MSF Trump'ın sığınmacılara yönelik politikasını kınıyor

MSF'nin La 72 Sığınmaevi'nde sürdürdüğü tıbbi yardım ve psikolojik faaliyetlerinin yanı sıra mültecilerin alabileceği her türlü desteğe dair bilgilendirme yapılıyor. Fotoğraf: Juan Carlos Tomasi

ABD-Meksika sınırında insani kriz sürüyor. MSF, ABD’de Trump yönetiminin sığınmacılara suçlu muamelesi yapan ve çocuklara zarar veren politikalarını kınıyor.

Mexico City/New York, 20 Haziran 2018 — Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde yayınladığı mesajda, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından dayatılan yeni sığınma kuralları ve politikalarının zalimce ve insanlık dışı olduğunu, bu politikanın Orta Amerika ülkelerindeki aşırı şiddetten kaçan binlerce insanın güvenli bir yere ulaşmasına imkan tanımadığını söyledi.

Trump yönetimi istismarcılarla aynı saflarda yer alıyor

Trump yönetimi, mültecilerin ve sığınmacıların korunmasını amaçlayan ve gerek ABD yasalarının, gerekse uluslararası hukukun güvencesi altında bulunan kanununları yürürlükten kaldırıyor.

ABD; suça, işkenceye ve istismara maruz bırakılmış insanları daha fazla zarara ve acı çekmeye maruz bırakıyor.

ABD makamları tarafından yapılanlar arasında bu kişilerin gözaltına alınması ve çocukların ailelerinden zorla ayrılması da bulunuyor.

Kısa süre önce MSF’nin El Salvador’daki programlarını ziyaret eden MSF ABD Direktörü Jason Cone, “güvende olmaya çalışmak suç değildir,” dedi. “Silahlı çeteler tarafından şiddet ve istismara maruz bırakılmış kişiler, ABD sınırına ulaştıklarında bu kez ABD yetkilileri tarafından suçlu muamelesi görüyorlar. Trump yönetimi, korunmaya ve bakıma en çok ihtiyaç duran, zarar görebilir durumdaki insanları şeytan gibi gösteriyor ve böyle yapmakla, hastalarımızın kaçmaya çalıştığı istismarcılarla aynı saflarda yer alıyorlar.”

MSF 2012’den bu yana, Meksika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne giden göç yolları üzerinde gezici kliniklerle tıbbi bakım ve ruh sağlığı desteği sağlıyor. Hastalarımız geldikleri ülkelerde insafsızca şiddet gördüklerini anlatıyor. Onlar, aile üyeleri öldürülmüş, kendileri saldırıya uğramış, kaçırılmış, işkence görmüş insanlar ve bu şiddeti hem geldikleri ülkede, hem de kaçış yolculukları sırasında geçtikleri yerlerde yaşamışlar. Maruz bırakıldıkları şiddet ve yaşadıkları ruhsal travma, düzey açısından MSF’nin savaş bölgelerinde şahit olduğu vakalara benziyor.

Her yıl yarım milyondan fazla insan El Salvador, Guatemala ve Honduras’tan kaçıyor. MSF’nin Meksika’daki programlarında elde edilen ve geçtiğimiz yıl açıklanan genel bilgiler ile tıbbi verilere göre El Salvadorlu mülteci ve göçmenlerin yüzde 55’i şantaja veya çıkar amaçlı eziyete maruz bırakıldığını bildirdi.

Yüzde 56’sının bir yakını şiddete bağlı nedenlerle hayatını kaybederken, yüzde 67’siyse ülkesinde kendisini asla güvende hissetmediğini söyledi. Geçtiğimiz yıllarda MSF ruh sağlığı ekiplerince tedavi edilen göçmen ve mültecilerin yüzde 92’si, kendi ülkelerinde ya da göç yolu üzerindeki ülkelerde şiddet içeren bir olay yaşadı.

Çocuklar yalnızca ABD'de ailelerinden ayrı tutuluyorlar

ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions geçen hafta, çete şiddeti ve aile içi şiddete maruz bırakılmış olmanın artık ABD’ye sığınma başvurusunda bulunmak için geçerli sebep sayılmayacağını belirten bir karar çıkardı.

Bu, Orta Amerika’daki yaşamsal tehditlerden kaçan insanların çoğuna ABD’nin kapılarını kapatacak çok genel bir karar. ABD yönetimi bu yıl daha önce, ABD’de yaşayan yüz binlerce El Salvadorlu ve Honduraslının güvenlik kaygılarını dikkate almaksızın onların geçici koruma altında bulunma statüsünü kaldırmıştı.

Orta Amerikalı göçmenleri hedef alan ve sınırda anne-babalarla çocukları birbirinden ayırmayı dahi kapsayan bu zalimce politikalar, aileleri ABD’ye sığınma başvurusunda bulunmaktan caydırmayı tüm dünyada zorla yerinden edilmenin rekor düzeylere vardığı bir dönemde mültecilerin ABD’ye kabulünü sınırlandırmayı hedefliyor.

