İnsani yardımın başkenti Güney Sudan’a hoş geldiniz!

Tereza Kaplanova/MSF

Dünyanın en “yeni” ülkesi Güney Sudan’ı nasıl bilirdiniz? Çek epidemiyolog* Tereza Kaplanova, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ile ilk saha görevlendirmesinde, çatışmaların yıkıma uğrattığı ülkeyle ilgili düşüncelerini paylaşıyor.

Dünyanın en yeni ülkesi Güney Sudan’a hoş geldiniz.

“Yeni” dediğimiz zaman çoğunlukla modern, işler durumda, parlak, hatta belki de hediye paketi içinde bir şey hayal ederiz.

Bu ülkede ortalama yaşam süresi 56 yıl. Buradaki anne ölümleri oranı, dünyadaki en yüksek oranlardan birisi ve 15 yaşın altındaki çocuklar nüfusun yüzde 40’ından fazlasını oluşturuyor. Okur yazarlık oranı yüzde 27 ve işsizlik yüzde 88’e ulaşmış durumda.

Güney Sudan, Afrika’nın en uzun süreli iç savaşının ardından 2011 yılında bağımsızlığını kazandı. Bununla birlikte 2013’ün sonlarında, egemen gruplar arasındaki iktidar mücadelesi ortamında yeni bir çatışma patlak verdi.

Eski Fangak. Burası, 2014 yılından bu yana şiddetten kaçan binlerce kişi için bir sığınak olmuş durumda. Fotoğraf: Frederic Noy/Cosmos.

Beklentiler

Peki, Güney Sudan’a gelmeden önce ne bekliyordum? Hiçbir şey. Ve şimdiye kadar gördüklerimin bundan daha mı iyi, yoksa daha mı kötü olduğundan emin değilim.

Aslına bakılırsa başkent Cuba’ya geldiğim zaman sokaktaki silahlı kişilerin sayısının az olması beni şaşırtmıştı, çünkü kamu alanlarını koruyan yalnızca birkaç resmi görevli vardı. Buna karşılık mahallede sabah koşusuna çıktığımda insanlar gülümsüyor, el çırpıyor ve tezahürat yapıyorlardı.

Çocukların zorla askere alındığı, kadınların cinsel şiddetle karşı karşıya olduğu ve eyaletlerden birinde birkaç yardım görevlisinin rehine alındığını duyduğum yerle burasının aynı ülke olduğunu kendime hatırlatmam gerekiyordu. Buraya geldiğim son bir ay içinde Güney Sudanlıların soyulduğunu, tehdit edildiğini ve yaralandığını duyduğum yerdi burası.

Ortalama enflasyon oranın yüzde 120’nin üzerinde olmasıyla hükümet kaynak eksikliği çekiyor ve halk yiyecek satın almakta zorlanıyor. Ben de döviz kurunun bir haftada yüzde 30 arttığına bizzat şahit oldum.

Kahve, yoğurt, kahvaltılık gevrek, küçük bir paket yerfıstığı, sabun ve zeytinyağından oluşan alışveriş harcamamın 40 ABD doları (243 TL) etmesine şaşırmamak gerekiyor. Eğer karides seviyorsanız, 400 gramlık donmuş paket için 60 ABD doları (365 TL) ödemeye hazır olun.

Ekonominin yedi yıl önce çöktüğü Güney Sudan’a hoş geldiniz.

İnsani yardımın başkenti

Cuba’da arabayla gezerken birçok sivil toplum örgütünün eğitime dikkat çekmek için ortaklaşa astığı pankartlardaki sloganları görürsünüz: “Okulu tek bir gün bile kaçırmıyorum... Herkes için erişilebilir ve adil eğitim.”

Cuba Havaalanı, insani yardım taşıyan uçak ve helikopterlerin geçit töreni yaptığı bir yer; bütün dünyada bu kadar çok Dünya Gıda Programı uçağı olduğunu bilmiyordum. İnsani yardımın başkenti Güney Sudan’a hoş geldiniz.

MSF Güney Sudan’da ilk kez 35 yıl önce çalışmaya başladı. 2017 yılında MSF’nin Güney Sudan’daki harcamaları 75 milyon Avro’nun üzerindeydi. Buradan ayrılamamıştık. Projelerimizden bazıları birkaç, hatta onlarca yıldır devam ediyordu.

Kendimizi kronik bir acil durumun ortasında sıkışıp kalmış olarak bulmuştuk.

Fatma ve altı aylık kızı sağlık kontrolünden geçiyor. Fotoğraf: Jinane Saad/MSF

Ülkenin kuzeyindeki Maban bölgesinde bulunan Doro şehrindeki projemizi ilk kez ziyaret ettiğimde, MSF’nin 60 bin kişilik bir mülteci kampına nasıl sağlık hizmeti sunduğuna, bu arada yakındaki bir kasabada yaşayan insanlara da hizmet verdiğine tanık oldum. Bu iki yerde, çalışanlar haftada 3 binden fazla hastayı muayene ediyor ve 50’den fazla kadına doğum yaparken destek oluyor.

Hasta muayenelerinin çoğu sıtma, solunum yolu enfeksiyonları ve ishalle ilgili, ama ekip aynı zamanda akrep ve yılan sokmaları, tüberküloz, menenjit ve daha önce yalnızca ders kitaplarında okuduğum başka birçok hastalık için de insanları tedavi ediyor.

Güney Sudanlı ekip

Güney Sudan’a geldiğim zaman hiçbir beklentim yoktu...

Güney Sudanlı iş arkadaşlarımın, benim günlük motivasyonumun ana kaynağı olmalarını kesinlikle beklemiyordum. Onların el sıkışma kültürlerine uyum sağlamayı çabucak öğrendim ve her el sıkışmaya karşılık olarak daima büyük bir gülümseme alıyorum.

Güney Sudanlı iş arkadaşlarım öğrenmeye ve bilgilerini paylaşmaya çok hevesli.

Büyük olasılıkla benden önceki pek çok uluslararası personele, çalıştıkları bölümün veri toplama ve raporlama yöntemlerini anlatmışlardı ama bir kez daha sabırla bana anlattılar. Ayrıca hastaları nasıl saymaları gerektiğini ve onları çeteleye nasıl kaydedeceklerini dikkatle açıklayarak hasta kayıt defterinin yeniden biraz değişeceğini bildirdiğim zaman bile beni sabırla dinlediler.

Zor sorular

Güney Sudan’a geldiğim zaman hiçbir beklentim yoktu...

Sıtmanın her yıl epidemi eşiğini geçtiğini bilmiyordum. Beslenme yetersizliğinin zirveye ulaşmasının “mevsimsel” olarak gerekçelendirilebileceğini ve bunun, insani yardım aktörlerince göz ardı edilebileceğini aklıma getirmemiştim.

İnsani yardım ödeneğinin kesilmesinin gerçekte ne anlama geldiğini gözümde canlandıramıyordum.

Güney Sudan’a geldiğim zaman hiçbir beklentim yoktu ama kronikleşen insani krizin neye benzediğini artık biliyorum.

Güney Sudan’da çatışmaların başlamasının üzerinden onlarca yıl geçti. Gazete başlıkları aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar. Gıda krizleri yıldan yıla ülkeyi vuruyor. Dünya Gıda Programı uçakları ardı ardına havaalanından ayrılmaya devam ediyor.

Ve durmadan kendime soruyorum: Yaptıklarım yeterli mi? Yaptıklarımız yeterli mi? Senin yaptıkların yeterli mi?

* Epidemiyolog: Salgın Hastalıklar Uzmanı

Yorum Yapın