Bir yıl sonra: Rohingya mültecilerin durumu

Küçük bir kız, şiddetli yağmurun hemen öncesinde Balukhali Kampı'ndaki çadırına bir kova su taşıyor. Özellikle muson mevsiminde yağmurlar, kampın büyük bölümünü sular altında bırakırken, çadırların çoğunu ya yıkıyor ya da yağmur sularıyla uzaklara sürüklüyor. Tuvaletler de yağmurlardan zarar gördüğü için kirli sular çevreye dağılarak insan sağlığını tehdit ediyor. Fotoğraf: Dalila Mahdawi/MSF

Rohingyalar'ın doğrudan hedef alındığı saldırıların üzerinden bir yıl geçti. Fakat Rohingya mülteciler hâlâ derme çatma kamplarda, zor koşullar altında yaşıyor. Gelecekleri ve yasal statüleri ise belirsizliğe hapsolmuş durumda.

Cox’s Bazar, Bangladeş – 24 Ağustos 2018: 2017’nin Ağustos ayı sonlarında 700 binden fazla Rohingya mülteci Myanmar’daki şiddet olayları nedeniyle evlerini terk etmeye zorlanmış ve Bangladeş’e sığınmıştı.

Bugün, aradan geçen bir yılın ardından 900 binden fazla Rohingya mülteci, yasal statülerinin tanınmaması ve plansız kurulan geçici kamplardaki insanlık dışı yaşam şartları nedeniyle çaresizliğe ve belirsizliğe sürükleniyor, fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarından kurtulamıyor.

Myanmar ordusu 25 Ağustos 2017 tarihinde Rohingyalar'a karşı düzenlenen yeni bir “tasfiye operasyonu” ile yaygın şiddet ve yıkım başlatmış, 706 binden fazla Rohingya’yı komşu ülke Bangladeş’e kaçmaya zorlamıştı. Mültecilerin, daha önceki şiddet olayları nedeniyle yerinden edilerek Bangladeş’e sığınan 200 binden fazla Rohingya arasına katılması, Cox Bazar bölgesindeki Rohingya nüfusunu 919 bine çıkarmıştı.

Bölgede kısa sürede artan tıbbi ve insani ihtiyaçları karşılamak için acil durum ekiplerini hızla devreye sokan uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), geçtiğimiz 12 ayda Rohingya mültecilere yönelik sağlık hizmetleri kapsamında, 19 sağlık tesisi ve gezici klinikler aracılığıyla 656 bin 200’den fazla muayene gerçekleştirdi. Bu sayı, Rohingya mültecilerin üçte ikisine tekabül ediyor.

Şiddete bağlı yaralanmalardan hastalık salgınlarına

Göç dalgasının ilk zamanlarında MSF ekiplerinin tedavi ettiği hastaların yarısından fazlasının şiddete bağlı yaralanmalar nedeniyle hastaneye getirildiğini belirten Bangladeş’teki MSF program direktörü Pavlo Kolovos, aşırı kalabalık kamplardaki olumsuz yaşam ve hijyen şartlarının neden olduğu diğer sağlık sorunlarının da kısa sürede Rohingya mülteciler arasında görüldüğünü vurguladı.

Kolovos,“Kamplarda gördüğümüz en büyük sağlık sorunlarından biri sulu ishal. Hastalığın bunca zamandır görülmesi, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılayacak altyapının halen kurulmadığını ortaya koyuyor. İnsan sağlığını tehdit eden bu durum hiçbir surette kabul edilemez,” dedi.