MSF ABD Direktörü Cone, “Dünyanın başka hiçbir devleti, mülteci çocukları anne ve babalarından kasıtlı ve sistemli bir şekilde ayırmayı politika olarak benimsemiyor” diye konuştu. “Bu çocuklara daha da fazla zarar verilmeden, söz konusu dehşet verici, istismar edici uygulama derhal sona ermeli. Fakat aileden ayırma politikasına son verilmesi yeterli değil. Bunun sona ermesi, sığınmacı ve mültecilerin korunması için yerine getirilmesi gereken asgari adımdır. Sığınmacılara suçlu muamelesi yapan, 'sıfır tolerans' denen bu politikalara son verilmesini de talep etmeliyiz. Orta Amerika’dan kaçan pek çok insanın ölümden, şiddetten ve eziyet görmekten korkmak için makul sebepleri olduğunu görmemiz lazım.”

Göçmen ve sığınmacıların Meksika’dan geçen yolları

Orta Amerika’da süregiden istikrarsızlık, 2018’de mülteci ve göçmen hareketliliğini büyük ölçüde artırdı. Meksika’da en büyük artış, MSF'nin çalıştığı sığınaklarda ve özellikle mülteci kadın, refakatsiz çocuk ve ailelerin sayısında kaydedildi. 2018’in ilk dört ayı içinde Meksika’nın Tenosique kentindeki La 72 Sığınmaevi'nde 4.863 kişi kaydedildi. Bu sayı, 2017’nin aynı dönemine kıyasla yüzde 93,5’luk bir artışı ifade ediyor.

Geçen sene, MSF’nin göçmen sığınaklarının üçünde MSF psikologlarının destek sunduğu insanların yüzde 90’ı, kendi ülkelerinde ve/veya Meksika’dan geçtikleri sırada kasıtlı şiddete maruz bırakıldıklarını anlattı. 2018’in ilk dört ayında da bu eğilim devam etti.

Orta Amerika'daki insani kriz

Bir yanda ABD sınırından uzakta, Orta Amerika’da uzun zamandır devam eden istikrarsızlık, öbür yanda ABD’nin yeni politikaları, insanları Meksika’da hapsediyor ve aslında geçiş ülkesi olan Meksika’yı zarar görebilir durumdaki binlerce mülteci ve göçmenin zorunlu varış yerine dönüştürüyor.

Meksika’da da şiddet yaygın; hareket halindeki Orta Amerikalı topluluklar buradaki şiddetten ağır şekilde etkileniyorlar. Meksika’nın bazı bölgelerinde çeteler epeyce kuvvetliler ve göçmenlere karşı saldırılarda bulunuyorlar. Meksika’da göçmenler, kaçırılma, kaybedilme, cinsel taciz, insan kaçakçılığı, işkence ve doğrudan şiddet açısından büyük risk altında bulunuyor.

MSF’nin bölgedeki çalışmalarından sorumlu Marc Bosch, “Meksika, mülteci ve göçmenleri korumak bakımından da, onlara gereği gibi insani yardımda bulunmak açısından da yeterince donanımlı değil,” diyerek şöyle devam etti: “Emin bir yere ulaşmak için çaresizce çabalayan göçmen ve mülteciler kolaylıkla, onlara sınırı geçmekte yardım etmeyi vaat eden fakat aynı zamanda onları sömüren suç şebekelerinin eline düşüyor. Hem ABD’nin hem de Meksika’nın, koruma politikalarında reform yaparak sağlık hizmetine erişimi iyileştirmesi ve insan haklarını koruması gerekiyor. Göçmen ve mültecilerin, Orta Amerika ülkelerinde ve Meksika’da karşı karşıya bulundukları ölüm tehdidi ile ABD’de ailelerini ve özgürlüklerini kaybetmek arasında seçim yapmaya zorlanması kabul edilemez.”

Meksika’nın Tenosique kentindeki La 72 Sığınmaevi'nde 4.863 kişi kaydedildi, bu sayı, 2017’nin aynı dönemine kıyasla yüzde 93,5’luk bir artışı ifade ediyor. Geçen sene, MSF’nin göçmen sığınaklarının üçünde MSF psikologlarının destek sunduğu insanların yüzde 90’ı, kendi ülkelerinde ve/veya Meksika’dan geçtikleri sırada kasıtlı şiddete maruz bırakıldıklarını anlattı. 2018’in ilk dört ayında da bu eğilim devam etti. Fotoğraf: Juan Carlos Tomasi


MSF 2012’den bu yana, Honduras, Guatemala ve El Salvador’dan gelen göçmen ve mültecilere Meksika’yı kat eden göç yolları üzerinde tıbbi destek ve ruh sağlığı desteği veriyor. Göç krizi şekil değiştirirken MSF de buna cevap verme stratejisini uyarladı; yapılanlar başlangıçta göçmen sığınaklarından ve demiryolu hattını izleyen gezici kliniklerden, göçmenlerin yolu üzerindeki birkaç noktada, Meksika’nın Tenosique, Coatzacoalcos ve Reynosa kentlerinde kurulan saha projelerine evrildi. Bunların yanında MSF’nin, başkent Mexico City’de aşırı derecede şiddet görmüş kişilere yönelik kapsamlı bakım kliniği var. Bu merkez, geçiş halindeki insanların tıbbi ve insani ihtiyaçlarına cevap verme stratejisi kapsamında 2016 yılında hizmete girdi.

Yorum Yapın