Ukrayna: Cephe hattında mahsur kalan topluluklara psikolojik destek

73 yaşındaki Tamara Artyomovna, MSF psikologlarından Galina Mizina ile görüşüyor. Stepanivka'daki klinik bir anaokulunda hizmet veriyor. Evi topçu ateşiyle yerle bir olan emekli öğretmen, 2014 yılında Donetsk'ten ayrılmak zorunda kalmış ve başka bir köye sığınmış. Şu anda kızkardeşiyle birlikte Stepanivka'da yaşıyor ve savaşın izlerini taşıyan hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Fotoğraf: Maurice Ressel

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) doğu Ukrayna’daki ruh sağlığı faaliyetleri direktörü olan Monika Bregy, psikolog ve çevirmenlerden oluşan bir ekip ile çatışma hattında yaşayan insanlar için hayati önem taşıyan psikolojik destek programını yürütüyor. Monika, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde, cephe hattında ve çevresinde yaşayan insanların baş etmek zorunda kaldığı meseleleri kendi sözleriyle anlatıyor.

“Üç yıldan uzun zamandır çatışma bölgesinde yaşayan insanlar var. Bir kısmı, cephe hattı boyunca sağlık hizmetlerinden ve toplu taşıma imkanlarından kopmuş ücra köylerde yaşıyor. Bir kısmıysa evini terk etmek zorunda kalmış ve şu anda Mariupol ve Kurahove gibi şehirlerde yaşıyor.

Hastalarımızın çoğu yaşlı insanlar, özellikle kadınlar. Ruh sağlığına yönelik sıkıntılarından bahsetmeye alışkın değiller çünkü “güçlü” görünmek istiyorlar. Kimi zaman, kişisel sorunlarından bahsetmeyi bir zayıflık işareti olarak görüyorlar.

Utanç hissinin azalması ve insanların verdiğimiz hizmeti daha sık kullanmaya başlaması zaman alabiliyor. Bir süre sonra yaşadıkları üzüntüleri bize anlatmaya başlıyorlar.

Yaşlılar, genç kuşaklar genelde buralardan ayrılmış olduğu için yalnız kaldıklarını anlatıyorlar. Yas, akut anksiyete ve depresyon ağırlıkta. Psikolojik sorunlarıyla ilintili olarak fiziksel acı çektikleri psikosomatik belirtiler de gösteriyorlar.

Ukrayna’nın doğu kesimlerindeki toplulukları desteklemek için beş psikologla birlikte çalışıyorum ve bölgede gezici kliniklerle hizmet veriyoruz. Ekibimizde bir doktor ve bir hemşire de yer alıyor. Onlar da bu hizmetlerin sınırlı olduğu ya da hiç olmadığı yerlere birinci basamak sağlık ve ruh sağlığı hizmetleri ulaştırıyorlar.

Ayrıca sadece psikologlarımızın gittiği Çermalik gibi yerler var. Buralarda tıbbi ihtiyaçlar büyük ölçüde karşılanmış durumda olmasına rağmen ruh sağlığı alanında ciddi destek gerekiyor çünkü bu alanda hizmet veren bir merkez yok. Beşinci psikoloğumuz sadece bu bölgelerde, özellikle de Avdiivka ve Krasnogorivka’da çalışıyor.

Psikolojik desteğe ihtiyaç olduğunu nasıl anlıyoruz?

Stepavnika'daki MSF kliniğinin bir bölümü tıbbi muayenelere bir bölümü de psikolojik destek seanslarına ayrılmış durumda. Fotoğraf: Maurice Ressel

Toplulukların psikolojik destek ihtiyacını anlamak için önce bir değerlendirme yapıyoruz. Yaşadıkları önemli olayları, bu olayların sonuçlarına nasıl uyum sağladıklarını soruyoruz. Henüz üstesinden gelemedikleri olaylar varsa bunların etkileriyle başa çıkmak için ne yaptıklarını öğrenmeye çalışıyoruz.

Odak noktamızda, hassas gruplar, gösterdikleri belirtiler ve sahip oldukları ihtiyaçlar yer alıyor. Hem nitel hem de nicel faktörleri birlikte değerlendiriyoruz; mesela insanların ruh sağlığının çevrede nasıl algılandığını, duygusal stres ifade biçimlerini dikkate alıyoruz.

Avdiivka’daki durumu ilk değerlendirdiğimizde, insanların ruh hallerinde iniş çıkışlar yaşadıklarını gördük. Hayal kırıklığı ve umutsuzluk içindeydiler. Görüştüğümüz kişilerin pek çoğunda anksiyeteye bağlı belirtiler, psikosomatik sorunlar ve depresyon belirtileri gördük. Bu sıkıntılar çoğu zaman birbiriyle ilişkili oluyor ve bir arada bulunuyordu.

