Fatima ve kızlarının öyküsü: Moria Kampı'nda intiharın eşiğinde

Fatima, 14 ve 17 yaşlarındaki kızlarıyla birlikte Moria Kampı'nda yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Fotoğraf: Anna Pantelia/MSF

Yunanistan’ın Midilli Adası’nda göçmen ve mülteci nüfusu durmaksızın artarken, adadaki Moria Mülteci Kampı’ndaki durum gitgide kötüleşiyor. Çatışma ve isyanların gündelik hale geldiği kampta cinsel şiddet olayları yaşanıyor ve burada kısılıp kalmış binlerce insanın ruh sağlığı bozuluyor.

3.000 kişilik kapasitesi olan Moria Kampı’nda halihazırda 8.000 kişi mahsur kalmış durumda. Dolayısıyla şartlar o kadar kötü ki insanların hem fiziksel sağlığı hem de ruh sağlığı ciddi şekilde zarar görüyor.

Fatima* Irak’taki evini neden terk etmek zorunda kaldığını ve Yunanistan’daki Moria Kampı’nda yaşamanın kızını nasıl intiharın eşiğine getirdiğini Sınır Tanımayan Doktorlar’a (MSF) anlatıyor.

“İki kızımla Irak’tan ayrılıp Türkiye’ye kaçmak zorunda kaldım çünkü kocam beni ve çocuklarımı dövüyordu. Omzumu kırdı. Bizi akla hayale gelmeyecek şekillerde suiistimal ediyordu.

Kızların evlenmesini istiyordu. Bunun için bizi dövüyordu. Kızların okula gitmesini de engelledi; okula gidemesinler diye tırnaklarını söktü.

Kızlarımla birlikte Türkiye’ye giden bir uçağa bindik ama bir arkadaşım bana ailemin ve kocamın beni aradığını söyledi, o yüzden sürekli yer değiştirmek zorunda kaldık.

Sonunda denizi geçip Yunanistan’ın Midilli Adası’na ulaştık ve orada bir çadıra yerleştirildik. Bir süre sonra hastalandım, o yüzden beni sekiz başka aileyle birlikte bir nakliye konteynerine yerleştirdiler.

Şimdi bu konteyneri 28 kişi paylaşıyoruz. Konteyner çok küçük ve gürültülü; doğru düzgün temizlenemiyoruz çünkü temizlik malzemelerimiz yetersiz.

Kampta bize iyi davranmıyorlar ve yetersiz besleniyoruz çünkü yeteri kadar yiyecek alamıyoruz – kızlar iyi beslenemedikleri için sık sık bayılıyorlar.

Buradaki kampta hiç güvenlik yok. Dört hafta önce bir adam büyük kızıma saldırdı. Kızım daha 17 yaşında. Polis bunu gördü ama hiçbir şey yapmadı. Birçok kez Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden ve kamp yönetiminden beni bu kamptan çıkarmalarını istedim ama çıkarmadılar.

Buraya geldiğimizden beri güvenlik güçlerince hiçbir şekilde korunmadık. Kızlar için okul yok, burada hiçbir şey bulamadık. Geldiğimiz Avrupa bu mu?

Kampta korku içinde yaşıyoruz, güvende hissetmiyoruz. Henüz 14 yaşında olan küçük kızım yanında hep bir bıçak taşıyor; kendisine zarar vereceğini söylüyor ve çok ağlıyor. Ablasıyla çok şiddetli kavgaya tutuşuyor ama bu kavgalar yalnızca buraya, Moria’ya geldiğimizde başladı. Buraya geldiğimizden beri artık hep böyle. Çok fazla konuşmuyor, okula gitmek istemiyor ve hep şiddete başvuruyor. Çok çabuk sinirleniyor. Bizimle bile konuşmak istemiyor.

Moria Kampı'ndaki ilk 10 günün ardından bir paket ilaç yuttu. Ablasıyla kavga etmişti ve “Irak’ta dayak yiyorduk ve buraya gelince de aynı şeyle karşılaştık. Bizi kim koruyacak?” diye diyordu.

İki kere yastığının altında bıçak buldum. Kamptaki koşullar onu korkutuyor. Yalnız bıraktığımda onu hep başını öne eğmiş ağlarken buluyorum. Bir anne olarak kızlarımı korumaya çalışmaktan yoruldum çünkü onları koruyamıyorum.

Her şeyin iyi olmasını umuyordum ama olmadı.

Adaya geldiğimizden beri artık ümidim kalmadı. Daha iyi bir gelecek için geldik ama bizi koruyan yok, güvenlik yok, eğitim yok. O yüzden kızlarım için nasıl bir gelecek bekleyebilirim ki? Irak’taki durumumuzla buradaki durumumuz arasında fark yok. Çok yoruldum. Sığınma talebimiz için bir sonraki görüşmemiz gelecek yılın Şubat ayında. Şubat’a kadar burada kalamam. Bazen hayatıma son vermeyi düşünüyorum.”

* Hastanın kimliğini korumak için ismi değiştirilmiştir.

Yorum Yapın