Rakka: “Hastanede ellerimi kelepçelediler ve ‘Bırakın ölsün’ dediler”

Suriye'deki MSF doktorlarından biri, mayın patlaması sonucu yaralanan bir adamın yaralarına pansuman yapıyor. Fotoğraf: MSF arşivinden, Şubat 2017

Kuzey Suriye'deki MSF doktorlarından biri, mayın patlaması sonucu yaralanan bir adamın yaralarına pansuman yapıyor. Fotoğraf: MSF arşivinden, Şubat 2017

6 yıldır süren savaş boyunca bombalı saldırı, infaz ve kamusal alanlarda kafa kesme gibi uygulamalara maruz kalan Rakka halkı çatışmaların şiddetlenmesiyle bir kez daha çapraz ateşin ortasında kaldı.

Binlerce insan hayatlarını tehlikeye atarak kontrol noktalarını ve mayın tarlalarını aşmaya ve güvenli bir yer bulmaya çalışıyor.

Rakka’da yaşayan birçok Suriyeli 2013 yılının başında Suriye hükümeti ve muhalif güçler arasındaki çatışmalar ve hava saldırıları sırasında şehri terk etmişti. Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) şehrin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, hava saldırılarının artık günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir dönemde kaçmak çok daha zor bir hal aldı. Fakat şehirde kalmak da bir o kadar zordu.

35 yaşındaki Rakkalı Muhammed* zorlu kaçış yolculuğunu aktarırken, kendisine yolda kimlerin yardım ettiğini ve ailesinin ödemek zorunda kaldığı bedeli de anlatıyor.

Kuzey Suriye, Şubat 2017 – “Rakka’da cephe hatlarının giderek daralması ve hava saldırılarının artması nedeniyle kaçmaya karar verdim.

Bir gün pazarda çalışırken biri bana eğer kaçmak istiyorsam gidip çiftçilerin kaldığı çadırlarda saklanmamı ve oradan kuzeye doğru devam etmemi söyledi.

Ertesi gün eşimi ve 4 çocuğumu alıp bahsedilen bu yere gittim. Çiftliktekiler bize bize yemek verdi ve geceyi orada geçirdik. Sonraki gün bizi Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgeye götürecek bir araç bulduk. Şoföre elimdeki tüm parayı verdim (100.000 Suriye poundu, yani 440 avro) ama şoför bizi yolun ortasında bırakıp gitti.

Bir süre sonra motorla bize doğru gelen yaşlı bir adam ve kadın gördüm, onlar da kaçmaya çalışıyordu. Onları durdurup yardım istedim. Yaşlı adam çocuklarımı kuzeydeki SDG kontrol noktasına götürebilmem için motorunu verdi. En büyük oğlum ve kızımla motora atladık, ailenin geri kalanı yürüyerek devam ediyordu.

Yüz metre kadar gitmiştik ki motor bir mayına denk geldi. Eşim çığlık çığlığa yanımıza geldi. Oğlum bilincini kaybetmişti ve alnından yaralanmıştı; kızım da gözlerinden. Ben de çenem, boynum ve ellerimden yaralandım. Ben oğlumuzu, eşim de kızımızı taşıdı ve yoldan bir araba geçsin diye beklemeye başladık. Oğlum kollarımda öldü ve onu orada bırakmak zorunda kaldım.

Bir araba durup bizi Rakka’nın 23 km kuzeybatısındaki Mazra’t Tışrin köyünde bir doktora götürdüğünde bayılmak üzereydim. Doktor hastaneye gitmemiz gerektiğini söylediği için biz de Rakka’ya geri döndük.

Rakka hastanesine vardığımızda bir IŞİD üyesi beni içeri almayı reddetti. Kanamam olmasına rağmen ellerimi kelepçelediler ve ‘bırakın ölsün’ dediler.

2 saat sonra odaya gelen bir doktordan bakışlarım ve mimiklerimle yardım istedim çünkü boynumdaki kanama nedeniyle konuşamıyordum. Doktor ağlamaya başladı ve benimle ilgilenmedi. Sanırım emirlere itaat etmezse öldürüleceğinden korkuyordu.

Bir süre sonra bir komutan geldi ve doktora beni tedavi etmesini söyledi. Beni ameliyat odasına aldıkları sırada yaralı bir IŞİD üyesi getirildi. Onu tedavi etmesi için doktoru çağırdılar. Ona baktıktan sonra gelip benim tedavimi tamamladı. Özür dileyerek beni tedavi ettiğini kimseye söylemememi istedi. Doktorlar burada büyük bir korku içerisinde.

3 gün hastanede kaldım. Doktor gelip nasıl olduğumu sordu. Yoksul olduğumu anlayınca bana para verdi.

Birkaç gün sonra eve geri döndüm ve pazarda çalışmaya devam ettim. İnsanlar başıma neler geldiğini, oğlumun öldüğünü ve kızımın yaralandığını duydular. Bir adam pazara gelip kuzeyde daha güvenli bir bölgeye gitmemiz konusunda bana yardım edebileceğini söyledi. Ona güvenip güvenmeme konusunda emin değildim. Bana adresini verdi ve ailemi para almadan kuzeye götüreceğine yemin etti.

Ona hala güvenemiyordum ama ertesi gün sözleştiğimiz yere gittik ve bizi birçok kontrol noktasına takılmadan şehirden çıkardı. Annesinin evinde mola verdiğimizde annesine başıma gelenleri anlatınca ağladı, oğlunun da benzer şeyler yaşadığını söyledi. Oğluna bizi sağsalim SDG kontrol noktasına ulaştırmasını söyledi. Hava kararınca arabanın farlarını kapatıp kontrol noktasına doğru yola devam ettik.

Kontrol noktasına yaklaştığımızda havaya 2 el ateş ettiler. Arabayı durdurduk, fenerle işaret ederek devam etmemizi istediler. Şükürler olsun ki yolda mayın yoktu. Kontrol noktasına vardığımızda gözyaşlarımı tutamadım.

Sonunda Suriye’nin kuzeyinde bir kampa vardık. Bir aydır buradayız. Burası güvenli ama maddi durumum çok kötü. Bazen küçük işler çıkıyor ama yetmiyor. Kızımı göz cerrahına götürmem gerekiyor, benim de parmağımda çatlak var ve çenem hala yaralı.

Rakka’da durum sakinleştiğinde oraya geri dönmek istiyorum. Evim orada ve Rakka benim doğduğum yer.”


* Metinde geçen isimler değiştirilmiştir.

MSF ekipleri Ayn el Arab/Kobane, Tel Abyad ve Menbic’de 9 sağlık tesisine destek veriyor ve Rakka’nın 50 km kuzeyindeki Ayn İssa’da çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insanlara bir klinikte sağlık hizmeti sağlıyor.

Suriye’nin kuzeyinde bulunan MSF sağlık ekiplerinin, hasta ve hasta yakınlarının tanıklıklarına dayanarak hazırlanan MSF'nin yeni raporu “Patlamaya Hazır” (Set to Explode), her geçen gün daha fazla insanın yollara, tarlalara ve evlere döşenen patlayıcılar nedeniyle hayatını kaybettiğini ya da sakat kaldığını ortaya koyuyor. Raporu indirmek için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz. Sınır Tanımayan Doktorlar'ın Kuzey Suriye'deki faaliyetleriyle ilgili ayrıntılı bilgi için Suriye Krizi 2016 Faaliyet Raporu'nu okuyabilirsiniz.

Yorum Yapın