Suriye: Yurdundan kopartılan insanlar

Suriye içinde yerinden edilen insanların bir araya geldiği kamplardan biri İdlip'te. MSF, bu kampta gezici kliniklerle tıbbi destek sunuyor. Fotoğraf: Mohammed Homidan/MSF

Suriye’de ülke içinde yerinden edilmiş insanlar, tozun ve umutsuzluğun içinde bekleyişte

6 Haziran 2018 - Kuzey Suriye’de, İdlip’in tarlalarında son yedi yıldır yeni bir ürün bitiyor. Art arda uzanan tepeler ve zeytinlikler arasında yerden bitivermiş gibi görünen çadırlar alabildiğine uzanıyor. Savaştan kaçan yüz binlerce Suriyeli böyle çadırlarda yaşıyor.

Aslen Hama’nın çevresindeki bir köyden olan Suleyman, “Bu dördüncü kaçışımız, dördüncü defa yer değiştirdik” diyor.

Şiddetin onu nasıl oradan oraya sürüklediğini ve en son olarak da dört ay önce, eşi ve dört çocuğuyla birlikte, toprağın kızıla boyadığı bu beyaz çadıra sığındıklarını anlatıyor: “Buraya ilk geldiğimizde bazı sivil toplum kuruluşları yardımımıza gelmişti ama üç aydır halimizi soran yok.”

Yaklaşık 2 milyon nüfuslu İdlip’te, halkın yarısından fazlası yerinden edildi. Bir de bunun üzerine, Doğu Guta’dan, Şam kırsalından ve Humus’un kuzeyinden 80 bin kişinin daha bu bölgeye gelmesiyle hem bölgede yerleşik olanların hem de insani yardım kuruluşlarının ihtiyaçları karşılama kapasitesi iyiden iyiye zorlanıyor. Kimi aileler bulabildikleri kiralık yerlere üst üste sığmaya çalışırken kimileri de kamplarda yaşıyor; birçok insan temel hizmetlere dahi erişemiyor.

Atme yakınlarında bir tarlada yaşayan Ahmed, “Kampta 135 aileyiz,” diyor: “Hepimiz için altı-yedi tane tuvalet var. Tuvalete girmek için yarım saat sıra bekliyoruz ve tuvaletler hiç temiz değil.”

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bu büyük güçlükler karşısında, ulaşılması zor yerlerde bulunan ve yeterince hizmetin ulaşmadığı insanlara tıbbi destek sunmak için çabalarını artırdı.

MSF’nin Suriye’nin kuzeybatısında yürüttüğü programın direktörü Hassan Boucenine, “Bu kamplarda zaten çalışmakta olan iki gezici kliniğimiz vardı, şimdi bunlara üç tane daha acil müdahale gezici kliniği ekledik,” diyerek şöyle devam etti: “Burada insanlar küçücük alanlara sıkışmış, son derece kalabalık kamplarda kalıyor. Üstelik bu insanlar yıllardır savaş koşullarında yaşıyorlar. Doktor görmenin ya da özel sağlık hizmetine verecek para bulmanın hiç de kolay olmadığı yerlere tıbbi yardım götürmek için elimizden geleni yapıyoruz.”

Suriye’nin kuzeybatısında sözü edilen gezici kliniklerin yanı sıra MSF'nin iki hastanesi var. MSF bunlardan başka 14 hastane ve sağlık merkezine destek veriyor, kronik hastalıkların tedavisi için iki klinikte hizmet sunuyor ve dört ayrı aşı ekibini görevlendirmek/desteklemek suretiyle, çatışmalardan dolayı eksik kalan aşıları tamamlamaya çalışıyor. Aşılama ayrıca, MSF’nin diğer faaliyetlerine de entegre edilen bir çalışma.

İdlip'teki kampta gezici klinikler aracılığıyla hizmet veren MSF ekibi. Fotoğraf: Mohammed Homidan/MSF

Gezici kliniklerden birinde MSF ekip lideri olarak görev yapan Dr. Mohammed Yacoub, yürütülen çalışmaları şöyle anlatıyor: “Doktorlar olarak, burada kalmak ve herkese, yerinden edilmenin olumsuz etkilerini yaşayan tüm insanlara yardım etmek bizim görevimiz. Başlangıçta bronşit, boğaz enfeksiyonu ve ishal gibi rutin hastalıkları tedavi ediyorduk, ama son zamanlarda ülkenin farklı kesimlerinde yerinden edilmiş çok sayıda insan buraya geldi ve aşırı kalabalık şartlarda yaşamak zorunda kaldıkları için aralarında çok çeşitli bulaşıcı hastalıklar yayıldı.”

