Orta Afrika Cumhuriyeti’nde HIV: Tedavi sunduğunuzda geleceklerdir

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui şehrindeki halk hastanesinde MSF'nin HIV/AIDS programlarından sorumlu Dr. Christine Bimansha Mbombo. Fotoğraf: Alexis Huguet/Hans Lucas

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui şehrindeki halk hastanesinde MSF Tıp Raportörü Dr. Christine Bimansha Mbombo. Fotoğraf: Alexis Huguet/Hans Lucas

Bangui’deki (Orta Afrika Cumhuriyeti-OAC) Hôpital Communautaire’ye destek çerçevesinde, ilerlemiş HIV/AİDS vakaları için tedavi öngören yeni bir projeye başlanmasının üzerinden yalnızca üç ay geçmişken, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tedavi talebine yanıt vermek üzere çalışmalarının kapsamını genişletiyor.

MSF tıp raportörü Dr. Christine Bimansha Mbombo ise, tanıklık ettiği bu süreci bizlere kendi sözcükleriyle aktarıyor. 

"Uzun süredir görev yapan bir MSF doktoru olarak zor durumlardan ben de payımı aldım. Ancak yine de Bangui’deki HIV/AİDS projemizde çalışmaya başladığımda şok geçirdim. Çağımızda ve günümüzde insanların hala AİDS’ten ölmesi inanılır bir şey değil!

OAC’de HIV’li insanların yalnızca yüzde 18’i antiretroviral tedavi görüyor ve bizler yaşam kurtarıcı bu ilaçlara bu kadar sınırlı erişim olmasının yol açtığı sonuçları görüyoruz. Bunun yanı sıra, birçok insanın tedavisinin kesintiye uğradığına, kimilerinin tedaviye devam edemediğine şahit oluyoruz.

Dâhiliye koğuşuna ve laboratuvarına destek verdiğimiz büyük hastanedeki tüm hasta kabullerinin yüzde 40’ı HIV pozitif. HIV görülme oranının düşük olduğu bir ülke olarak anılan OAC'deki ölümlerin yüzde 20’siyse yine AİDS yüzünden.

Hastalarımızın çoğu AİDS’in 3. ya da 4. aşamasında ve antiretroviral tedavi alanların yakalanma ihtimali çok düşük olan tüberküloz, kriptokokal menenjit, Kaposi sarkomu gibi fırsatçı enfeksiyonlara maruz kalmış durumda.

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui şehrindeki halk hastanesinde görev yapan MSF ekipleri her sabah hastaların sağlık durumunu kontrol ediyor. Fotoğraf: Alexis Huguet/Hans Lucas

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui şehrindeki halk hastanesinde görev yapan MSF ekipleri her sabah hastaların sağlık durumunu kontrol ediyor. Fotoğraf: Alexis Huguet/Hans Lucas

HIV/AİDS tedavisi alanında karşılanamayan ihtiyaçlar olduğunu bilmemize rağmen hizmetlerimize yönelik talebin bu kadar yüksek olacağını beklemiyorduk. Projeyi Hôpital Communautaire ile birlikte başlattığımızda 16 yatağımız vardı ve donanımımız da ayda yaklaşık 55 hastaya bakmaya yetecek kadardı. Bugün ise ayda 100’den fazla hasta kabul ediyoruz ki bu bizim kapasitemizin çok ötesinde.

En az iki hafta süreyle hastanede kalması gereken daha ağır hastalar bile başkalarına yer açılması için hastanede ancak 4-5 gün kalabiliyor. Şimdi kapasitemizi 10’u yoğun bakım olmak üzere 40 yatağa çıkarıyoruz. Dahası, hastalarımızın yarısı kendilerinde virüs olduğunu bile bilmiyor. Bu yüzden insanlara vurulan damga o kadar ağır ki durumları bilinen kişilere çoğu kez parya gibi bakılıyor ve herkes onları terk ediyor.

Hastalarımıza HIV pozitif olduklarını söylemek son derece güç bir iş. Hizmetlerimiz kapsamında yeni teşhis konulan insanların, özellikle en eğitimli olanların yüzde 5 ila 10’u söylediklerimize kesinlikle inanmıyor.

