Çizimlerle Şatila Kampı: Bir gülümseme her şeye bedel

2018’in sonlarında çizer Ella Baron, The Guardian gazetesi tarafından görevlendirildi ve Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki Şatila Kampı’nda hizmet veren kliniğimizi ziyaret etti. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ekibiyle ve çoğunluğu Suriyeli kadınlar olan hastalarımızla konuştu, onların öykülerini kendilerinden dinledi ve kamptaki hayatlarını resmetmeye çalıştı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ile Lübnan’da çalışan psikolog Miriam Slikhanian, Ella'nın çizimleri eşliğinde, Şatila Kampı’nda kalan mültecilerle ilgili deneyimlerini aktarıyor (15 Ocak 2019). 

“Benim için kırgınlıklarla dolu bir yüzdeki gülümseme, yaptığımız işin ne denli değerli ve önemli olduğunu hatırlatmak için yeterli.”

Danışan: Ülkemle ilgili güzel bir anım mı? Üniversite sınavlarımı tamamladığım akşam. Hep birlikte yakındaki bir parka gidip barbekü yapıp güzel bir vakit geçirmiştik.

MSF Psikologu: Güzel hatıralar zor zamanlarda hayata tutunmamızı sağlar. Her gün kaybettiğin insanları ve özlediğin yerleri anımsamak için kendine bir miktar vakit ayır. Ama bugünü yaşayabilmek için, geçmişe tekrar dönemeyeceğin gerçeğini kabullenmek çok önemli. Çizim: Ella Baron

 

“İki yıl önce MSF’nin Şatila Mülteci Kampı’ndaki kliniğinde klinik psikolog olarak çalışmaya başladım. Bu süreçte ağırlıklı olarak psikolojik travmalara odaklanacağımı düşünüyordum, fakat kısa süre sonra fark ettim ki danışanlarımın yaşadığı en büyük sorun, başka bir ülkede mülteci olarak yaşamanın beraberinde getirdiği zorluklardı.

Şatila Kampı 1949 yılında Filistinli mülteciler için kurulmuştu. Bugün kamp hem Filistinli hem de Suriyeli mültecilere ev sahipliği yaparken, aynı zamanda Etiyopyalılar ve Filipinliler gibi diğer azınlıkları da ağırlıyor. Fakat hepsi insanlık dışı koşullarda yaşamaya çalışıyor.

Yaşanan kayıplar, stres öfke ve saldırganlığı tetikliyor

Kampta yaşayanlar en temel ihtiyaçlarından bile mahrum bırakışmış durumda. Burada mülteci olmak; her gün yiyecek bir şey bulmak, başını sokacak güvenli bir yer aramak veya saygı görmek için çabalamak demek.

Kişinin kendi potansiyeline erişip gelişebilmesi için sürekli olarak kendine özel bir alan yaratmaya çalışması demek...

Sevdiklerini ve varını yoğunu kaybetmenin kederi, yabancı bir ülkede yerinden edilmiş olmanın belirsizliği ve geçmiş travmaların acısı, Şatila Kampı’nda yaşayanlar için karanlık bir geçmişin bugünkü kalıntıları. Tüm bunlara bir de, temel ihtiyaçlarını karşılamak için verilen günlük mücadeleler ekleniyor. Geleceğe dair belirsizlikle geçen her yeni günde, ayrımcılık ve aşağılanmayla da karşılaşıyorlar.

MSF’nin Şatila’daki kliniğinde tedavi gören mültecilerin çoğu Suriyeli ve kadın. Burada, ağırlıklı olarak ruh sağlığı destek hizmetlerinden faydalanıyorlar.

Şatila’da kalan kadınlar, eşleri tarafından öfkelerini dindirebilecekleri bir 'mecra' olarak kullanılıyorlar ve çoğu düzenli olarak fiziksel, sözlü, sosyal ve ekonomik düzeyde şiddet görüyor. Ne hissettikleri önemsenmediğinden çoğu zaman sessiz kalmaları isteniyor veya yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen güçlü kalmaları bekleniyor. Bir yandan eşleri ve çocukları için çalışıp koştururken, diğer taraftan acılarını kalplerine gömüyorlar.

Sesleri duyulmayan, gözyaşları görülmeyen bu kadınlar ilgi ve şefkatle karşılaştıklarında, kurak toprağın yağmur suyunu içine çekmesi gibi, bu olumlu duygulara tüm benlikleriyle sarılıyorlar.

Bazıları, şiddete maruz bırakılmanın bir sonucu olarak kendi çocuklarına şiddet uygulayabiliyor. Ama gözlerinden süzülen pişmanlık gözyaşlarında çocukları için besledikleri sevgiyi ve merhameti görebiliyorum.

Danışan: 11 kişilik bir aileydik. 13 yaşında beni çalışmaya gönderdiler. Şatila'nın dışındaki bir depoda işe başladım; kıyafetleri ayırıyordum. Patronum 45 yaşındaydı. Bir akşam yalnız çalıştığım sırada bana tecavüz etti. Aileme hiçbir şey söyleyemedim çünkü bu korkunç olay yüzünden acı çekmelerini istemiyordum. Ama kızkardeşim vücudumdaki morlukları gördü ve ancak ona her şeyi anlatabildim. Beni MSF'nin kliniğine getirdi.

