MSF İtalya'nın talep ettiği Davranış Kurallarını imzalamayacak

Bourbon Argos ve Aquarius mürettabatı, MSF ekipleriyle birlikte, Akdeniz'de ahşap bir teknede sürüklenen 700 kişiyi kurtardı. 12 Kasım 2016. Fotoğraf: Maria Carla Giugliano/MSF

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Akdeniz’de hayat kurtarmaya devam edecek, ancak İtalya’nın talep ettiği “Davranış Kuralları’nı” imzalamayacak

2 Ağustos 2017 – Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), İtalya İç İşleri Bakanlığı’nı resmi olarak bilgilendirerek Akdeniz’de arama kurtarma çalışmaları yürüten sivil toplum kuruluşlarına ilişkin Davranış Kuralları’nı imzalamayacağını bildirdi.

Arama Kurtarma Çalışmaları Direktörü Annemarie Loof, konuya ilişkin şöyle konuştu: “Davranış Kuralları’nı bu haliyle imzalamamız mümkün değil. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, MSF halihazırda finansal şeffaflık gibi bu metindeki birçok maddeyle uyumlu hareket ediyor.

Ekiplerimiz, arama ve kurtarma faaliyetlerine Roma’da bulunan Deniz Kurtarma Koordinasyon Merkezi (MRCC) koordinasyonunda, uluslararası hukuk ve denizcilik hukuku doğrultusunda devam edecek.”

‘Güvenli noktalara insan tahliyesi’ sorun yaratabilir

Davranış Kuralları’nda yer alan birçok önerinin şu an yürütülmekte olan arama kurtarma çalışmalarını verimlilik ve kapasite açısından olumsuz etkilemenin yanı sıra insani sorunlar yaratması da bekleniyor.

Özellikle ‘kurtarma çalışması yürüten gemilerin kurtardıkları insanları başka bir gemi yerine güvenli bir noktada karaya bırakmasını’ öngören öneriler, şu an elimizde olan imkanlara gereksiz sınırlamalar getiriyor.

MSF, denizde çalışma yürütmeye başladığından beri hem diğer gemilerden gelen talepler hem de kendi kararları doğrultusunda diğer gemilerden transferleri kabul etti. Bu transferlerin tümü Roma’daki Deniz Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin (MRCC) doğrudan talebi ya da koordinasyonu doğrultusunda gerçekleşti.

Kurtarma gemilerinin güvenli noktalara insan tahliyesi yapmasından doğan gemi hareketliliği, arama ve kurtarma bölgesindeki kurtarma gemilerinin sayısının azalmasına sebep olacaktır. Kurtarma gemilerinin sayısının azalması ise, halihazırda yetersiz kalan arama ve kurtarma kapasitesini daha da sınırlayacağı gibi kitlesel boğulmaları da artıracaktır.

Ayrıca, Davranış Kuralları’nda güvenli noktalara insan tahliyesi söz konusu olduğunda tam olarak kiminle iletişime geçileceği konusundaki belirsizlik, kurtarma çalışmalarını yavaşlatacaktır. Oysa kurtarma çalışmalarında bir dakika bile ölüm kalım meselesi anlamına gelmektedir.

Silahlı polislerin gözetiminde insani yardım yürütülemez

Kültürel arabulucuk yapan MSF çalışanları, MSF'nin arama kurtarma ekipleriyle birlikte Akdeniz'de sürüklenen bir botta mahsur kalan yaklaşık 130 kişiyi kurtarıyor.

Davranış Kuralları’nın gözden geçirilmiş versiyonunda “adli polisin insani yardım çalışmalarına önyargıyla yaklaşmayacağına” dair bir ifade bulunmaktadır, ancak bu ifade yoruma açıktır ve polisin silahsız olması yönündeki talep dikkate alınmamıştır.

İnsani yardım çalışanlarının kurtarma gemilerinde silahlı polisler eşliğinde çalışma yürütmeleri; bağımsızlık ve tarafsızlık gibi temel insani yardım ilkelerine aykırı bir uygulama olacaktır.

Bu uygulama, insani yardım kuruluşlarını AB üye ülkelerinin siyasi çıkarlarına bağımlı hale getirecektir. MSF’nin bunu kabul etmesi mümkün değildir, zira bunu kabul etmesi halinde MSF’nin dünyanın çeşitli bölgelerinde tehlike altında bulunan topluluklara erişiminin yanı sıra MSF ekiplerinin güvenliği de olumsuz etkilenecektir.

Arama-kurtarma devletlerin sorumluluğunda olmalıdır

Denizde arama ve kurtarma çalışması yürütmek devletlerin sorumluluğu altındadır. MSF gibi sivil toplum kuruluşlarının yürütmekte olduğu kurtarma çalışmaları, devletlerin “sorumluluk boşluğundan” kaynaklanan ve bu boşluğu doldurmaya yönelik geçici bir yöntemdir.

İtalya’nın diğer AB üye ülkeleriyle karşılaştırıldığında gösterdiği takdire değer çalışmaların altının çizilmesi ve AB üye ülkelerinin İtalya’yı desteklemek amacıyla etkili bir arama ve kurtarma mekanizması oluşturması gerekmektedir.

2017 yılının ilk 6 ayında sivil toplum kuruluşları Orta Akdeniz’de yürütülen kurtarma çalışmalarının %35’ini gerçekleştirdi. Sadece MSF bu 6 aylık süreç içerisinde 16 binden fazla insanın hayatını kurtardı. MSF, arama ve kurtarma çalışmalarına başladığı 2015’ten bu yana Akdeniz’de geçerli olan tüm uluslararası, ulusal ve denizcilik hukukunun yanı sıra tıp etiği ve uluslararası insancıl hukuka dayanan kendi tüzüğüne de sıkı sıkıya bağlı kalmıştır. MSF tüzüğü ve ilkeleri için: http://sinirtanimayandoktorlar.org/hakkimizda/tuzuk-ve-ilkelerimiz/

Yorum Yapın