Gidilen yer de güvenli değil

Geçtiğimiz yıl içinde, Suriye’de muhalefetin elinde bulunan bölgelerin önemli bir bölümü, Suriye Hükümeti’yle devam eden çatışmaların çeşitli anlaşmalarla sona ermesi üzerine kısmen boşaltıldı. Bu “uzlaşma” anlaşmalarının her biri diğerinden farklıydı ama sonuçları birbirine benzedi, konvoylar halinde güvenli geçiş için mütabakata varan savaşçılarla beraber çok sayıda sivil evlerini terk ederek başka yerlere gitmek zorunda kaldı.

İşte bu insanlar ve ayrıca İdlip vilayetinin güney kesimlerinden kaçanlar, güvenli bir yere gitmek isteyenlerin yıllardan beri sığınmakta olduğu İdlip’e ulaşan son göç dalgasını oluşturdular.

Safwan, “Uçaklar gelip köyümüzü bombaladı, ben de kolumu kaybettim, görüyorsunuz işte,” derken eskiden sağ kolunun bulunduğu yerde kalan boşlupa bakıyor. “Sonra rejim köyümüzü bir daha bombaladı, biz de buraya, dağlara kaçtık. Bir sivil toplum kuruluşu bize çadır verdi, üç yıldır, hatta neredeyse dört yıldır da bu çadırlardayız işte.”

Halbuki İdlip’in de güvenli bir yer olduğu söylenemez. İdlip’in çevresinde, hükümet güçleri öncülüğündeki koalisyon ile hükümet dışı silahlı gruplar arasında aktif çatışma devam ediyor.

Suriye öncülüğündeki koalisyonun top ateşi ve hava bombardımanı, hükümetin kontrolü dışındaki bölgelerin iç kısımlarına kadar uzanıyor. Son aylarda gerçekleşen cinayetlerin bir sebebi de, İdlip’teki silahlı kuvvetler arasında yaşanan sürtüşmeler olabilir.

Kısacası, insanların çektiği acılar yerinen edilmekle bitmiyor, bilakis, güvenlikle ilgili kaygılara bir de çetin yaşam şartları ekleniyor.

Bombardıman altında kaçmak

Yasir, eşi, 12 çocuğu, gelini ve torunuyla beraber Hama’dan kaçmış. O günü şöyle anlatıyor: “Hama’dan ayrıldığımız gece üzerimize bombalar yağdı. Çocuklarımız için hazırladığımız her şeyi, ayrıca bütün kıyafetleri arabaya koymuştum. Ama hepsini kaybettik, çalındılar. Şimdi burada hiçbir şeyimiz yok; çocuklarımızı alıp koşmaktan başka bir şey yapamadık.”

Yasir de pek çok kişi gibi elinde avucunda hiçbir şey olmadan varmış kampa. “Şu sırtımdaki gömleğimden başka hiçbir şeyim yok,” diyor. Kaldıkları çadırlar kışın dondurucu soğuğuna, yazın kavurucu sıcağına açık. Sanitasyon (tuvalet altyapısı) olmaması demek, kimi kamplarda lağım suyunun açıktan akması demek; kamplarda yaşayanlar ayrıca çadırların içini dolduran sineklerden şikayetçi.

Fevziye, “ağır bombardıman altındayken kaçtık, geceleyin sabaha kadar yürüdük,” diyor. “Yiyeceğimiz, içecek suyumuz, hiçbir şeyimiz yoktu.”

İdlip'teki kampta kalan Suriyeli Ahmed, çadırının içinden dışarıya bakıyor. Fotoğraf: Mohammed Homidan/MSF

Kamplara vardıklarında da durum daha iyi olmamış: “Bu çadırdan başka hiçbir şeyimiz yok. Bir gece çadırın içinde nefesim kesildi. 2 saat boyunca nefes almaya çalıştım, boğuluyorum sandım... Çadırda 14 kişi kalıyoruz.”