Kimi hastalar fırsatçı enfeksiyonlarla ilgili tedaviyi almakta, ancak yine de HIV’ı kontrol altında tutup yeniden hasta olmalarını önleyecek antiretroviralleri almamaktadır. Bu hastaların HIV'le yaşamaktansa ölmeyi tercih edeceklerini söyleyebilirim.

Geçtiğimiz ay hastalarımızda yeniden kabul oranı yüzde 5 idi.

Bangui’deki görevime gelmeden önce MSF’nin topluluklar içinde HIV tedavisi çalışmalarına destek verdiği Tete’de (Mozambik) çalışıyordum. Güney ve Doğu Afrika’nın yüksek HIV görülme sıklığına sahip ülkelerinin çoğunda görüldüğü gibi burada hastalar size bağışıklık sistemlerinin virüse nasıl tepki verdiğini tam olarak söyleyebilirler, virüs yüklerinin test edilmesini isterler. Ancak Bangui bambaşka bir dünya. Buraya ilk geldiğimde durumu bir türlü idrak edememiş, insanların medyadan veya çevrelerinden asgari de olsa bilgi alamadığı gerçeğini bir türlü kabul edememiştim.

Buradaki işim çok zor ama projemiz çok önemli. Bangui’de ileri evredeki AİDS vakalarında ücretsiz hastane bakımı alınabilecek başka yer yok.

Hastalık o kadar ihmal edilmiş ki fırsatçı enfeksiyonların tedavisine yönelik açık bir protokol bile yok. HIV/AİDS ilaçlarının temini de çok zor. Hemşirelerin insanları ARV’ye başlatabildikleri Mozambik’ten farklı olarak burada ancak bir avuç doktor bunu yapabiliyor.

Sağlık hizmetlerine erişememe sorunu, OAC’deki pek çok insan için bir gerçek. Fakat kesintisiz, yaşam boyu gündelik tedavi ihtiyacı olan HIV/AİDS hastaları için durum daha da güç. Şiddet yüzünden yerlerinden olan insanlar tedaviye nasıl dönebileceklerini bilmiyorlar. Bir tedavi merkezi bulsanız bile oraya gidip düzenli tedavi ve ilaç almak üzere yolculuk yapmak güç, maliyetli ve tehlikeli olabiliyor.

Bütün bunlarla projemizin okyanusta bir damladan ibaret olduğunu söylemek istemiyorum. Bugün ayda 100’e yakın hastayı tedavi ediyoruz ve biz gelmeden burada hiçbir şey yoktu.

Yine de merak edip sormaktan kendimi alıkoyamıyorum: Peki ya henüz hiç ulaşamadığımız insanların durumu ne olacak?


MSF OAC’deki çalışmalarını 1997 yılından bu yana sürdürmektedir. Bangui projesi, bir kamu kuruluşu olan Hôpital Communautaire ile birlikte Mart 20167’da başlatılmıştır ve Temmuz 2016 itibarıyla ayda yaklaşık 100 kişiye HIV ve TB tedavisi vermektedir. Ülkenin çeşitli yerlerindeki MSF destekli tesislerde ülkedeki kohortun yaklaşık %19’una tekabül eden 4.813 kişiye antiretroviral tedavi uygulanmaktadır. Tedavi kapsamındakiler, ülkede HIV prevalansının en yüksek olduğu idari birimlerden kişileri de kapsamaktadır. Hastalara ücretsiz teşhis, tedavi ve tedavi işlemlerine bağlı kalma desteği verilmektedir. Sık sık baş gösteren ve esasen hayli kırılgan olan sağlık sisteminin işleyişini daha da sınırlayan şiddet olayları karşısında OAC’de HIV hizmetlerinin verilmesi zorlu bir uğraş halini almaktadır.


Orta AFrika Cumhuriyeti'ndeki HIV pozitif hastalar anlatıyor

MSF: İhmal edilen topluluklara nitelikli HIV tedavisi sunulmalı

HIV: Batı ve Orta Afrika odaklı bir plan geliştirilmediği sürece hastalık durdurulamaz

Yorum Yapın