Balukhali Kampı'nın çamurlu yollarında yürümeye çalışan bir kız çocuğu, Birleşmiş Milletler tarafından dağıtılan gıda destek paketini ve bir kova suyu barınağa götürüyor. Muson yağmurları,heyelan ve su taşkınlarıyla Rohingya mültecilerin hayatını daha da zorlaştırıyor; yaralanma ve ölümlere neden oluyor. Fotoğraf: Dalila Mahdawi/MSF

Rohingyalar’ın mülteci statüsü tanınmıyor

Bangladeş kapılarını açarak mültecilere yardım etmek için muazzam bir çaba ve cömerlik gösterdiyse de Rohingyalar’ın geleceği, aradan geçen bir yılın ardından halen belirsizliğini koruyor: Mülteci statüsünde olmalarına ve Myanmar Hükümeti tarafından “vatansız” ilan edilmelerine rağmen, ev sahibi devletler halen Rohingyalar'a herhangi bir yasal statü vermiyor.

Bu durumun olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirten Kolovos, konuyla ilgili şunları söyledi:

Öyle bir noktaya geldik ki, Rohingya mültecilere ‘Rohingya mülteci’ demekte bile zorlanıyoruz. Rohingyalar'ın ‘mülteci’ statüsünü tanımayıp onları yasal haklarından mahrum bırakmak veya onlara herhangi bir yasal statü vermemek, müdahil devletler ve kuruluşlar eliyle bu insanları kırılgan bir durum içinde hapsetmek ve bu döngü içinde mahsur bırakmak anlamına geliyor.

Myanmar Hükümeti üzerinde etki sahibi olan hükümetler ve donör kuruluşlar bugüne kadar, Rohingyalar'ın yerinden edilmelerine neden olan zulmü sona erdirmek için yeterince baskı kurmadı ve gerekli liderliği göstermedi. 

Sağlık hizmetlerine yeterli maddi destek aktarılmıyor

Bir anne, MSF'nin Kutupalong'daki sağlık tesisinde tedavi gören bebeğinin başında bekliyor. Fotoğraf: Dalila Mahdawi/MSF

Buna ek olarak Bangladeş’teki Birleşmiş Milletler insani yardım çalışmalarının yalnızca yüzde 31,7’si finanse ediliyor. Bu rakam içinde sağlık hizmetlerine ayrılan maddi destek ise yüzde 16,9 ile sınırlı. Bu durum, hayati öneme sahip sağlık hizmetlerinin sunulması yönünde büyük boşluklar meydana getiriyor.

Oysa Rohingya halkı uzun yıllardır Myanmar’da sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığı ve aşılanma oranları düşük olduğu için Rohingya mültecilerin yaşadığı kamplarda koruyucu sağlık hizmetlerinin sunulması kritik öneme sahip. MSF tarafından desteklenen aşı kampanyaları, bir yıldır Rohingya mülteciler arasında kolera ve kızamık salgınlarını engellemeye ve difterinin yayılmasını önlemeye yardımcı oldu.

Yaşam şartları uluslararası standartların çok altında

Rohingyalar’ın yakın zamanda Myanmar’a dönecekleri temeline dayanarak uygulamaya konan çeşitli kısıtlamalar, uzun süreli veya büyük çaplı insani yardımların önünü kesiyor. Oysa Rohingyalar’ın plansız kurulan kamplarda maruz bırakıldıkları yaşam şartları, uluslararası düzeyde kabul görmüş insani standartların çok altında. Mülteciler bir yıldır, ilk geldiklerinde plastik örtülerden ve bambulardan yaptıkları eğreti çadırlarda kalıyorlar.

Siklon ve muson yağmurlarının yoğun etkisi altındaki bölgede Rohingya mülteciler için sağlam ve güvenilir hiçbir yapının bulunmadığına dikkat çeken Kolovos, bunun insanların güvenliğini tehlikeye attığını ve insanlık onurunu zedelediğini vurguladı.

MSF’nin görüştüğü mültecilerden biri ise, kampta ailesinin ne kadar savunmasız hissettiğini anlatırken, “Yağmur yağdığında evimiz başımıza yıkılmasın diye bir arada oturup dört bir yandan sıkıca uçlardan tutuyoruz. Geceleri ise kamp çok karanlık, hiç ışık yok,dedi.

