Manus Adası'ndaki sığınmacı ve mültecilerin tıbbi desteğe ihtiyacı var

MSF, Manus Adası’ndaki sığınmacı ve mültecilere tıbbi destek sunmak için Papua Yeni Gine makamlarından izin istiyor

25 Kasım 2017 - Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Papua Yeni Gine hükümetinden, Manus Adası’ndaki geçiş merkezlerinde bulunan sığınmacı ve mültecilerin durumunu değerlendirmek ve gereken tıbbi yardımı yapabilmek için MSF ekibine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Avustralya’nın, ülkeye iltica etmek isteyen mülteci ve sığınmacılara ilişkin politikası, Avustralya’ya deniz yoluyla ulaşmaya çalışan tüm sığınmacıların otomatik olarak ya ada ülkesi Nauru’ya ya da Papua Yeni Gine’deki Manus Adası’na gönderilmesini ve iltica taleplerinin burada değerlendirilmesini öngörüyor.

Ancak bu noktada Nauru veya Papua Yeni Gine makamları bu kişilere mülteci statüsü verse bile, mültecilerin Avustralya’ya yerleşme seçenekleri bulunmuyor.

Avustralya hükümeti bu politikanın “insan kaçakçılığı modelini kırdığını” iddia ediyor. Avustralya’da iki partinin de destek verdiği bu politika ilk kez 2001’de uygulamaya kondu, 2008’de uygulamadan kaldırıldı ve 2012’de yeniden uygulanmaya başladı.

Nisan 2016’da Papua Yeni Gine Yüksek Mahkemesi, mültecilerin alıkonduğu Bölge İşlem Merkezi’nin (Regional Processing Centre) yasadışı olduğuna ve kapatılmasına karar verdi. Papua Yeni Gine makamları bunun yerine “geçiş merkezleri” adını verdikleri tesisleri kurdu. Bölge İşlem Merkezi’nde tutulan yüzlerce mülteci, buradan zorla çıkarılarak geçiş merkezlerine götürülmeye karşı çıkarak durumu protesto etti. Bunun üzerine 31 Ekim’de, merkezdeki mültecilerin suyu ve elektriği kesildi, yemek verilmemeye başlandı ve sağlık hizmeti veren özel kuruluş bu merkezden ayrıldı.

Su, gıda ve sağlık hizmetine erişim son derece kısıtlı

Bu müdahalenin ardından 24 Kasım Cuma günü, Manus Adası’nda resmi olarak kapatılmış olan Bölge İşlem Merkezi’ndeki tamamı erkek yüzlerce sığınmacı ve mülteci, Papua Yeni Gine polisi tarafından zorla çıkartılana kadar merkezi terk etmedi. Bu tarihte Bölge İşlem Merkezi’ndeki mülteci ve sığınmacıların bir bölümü geçiş merkezlerine yerleştirilirken, bir kısmı da Nauru Adası’na gönderildi.

MSF, 19 Kasım Pazar günü, Bölge İşlem Merkezi’nde kalanların sağlık durumunu değerlendirmek için Papua Yeni Gine yetkililerinden yazılı izin almıştı. Bu izin üzerine Manus Adası’na giden iki doktor ile bir su ve sanitasyon uzmanından oluşan ekip 22 Kasım Çarşamba gününden bu yana merkezde hazır bekliyordu.

Ancak ellerinde yazılı izin olduğu halde ekibin söz konusu merkeze girmesine izin verilmedi ve merkezde bulunan 328 kişi Cuma günü buradan alınarak başka geçiş merkezlerine gönderildi.

Bugüne dek MSF’nin geçiş merkezlerinin hiçbirine girmesine izin verilmedi.

Manus Adası’na giden MSF ekibinde yer alan MSF Avusturalya Başkanı Dr. Stewart Condon adadaki son durumu şöyle aktardı: “Bir insani yardım çalışanı ve bir doktor olarak Manus Adası’ndaki geçiş merkezlerinde sığınma başvurusunda bulunan insanların ve buradaki mültecilerin sağlığından büyük endişe duyuyorum.

Bu insanların üç haftadır su ve gıdaya kısıtlı şekilde erişebildiği bildiriliyor. İçlerinden bazıları dört yıldır burada kapalı tutuluyor. Bu durumun onların ruh sağlığı üstünde olumsuz etkileri olduğunu tahmin ediyoruz.

23 Kasım Perşembe günü burada gördüğümüz bir adam, daha sonra Bölge İşlem Merkezi’nden alınarak ambulansla Lorengau Hastanesi’ne götürüldü. Susuz kalmış, yetersiz beslenmiş görünüyordu. Ağır depresyon belirtileri de gösterdiğini gözlemledik ama onunla konuşma imkanımız olmadı. Durumunu takip ediyoruz.

MSF olarak, burada tutulan insanların tıbbi ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmadığından endişe duyuyoruz. Yerel imkanların gerekli tıbbi bakımı sağlayacak kapasitede olduğundan emin değiliz. Şartlar hızla değişiyor, elimizden gelen tıbbi insani yardımı sunmak üzere burada hazır bekliyoruz.

Yetkililere, bağımsız bir tıbbi insani yardım kuruluşu olan Sınır Tanımayan Doktorlar’ın, geçiş merkezlerine girerek buradaki sığınmacı ve mültecilerin sağlık durumunu değerlendirmesine izin vermeleri çağrısında bulunuyoruz.”

 

Yorum Yapın