yerler insanların barınmasına uygun değil. Her yeri su basıyor, yerler çamur içinde. Son yağan yağmurlarda ve kar fırtınalarında yüzlerce çadır yıkıldı. Vaziyet çok acıklı.

Üstelik şartlar git gide kötüleşiyor çünkü yerinden edilenler bu bölgeye gelmeye devam ediyor. Savaşın başlangıcından beri Suriye’de yaşanan en büyük çaplı nüfus hareketlerinden biri bu ve yardım kuruluşlarının çabası buradaki ihtiyacı karşılamaya yetmiyor.

Aslında bu bölgeler, yeni başlayan şiddet olaylarına kadar oldukça istikrarlı bölgelerdi. Dolayısıyla bölge sakinleri şimdiye kadar büyük ölçüde yerlerinde kalabilmişlerdi. Hatta bir çoğu, ülkenin başka yerlerinde yaşanan çatışmalardan kaçan insanları yanlarında misafir ediyordu.

Ancak çatışmaların şiddetlenmesi burada her şeyi değiştirdi. Eskiden güvenli sayılan yerlerde yaşayanlar şimdi evlerini terk ediyor. Çoğu yürüyerek kaçıyor çünkü başka ulaşım imkanları yok. Yanlarına alabildikleri eşyaları yüklenmiş, çamurlu yollar boyunca yürüyorlar.”

Yorum Yapın