Ruh sağlığı desteği ve cinsel şiddet görenlere yönelik tedavi yetersiz

Rohingyalar’ın Myanmar’da gördüğü şiddetin boyutu ve bunun yarattığı travma göz önünde bulundurulduğunda, ruh sağlığı desteği ve cinsel şiddete maruz bırakılanlara yönelik sağlık hizmetleri yetersiz kalıyor. Yasal statüde yaşanan sıkıntılar ise, hayatta kalan Rohingya mültecilerin adalet sisteminden ve hukukun üstünlüğünden faydalanmalarını engelliyor.

Kamp dışına çıkmalarına izin verilmeyen Rohingya mültecilerin çoğu, aynı zamanda temiz içme suyu, tuvalet, eğitim ve iş imkanlarının yanı sıra, sağlık hizmetlerine erişimde de büyük sorunlar yaşıyor.

Bu kısıtlamaların, yardımların niteliğini ve boyutunu olumsuz etkilediğini belirten Kolovos, “Daha da önemlisi, Rohingya mülteciler tamamen insani yardıma bağımlı halde yaşamaya zorlanıyor ve insanlık onuruna yaraşır bir gelecek inşa etme şansları bütünüyle ellerinden alınıyor. Bu da her bir günü, fuzuli bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor, ” dedi.

Kutupalong Kampı yakınlarındaki bir pirinç tarlasında baba ve oğul, suyun içinden balık ve yengeç yakalamaya çalışıyor. 626.000 kişilik nüfusuyla dünyanın en büyük mülteci kampına dönüşen Kutupalong-Balukhali mega kampı insan sağlığını olumsuz etkileyen ve uluslararası standartların bile altında kalan yaşam şartlarıyla Rohingya mültecilerin her gün yaşam mücadelesi vermesine neden oluyor. Balukhali Kampı'nın çamurlu yollarında yürümeye çalışan bir kız çocuğu, Birleşmiş Milletler tarafından dağıtılan gıda destek paketini ve bir kova suyu barınağa götürüyor. Muson yağmurları,heyelan ve su taşkınlarıyla Rohingya mültecilerin hayatını daha da zorlaştırıyor; yaralanma ve ölümlere neden oluyor. Fotoğraf: Dalila Mahdawi/MSF

MSF’nin görüştüğü mültecilerin çoğunun geleceğe dair endişeleri var. Sekiz çocuk babası Abu Ahmad bugün içinde bulunduğu durumunu anlatırken,"Eski gücümü kaybettim, çalışma ehliyetim ve becerilerim eskisi gibi değil. Sürekli endişeliyim ve geleceğe dair büyük korkularım var. Ne yiyeceğimizi, ne giyeceğimizi düşünüp duruyorum. Diğer taraftan çektiğimiz acılar, barış ve huzur huzur beklentisi aklımdan çıkmıyor. Burada 10 yıl daha kalırsam, hatta bir ay daha kalırsam, bu acıları tekrar tekrar yaşamak zorunda kalacağım,” dedi.

Somut ve kalıcı çözümler geliştirilmeli

Uzun süre devam edeceği düşünülen yerinden edilme sürecine karşı Rohingya mülteciler için daha kalıcı çözümlerin devreye sokulması gerektiğinin altını çizen Kolovos şöyle konuştu: Aslında yüzbinlerce Rohingya, Bangladeş’te ve diğer ülkelerde on yıllardır yerinden edilmiş durumda. Şayet bir gün Myanmar’a güvenli bir şekilde geri dönebilirlerse, bu bile yine birkaç on yılı bulabilir.

Rohingyalar’ın maruz bırakıldığı ıstırabın kapsamı ve boyutu, hem yerel hem bölgesel hem de küresel düzeyde daha somut ve kalıcı çözümler gerektiriyor. Aynı zamanda Rohingya halkını hedef alan zulüm politikasına son vermesi için Myanmar Hükümeti’ne yönelik baskıların da eşzamanlı olarak sürdürülmesi gerekiyor.

