Mişmişan: Kuzeybatı Suriye’de durum gittikçe kötüleşiyor

MSF'nin destek verdiği sağlık ekipleri, 8 Şubat 2018 tarihinde gerçekleşen ve aşılama birimini yerle bir eden hava saldırısından önce, İdlip'teki Mişmişan Sağlık Merkezi'nde çocukları aşılıyor. Fotoğraf: MSF

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Kuzeybatı Suriye Program Direktörü Omar Ahmed Abenza, şartların çok ağır olduğu bölgenin bugünkü durumunu anlattı.

9 Şubat 2018 - “Dün, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlip bölgesine bağlı Mişmişan’da bir sağlık merkezi hava saldırısında vuruldu. Şartların zaten ağır olduğu bu bölgede, felakete doğru bir adım daha atılmış oldu. Bir kez daha söylüyoruz: Bu bombardıman zalimliktir ve sağlık tesislerine saldırılması asla hoş görülemez.

Kuzeybatı Suriye’de sivillerin yaşadığı bölgelerin, özel olarak da sağlık tesislerinin vurulması acı ama inkar edilemez bir gerçek. Yedi yıldır süren bu savaşta bu tür bombardımanlar yazık ki rutin sayılır oldu, fakat şu anda böylesi saldırılarda öyle bir artış var ki bunu, yeni bir dönüm noktası, silkinip kendimize gelmek için yeni bir çağrı olarak görmeliyiz.

Sınır Tanımayan Doktorlar Mişmişan’daki bu sağlık merkezinin aşılama faaliyetlerine destek sunuyordu. 2017’nin ikinci yarısında buradaki ekip 10 binden fazla çocuğa aşı yaptı.

Bu hizmeti vermek için gerekli altyapı şu an çökertilmiş durumda. Sağlık merkezinde aşılama faaliyetlerinin yapıldığı bölüm büyük hasar gördü; hem aşı stokları yok edildi hem de aşıları soğuk tutmak için kullanılması gereken buzdolapları paramparça oldu.

Bölgenin güneyinde ve doğusundaki şiddetli çatışmalar nedeniyle çok sayıda aile bu çevreye kaçmıştı. Yerinden edilerek Mişmişan çevresine gelen, hassas durumdaki pek çok insanın sağlık merkezindeki aşılama hizmetinden haberdar dahi olmayabileceği, bu savaş ortamında aşılama imkanının bulunmasını beklemeyeceği ya da burada aşılama yapıldığını duyduysa bile savaş yüzünden sağlık merkezine gelmekten korkabileceği dikkate alındı. Bu nedenle MSF Mişmişan’daki aşı ekibinin toplum içinde gezici hizmet vermesine destek oluyordu.

Sağlık merkezinin hedef alındığı o sabah, aşılama ekibi civar köylerde çalışmaya gitmişti. Hem ekibin hem de normalde sağlık merkezinde aşı sırası bekleyecek çocukların ve anne-babaların hayatı bu sayede, şans eseri kurtuldu.

Elbette bu, saldırıda altı kişinin öldürüldüğü gerçeğini değiştirmiyor; bunun bir tesellisi, telafisi yok. Hayatını kaybedenlerin hepsi hastalar ve yakınlarıydı. 17 kişinin saldırıda yaralanmış olmasının da tesellisi yok; yaralananların üçü bu merkezde çalışan sağlık personeliydi. Öldürülenlerin ailelerine ve yakınlarına baş sağlığı dileklerimizi sunuyor, yaralılara acil şifa diliyoruz.

İçinde bulunduğumuz durumda ortaya çıkan bir başka sorun da, bu yaralıların nerede tedavi edileceği meselesi. Ne zaman bir sağlık tesisi bombalansa, korkunç bir domino etkisiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Örneğin Kunaya’da bulunan, MSF’nin de kapsamlı bir destek sunduğu sevk hastanesinde çalışanlar, Mişmişan’da yaşanan olay nedeniyle haklı olarak son derece kaygılılar. Kunaya Hastanesi idaresi, buranın da bombalanması ihtimaline karşı sağlık çalışanları ve hastalar için riski azaltmak adına hizmetlerini kısıtladı; durumu kritik olmayan hastaları evlerine gönderdi. Hastanede şu anda sadece acil servisi ve ameliyathaneyi çalıştıracak bir çekirdek kadro görev yapıyor. Bunların haricinde hiçbir faaliyet yok.