Bunun yanında bazı insanlar travmaya bağlı belirtiler gösteriyor. Onları üzen anıları, olayların yeniden gözlerinin önüne gelmesiyle veya kabuslarda tekrar tekrar yaşıyorlar. Bazen de, sevdiklerinin ölümüne tanık olmak veya her gün bombardıman altında yaşamak gibi travmatik olayları düşünmekten ve konuşmaktan kaçınıyorlar. Birçok insanda uyku sorunları var; kolayca korkuyor, tedirgin oluyor veya öfkeleniyorlar.

Bireysel ruh sağlığı danışmanlığı

Ruh sağlıklarını yeniden kazanmak ve korumak için bireysel düzeyde desteğe ihtiyacı olan insanlara birebir danışmanlık seansları sunuyoruz. Onlara, gösterdikleri belirtilerle daha kolay baş etme yollarını, örneğin nefes egzersizlerini öğretiyoruz. Pozitif öz eğitim kapsamında, danışan kişiye, yakın bir arkadaşının bu durumda ona ne söyleyeceğini soruyoruz ve kendi kendilerine bunu söylemelerini öneriyoruz. Olumsuz düşünceleri tespit etmelerine, bu düşüncelerin yerine onlara destek olacak ifadeler koymalarına yardım ediyoruz.

Farkındalık temelli stres azaltma yöntemlerini de kullanıyoruz. Bu yöntemlerle danışan, içinde bulunduğu durumu tarif ederek ve yaşadığı çevrenin özelliklerini beş duyusuyla izleyerek şimdiki zamanda kalmayı öğreniyor. Bunun yanı sıra sosyal temas ve küçük küçük, insana mutluluk veren faaliyetlere katılmak da her zaman çok önemli.

Boş anaokulunda grup terapisi

Psikologlarımız haftanın iki günü Avdiivka’da çalışıyor. Ocak ayından bu yana gerginliğin zaman zaman artış gösterdiği bu sanayi kenti sık sık topçu ateşine maruz kalıyor.

Biz, artık kullanılmayan, duvarları delik deşik olmuş bir anaokulunda çalışıyoruz. Pencereler MSF lojistik ekipleri tarafından iki ayrı filmle kaplandı. Biri, bombardıman olduğu takdirde camların kırılmasına karşı bizi korumaya, diğeri de mahremiyeti sağlamaya yarıyor.

2017’nin Mayıs ayında Avdiivka’daki psikologlarımız kendini yalnız hisseden yaşlı insanlarla haftalık grup seansları yapmaya başladı. Haziran ayında bu ekip insanın kendi ruh sağlığına sahip çıkmasının önemini vurgulayarak Avdiivka’da yaşayan öğretmenlere eğitim vermeye başladı. Basit görünen birkaç dakikalık bir nefes egzersizinin bile ne deneli olumlu etkisi olabileceğini öğretmenler de bizzat deneyimleyip memnun kaldılar.

Ekibimiz Ekim ayı itibarıyla ebeveyn destek grupları kurmayı planlıyor. Amacımız, hem kendilerinin hem çocuklarının karşı karşıya kaldığı duygusal stresle baş etme konusunda onlara destek vermek. Cephe hattına yakın köylerde yaşayanlar bombardımanları sık sık anlatıyorlar; saldırılar sırasında insanlar bodrum katlarına sığınmak durumunda kalıyor. Bu gibi kritik hallerde çocukların sakinleştirilmeye ihtiyacı var, fakat yetişkinler de korkuyor.

Bu grupta, benzer durumları yaşayan insanların bu deneyimlerini paylaşabilecekleri, güvene dayalı, mahrem bir alan sunmayı amaçlıyoruz; böylece hep birlikte verdikleri tepkilerle baş etmenin yollarını bulabiliyorlar. Grubun temel katkısı bu aslında: İnsanlar, karşı karşıya oldukları güçlüklere rağmen yalnız olmadıklarını görüyor.

Kısa süre önce, yaşlıların destek grubunda kolaylaştırıcılık yaparken gözlemlediklerim hoşuma gitti. Seansın başında temkinli bir şekilde korkularını ve şüphelerini dile getiren katılımcılar seans sonunda fark edilir derecede rahatlamıştı ve “iyi ki geldik” diyorlardı. Duygularını paylaşmak, grupça yapılan egzersizler ve duvarlardaki çocuk resimlerinin sıcaklığı çok samimi, dostane bir atmosfer yarattı. Bu sürecin sonunu hatırladıkça mutlu oluyorum; katılımcılar gülüyor, birbirinin gücünden güç alıyor ve birlikte fotoğraflar çektiriyorlardı. Sevinç gözyaşlarıyla vedalaştık.

Yorum Yapın