 


MSF'nin Kutupalong'daki kliniğinde yanık tedavisi gören küçük bir çocuk, annesiyle oturuyor. Fotoğraf: Dalila Mahdawi/MSF

MSF Bangladeş’te ilk defa 1985’te çalışmaya başladı. 2009’dan beri Cox’s Bazar bölgesinde geçici Kutupalong yerleşim alanı yakınında bir kliniğin idaresini üstlenen MSF, burada Rohingya mültecilerle bölge halkına kapsamlı temel ve acil sağlık hizmetiyle birlikte, yatarak tedavi ve laboratuvar hizmeti sunuyor.

Mültecilerin Cox’s Bazar bölgesine doğru göçü karşısında MSF, bölgedeki varlığını önemli ölçüde artırdı ve mülteciler için ek sağlık tesisleri, su ve sanitasyon hizmetleri dahil ederek çalışmalarını genişletti.

2017 yılının Aralık ayında MSF tarafından Bangladeş’teki mülteci kamplarında yürütülen geriye dönük ölüm oranları araştırmasına göre, 25 Ağustos - 24 Eylül tarihleri arasında en az 9 bin Rohingya Myanmar’da hayatını kaybetti. Rapor edilen bu ölümlerin yüzde 71,7’si şiddete bağlı olduğundan, en ihtiyatlı tahminlerle 730’u 5 yaş altı çocuklar olmak üzere 6 bin 700 Rohingya’nın bu tarihler arasında öldürüldüğü düşünülüyor. Bu araştırmalarla ilgili daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıları tıklayabilirsiniz:

- http://sinirtanimayandoktorlar.org/saha-projeleri/rohingya-olum-oranlari-arastirmasi-msf/

- http://sinirtanimayandoktorlar.org/wp-content/uploads/2018/07/Banglades_Rohingya_MSF_Noone_Was_Left_WEB_2018_TR.pdf

MSF ayrıca başkent Dakka’nın Kamrangirchar gecekondu bölgesinde çalışıyor ve ruh sağlığı, üreme sağlığı, aile planlaması ve doğum öncesi danışma, ayrıca fabrika işçileri için iş sağlığı programı hizmetleri veriyor.

MSF ekipleri Malezya ve Myanmar’daki Rohingyalar'a ve dışlanan diğer topluluklara sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. 1994’ten bu yana Myanmar’ın Rakhine eyaletinin kuzeyinde yaşayan tüm topluluklara sağlık hizmeti sunan MSF, burada dört farklı sağlık merkezinde çalışıyordu. Üreme sağlığı ile birinci basamak sağlık hizmetlerine odaklanan MSF ekipleri, ayda 11 bin muayene gerçekleştiriyor ve hastaneye yatırılması gereken kişilere acil ulaşım ve tıbbi destek gibi hizmetler sunuyordu. 11 Ağustos 2017 tarihinde MSF’nin faaliyetleri askıya alındı ve MSF tesislerinin üçü izinlerin iptal edilmesinin ardından yakıldı. MSF, tıbbi faaliyet yürütemese de Maungdaw’da ekip bulundurmayı sürdürüyor.

 

Bölgedeki MSF çalışanları halen, Rohingya topluluklarından sağlık hizmetine erişim konusunda çektikleri zorlukları dinliyor. Müslüman hastalar halen seyahat özgürlüklerine dair kısıtlamalara maruz kalıyor. Ayrıca ödemelerinin mümkün olmadığı sağlık ücretleriyle karşı karşıyalar. MSF Orta Rakhine’deki Sittwe’de hastalara birinci basamak sağlık hizmeti vermeye ve acil durumlarda hastaları sevk etmeye devam ediyor. MSF ekipleri halen Myanmar’ın başka bölgelerinde, Shan, Kachin ve Yangon’da ve Naga Özyönetim Bölgesi ile Tanintharyi Bölgesi’nde tıbbi programlar yürütüyor.

Yorum Yapın