Anneler çocuklarının karnını doyurmak için sürekli yemek bulma çabasında. 2018’in ilk aylarında MSF’nin gezici kliniklerine getirilen 5 yaşından küçük çocukların yüzde 4’ünde orta dereceli beslenme yetersizliği bulundu. Bu küçük ama önemli bir rakam. “Özel bir kliniğe gidip süt istedim, vermediler. Bizim hiçbir şey alacak gücümüz yok,” diyor Fevziye.

Rüzgar, çadırın açık perdelerinden içeri toz taşırken Fevziye en küçük beş çocuğu azıcık suyla, sabun gibi temizlik malzemeleri olmaksızın nasıl yıkadığını anlatıyor. Elinde bebek bezi de yok.

İdlip’te yerinden edilenlerin tedavisi

MSF’nin gezici kliniklerinden birinde üç kamyon birbirine yakın park ederek, üstü brandayla örtülerek gölgelenen bir alan oluşturuyor ve ekip işe koyuluyor. Kayıt görevlisi tedavi için gelenlere ait bilgileri kaydederken hemşire de hastalara ait değerleri ölçüyor. Doktor, kamyonlardan birindeki odasında hasta bakıyor, ebe kendi odasında gebe izlem ve doğum sonrası muayeneleri yapıyor, bir yandan aşılar uygulanıyor, bu arada eczacı da hastalara yazılan ilaçları veriyor.

MSF tıbbi koordinatörü Dr. Sonja van Osch, “İnsanların hava şartlarından korunamaması nedeniyle, bu mevsimde en sık tedavi ettiğimiz hastalıklar solunum yolu hastalıkları,” diyor. “Bunun yanında, yine yaşam şartlarından dolayı çok sayıda hastada cilt hastalıkları, sanitasyon eksikliği nedeniyle de ishal vakaları görüyoruz.”

Diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların takip ve tedavisi de klinikte yapılan işlerin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu hastalıkların düzenli takip edilmesi ve tedavinin aksatılmaması gerekiyor, bu da yerinden edilmiş insanlar için hiç kolay değil.

Suriyeli bir kız çocuğu, ülke içinde yerinden edilen kişilerin kaldığı bu kampta ailesiyle birlikte hayat mücadelesi veriyor. Fotoğraf: Mohammed Homidan/MSF

Doktor bulmanın zor, fiyatların yüksek, kaliteli sağlık hizmetinin de çok az olduğu bu dönemde, gerek yeni gelenler gerekse buralı olanlar, bölgede yaşayan herkes sağlık hizmetine erişmekte sıkıntı çekiyor. Böyle bir zamanda Sınır Tanımayan Doktorlar’ın sunduğu ücretsiz sağlık hizmeti daha da büyük önem kazanıyor.

İdlip’teki insanlara yardım etmek için çalışan çok kuruluş var, ama ihtiyaçlar gerektiği gibi karşılanamıyor. MSF, net boşlukların olduğu bölgelerde, ortamın güvenli olmamasına rağmen gezici klinikleriyle hizmet vermeye gidiyor. Dr. Yacoub, “Bazen bizim araçlarımız da güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor, patlamalar oluyor,” diyor. Tüm zorluklara rağmen, bu işi yapmakla gurur duyuyor ve gezici kliniğin verdiği hizmetlerin önemini teslim ediyor: “Biz burada her yerden uzakta kalan, talihsiz insanlara bir şey verebiliyoruz.”


Suriye’nin kuzeybatı kesiminde Sınır Tanımayan Doktorlar’a (MSF) ait iki hastane var. MSF ayrıca 14 hastane ve sağlık merkezine destek veriyor. Bunların yanı sıra MSF beş adet gezici klinik, iki adet kronik hastalıklar tedavi kliniği ve dört aşı ekibiyle hizmet sunuyor. Ayrıca ülkenin çeşitli yerlerinde doğrudan faaliyet gösteremediği 25 sağlık tesisine uzaktan destek sunuyor.

MSF’nin Suriye’deki faaliyetleri, hükümet güçlerinin kontrolündeki bölgeleri kapsamıyor çünkü bu alanlarda çalışmak için izin talep eden MSF’ye şimdiye dek burada çalışma imkanı tanınmadı. MSF siyasi baskılara karşı bağımsızlığını korumak adına, Suriye’deki faaliyetleri için hiçbir devletten maddi destek kabul etmiyor.

Yorum Yapın