Bir hastane veya kliniğin hedef alındığı her sefer bu domino etkisini yeniden yaşıyoruz. Sonuç olarak ihtiyaçlar büyüyor, tıbbi yardıma ihtiyaç duyan insan sayısı artıyor ve onlara yardım edebilecek durumda olan, hala hizmet veren sağlık merkezlerinin sayısı azalıyor. Bu gerçekten tam bir kısır döngü.

Her şeye rağmen hala açık kalan tesisler o kadar büyük bir yoğunluk yaşıyor ki hızla konmak zorunda kalınan teşhislerde hata yapma ihtimali daha yüksek ve kritik vakaları sevk etme imkanı daha dar, hatta imkansız.

Böylece daha fazla sayıda insanın durumu daha da ağırlaşıyor; daha ileri seviye sağlık hizmetine duyulan ihtiyaç artıyor ama o hizmete ulaşma imkanı azaldıkça azalıyor.

Gezici kliniklerle çalışan ekiplerimiz bu durumlara tanıklık ederek yerinden edilmiş ailelerin barındığı yerleşim yerlerini dolaşıyor. İnsanlar kalabalık çadırlara doluşmuş, soğuktan korunmaya çalışıyorlar. Kimileri savaştan ve bombalanma tehlikesinden kurtulmak için onlarca kilometre yolu yalın ayak yürümüş.

Yaygın olarak görülen sağlık sorunları, solunum yolu enfeksiyonları ile şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklar.

Sağlık hizmetine erişim olmadığı zaman bu hastaların durumu ağırlaşıyor, kronik hastalıklar sonunda hayatı tehdit eder hale geliyor. MSF gezici klinik ekipleri ulaşabildiği hastaları tedavi edebiliyor ama İdlip’in kuzeyinde yerinden edilmiş yüzbinlerce insan var ve bunların hepsinin doktorlara, hemşirelere ulaşması imkansız.

Halihazırda çok kötü olan durum, daha da berbat olma yolunda. Burada büyük bir felaketi engellemenin ilk adımı, sivillerin yaşam alanlarını ve sağlık tesisleri gibi sivil yapıları vurmaktan kaçınmaktır.”


Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Mişmişan Sağlık Merkezi’ne destek olan birkaç sağlık kuruluşundan biriydi. MSF hastaneye tıbbi malzeme ve ilaç sağlıyordu, ancak bu tesiste MSF personeli bulunmuyordu. Geçtiğimiz yılın Aralık ayında genel tıbbi malzeme tedarikini başka bir kuruluş üstlenirken MSF bu tesiste özellikle aşılama faaliyetlerine odaklanmıştı; aşılama ekibine eğitim verilmiş, teşvik ödemeleri karşılanmış, aşılama merkezi gereken ekipmanla donatılmış ve aşılar temin edilmişti.

İdlip vilayetinin diğer bölgelerinde MSF’nin üç adet gezici kliniği hizmet veriyor. Buralarda MSF ekipleri sahada çalışıyor, ayrıca dağıtım ekipleri yerinden edilmiş insanlara kışın hayatta kalmak için gereken malzemelerden oluşan paketler ve ihtiyaç kitleri temin ediyor. Bunun yanı sıra MSF’nin Kunaya Hastanesi’ne tam destek sağladığı bir ortaklık anlaşması mevcut. Kuruluş, bölgedeki diğer hastane ve sağlık merkezlerine farklı derecelerde uzaktan destek sunuyor.

İdlip vilayetinin güneyinde Suriye Hükümeti’ne bağlı kuvvetler ve müttefikleri, silahlı muhalif gruplara karşı yoğun bir saldırı yürütüyor. Cephe hattının gerisinde, İdlip’in orta ve kuzey kesimlerinde, sağlık tesisleri de dahil olmak üzere sivil altyapı hava bombardımanlarında vuruluyor. Bu, çatışmaların kendi köy ve kasabalarına yaklaşmasıyla birlikte evlerini terk etmek zorunda kalan insanların içinde bulunduğu krizi derinleştiriyor. Geçtiğimiz yılın Aralık ayından bu yana on binlerce aile, daha önce İdlip vilayetinin kuzey kesimine sığınmış bulunan yerinden edilmiş yüzbinlerce insanın yanında, kalacak bir yer bulmaya çalışıyor. Çadırı dahi olmayan pek çok aile diğer ailelerin yanında barınacak yer arıyor. Soğuk havada, korku içinde yaşam mücadelesi veren bu insanların sağlık durumu giderek kötüleşiyor.

Yorum Yapın