Semptomları ve olası çözümleri öğrenmek

MSF 2013’ten bu yana Şatila Kampı’nda mültecilere yönelik ücretsiz psikolojik destek hizmetleri sunuyor. Benim de dahil olduğum bir grup psikolog, bireysel, aile ve grup danışmanlık seanslarıyla her yaştan insana ruh sağlığı hizmeti veriyor. 2017’de Şatila Kampı’nda ve yakınlardaki bir diğer mülteci kampı olan Burj Al Barajneh’de 3.000’den fazla bireysel ruh sağlığı destek seansı gerçekleştirdik.

Danışanlarımda birbirinden farklı semptomlar görüyorum. Psikolojik sorunları çoğu zaman strest yaratan durumlar sonrasında ve içinde bulundukları şartlarla tetikleniyor. Depresyon, endişe hali ve travma sonrası stres bozukluğu en sık rastladığımız rahatsızlıklar.

Danışmanlık seansları sırasında onları dinliyorum, onlarla empati kurmaya çalışıyorum; duygusal veya psikolojik sorunlarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu süreçte belirli semptomlar ve stres yaratan olayların birey üzerindeki etkileri hakkında onlara bilgi veriyorum; sorunlarla başa çıkma mekanizmalarını onlara öğretiyorum. Elbette kişinin mahremiyeti danışmanlık seanslarımızın en temel unsurlarından biri.

Farklı disiplinlerde uzmanlaşan sosyal çalışmacılar, hekimler ve hemşirelerle birlikte çalışarak hastalarımızın hem fiziksel hem de ruhsal düzeyde kendilerini toparlamalarına yardımcı oluyoruz.

Zor ama umudu besleyen bir iş

Şatila Kampı’nda psikolog olarak çalışmak kolay değil. Çünkü çalıştığımız diğer yerlerde olduğu gibi buradaki sorunlar yalnızca ruh sağlığıyla bağlantılı değil.

Eğer bir kişinin çocuklarını düzenli besleyememe veya kalacak güvenli bir yer bulamama gibi daha büyük sorunları varsa, o kişiye ruh sağlığı desteği vermek pek de kolay olmuyor.

MSF ile bu kampta çalışırken, mültecilerin geçmiş ve gelecek arasında bir yerde, araf diyebileceğimiz bir noktada takılıp kaldıklarına şahit oldum. Bir taraftan ülkelerine geri dönmenin hayalini kurup evlerinde sevdikleriyle birlikte olmanın özlemini duyuyorlar. Fakat bu artık onların seçimine bağlı değil çünkü bazılarının artık evi yok, bazıları ülkelerinde sürekli ölüm riskiyle karşıya karşıya, bazıları da geçim kaynaklarından yoksun. Diğer taraftan, yaşamlarını sürdürebilmek için güvenli bir yer bulmak istiyorlar. Fakat bu da her gün ailelerine yetecek kadar yemek bulmak, başlarını sokacak güvenli bir yer aramak ve kendilerine saygı duyulmasını beklemek ile geçen daimi bir mücadele anlamına geliyor.

Mültecilerle çalışmanın benim için pek çok açıdan iyileştirici bir etkisi var. İlk zamanlarda işimi yaparken gözyaşlarıma engel olmak için çok çaba sarfettiğimi hatırlıyorum.

Ama danışanlarımı kapıda karşılamak, acılarını şefkatle kucaklamak, dinlendiklerini hissettikleri için memnuniyetlerini kendilerinden duymak ve sonunda yüzlerindeki o gülümsemeyi görmek her seferinde moralimi daha da düzeltiyor.

Burada yaptığım işin karşılığı olarak insanların hayatındaki olumlu değişiklikleri görmek benim için başlı başına bir ödül. Şatila’da bulunduğum süre zarfında ruh sağlığı destek hizmetlerimizden faydalananlar arasında, içinde bulundukları durumu kabullenen, daha mukavemetli hale gelen veya mevcut şartlarını değiştirmeyi başaran insanlarla tanıştım. Aynı zamanda kendilerini önemseyen kişilerin olduğunu fark ettiklerinde, insanlığa karşı umudunu yeniden büyüten insanlar gördüm.

Arkadaşlarım bazen bana, daha iyi yerler varken neden burada çalışmaya devam ettiğimi soruyorlar. Benim cevabım ise hep aynı: ‘Eğer herkes böyle düşünseydi, o zaman her gün ıstırap çeken bu insanlara el uzatacak kimse olmazdı.’

Benim burada bulunmamın bir sebebi var ve yaşamlarını acı içinde geçiren bu insanların iyileşmesi için ben de elimden geleni yapacağım. Benim için kırgınlıklarla dolu bir yüzdeki gülümseme, umutsuzlukla kapanmış bir kalpteki umut ışığı veya sessizlikle mühürlenmiş bir dudaktaki memnuniyet ifadesi, yaptığımız işin ne denli değerli ve önemli olduğunu hatırlatmak için yeterli.”


MSF’nin Şatila Kampı’ndaki faaliyetleri

2013’ten bu yana Şatila Kampı’nda çalışan Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), hassas durumdaki toplulukların ihtiyaçlarını gidermek amacıyla kampta birinci basamak sağlık hizmetleri sunan bir klinik ve kadın sağlığı merkezi açtı. MSF ekipleri bu tesislerde kronik hastalıkların tedavisi, aşılama, ruh sağlığı destek hizmetleri, cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanlarında ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. MSF aynı zamanda sevk sisteminin etkin bir şekilde yürütülmesi için yerel ve uluslararası kuruluşlarla ortak çalışıyor.

Yorum Yapın