AB-Türkiye anlaşmasının üçüncü yılında Yunanistan’da umutsuzluk döngüsü sürüyor

Ailesiyle birlikte Afganistan'dan gelen bu küçük kız çocuğu, üç kardeşiyle birlikte Vathy Kampı'nda kalıyor. Annesi Farida çocuğu için endişeleniyor. Kampın onun için güvenli olmadığını, çocukluğunu geçirebileceği bir yer olmadığını düşünüyor. Fotoğraf: Anna Pantelia/MSF

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bugün, AB-Türkiye anlaşmasının imzalanmasının üçüncü yıldönümünde Avrupalı liderlere çağrı yaptı.

Atina/Cenevre, 18 Mart 2019 – MSF, Yunan Adaları’ndaki “sıcak noktalarda” uygulanan çevreleme politikasına son vermeleri için Avrupa ülkelerine bir kez daha çağrıda bulundu. Aynı zamanda kırılgan durumdaki herkesin, özellikle de çocukların derhal bu noktalardan tahliye edilmesini ve Yunanistan anakarasındaki ya da başka bir AB ülkesindeki uygun bir konaklama noktasına götürülmesini talep etti.

AB-Türkiye anlaşması son üç yıldır binlerce kadını, erkeği ve çocuğu, temel sağlık hizmetlerine ulaşımın son derece yetersiz olduğu aşırı kalabalık, sağlıksız ve güvenli olmayan bir ortamda, onur kırıcı şartlar altında yaşamaya mahkum etti.

İnsanlık dışı ve aşağılayıcı tutum son bulmalı

Bu süreçte insanların ruh ve beden sağlığının gittikçe kötüleştiğini ve yaşadıkları ıstırabın attığını belirten MSF Yunanistan Program Direktörü Emmanuel Goué, “Yunanistan, Avrupa Birliği’nin korumayı başaramadığı kadınlar, erkekler ve çocuklar için bir ‘atık alanına’ dönüştü,” dedi.

“Bir zamanlar ‘mülteci acil durumu’ olarak lanse edilen süreç, Yunan adalarında ve Yunanistan anakarasında insanların mazur görülemez derecede acı çekmesine yol açtı. AB liderleri ve Yunan yetkililer, kırılgan durumdaki insanların sağlıklı ve onurlu yaşamlarını ellerinden almaya devam etti. Görünüşe göre bunu hâlâ, diğer insanları Avrupa’ya gelmekten caydırmak amacıyla yapıyorlar. Bu acımasız, insanlık dışı ve aşağılayıcı tutumun artık son bulması gerekiyor.”

Kamplar patlama noktasında

Yaklaşık 12.000 kadın, erkek ve çocuk, AB-Türkiye anlaşmasının sonucu olarak halen beş adada bulunan “sıcak noktalarda”, zor şartlar altında mahsur kalmış durumda.

MSF ekiplerinin görev yaptığı Sisam Adası’ndaki Vathy kampında koşullar, aşırı kalabalıklaşma yüzünden son aylarda büyük oranda kötüleşti. Bu durum MSF’yi adaya yeniden bir sağlık ekibi göndermek için harekete geçirdi. Kampta yalnızca 648 kişi için yer olsa da burada halen en az 4.112 kişi kalıyor. Bu da binlerce insanın, resmi kampın dışındaki kirli ve güvenli olmayan bir alanda perişan bir halde yaşadığı anlamına geliyor. Kampın dışında barınanlar arasında en az 79 refakatsiz çocuk bulunuyor. Bunun yanı sıra hamile kadınlar, yaşlılar, psikoz gibi akut ruh hastalıkları da dahil kronik sağlık sorunları olanlar ile işkence ve cinsel şiddete maruz bırakılmış kişiler de var.

MSF ekiplerinin tıbbi ve insani yardım sunduğu Midilli ve Sakız Adaları’ndaki kamplar ise patlama noktasında.

3.100 kişilik kapasiteye sahip olan Midilli Adası’ndaki Moria Kampı 5.225 kişiye, 1.014 kişilik yer bulunan Sakız Adası’ndaki Vial Kampı 1.361 kişiye ev sahipliği yapıyor. Sisam’da olduğu gibi buralarda da MSF doktorları, insanların yaşam şartları, sığınma taleplerinin işleme konması için geçen uzun bekleme dönemi ve ilk etapta evlerini terk etmelerine neden olan sebeplerle bağlantılı çok farklı fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar için hastaları tedavi ediyorlar.

Fotoğrafta göremediğimiz Iman, ailesinden 13 kişiyle birlikte Irak'tan kaçmak zorunda kalmış. Şu anda Sakız Adası'ndaki sıcak nokta Vial'da kalıyorlar: "Elektrik ve su sıkıntısı çok çekiyoruz. 13 kişi tek bir yerde üst üste kalıyoruz. Benim şeker hastalığım var, eşim de nefes almakta zorlanıyor. Doktora gidiyoruz ama kimse bizimle ilgilenmiyor. Bu sağlık sorunlarıyla aynı barınakta yaşayamayacağımızı söylediğimizde, bize 'Sizin için ayarladığımız yer burası; beğenmiyorsanız başka yere gidin, kirada oturun' diyorlar. Savaştan kaçıp Avrupa'ya geldik, ama bu şekilde muamele görüyoruz." Fotoğraf: Anna Pantelia/MSF

MSF Yunanistan Genel Direktörü Vasilis Stravaridis, “AB ve Yunan hükümetleri üç yıldır Yunan Adaları’nda kısılıp kalanlara onurlu ve insani yaşam şartları sunmadı, uygun sağlık hizmetleri sağlama konusunda başarısız oldu,” dedi.

“Bugün Sisam’daki Vathy kampında, kamp nüfusunun yarısından fazlası, etrafları çöp ve insan dışkısıyla çevrili halde yazlık çadırlarda ya da plastik örtülerin altında yaşıyor. MSF olarak Sisam’a döndükten sonraki ay içinde hamile kadınları ve kronik sağlık sorunları olan insanları tedavi ettik. Ruh sağlığı sorunları yaşayan kişilere grup terapi seansları sunduk. Önümüzdeki günlerde daha fazla insana sağlık hizmeti ulaştırabilmek için faaliyetlerimizi artırmayı planlıyoruz.”

Barınma sorunu ruh sağlığını olumsuz etkiliyor

AB-Türkiye anlaşması yürürlüğe girdikten sonra Yunanistan’a gelen binlerce göçmen, Yunanistan anakarasında Birleşmiş Milletler ya da sivil toplum kuruluşları tarafından idare edilen kamplarda ya da geçici yerleşim yerlerinde kalırken, diğerleri de metruk binalarda sefalet içinde yaşıyor ya da sokaklarda geceliyor. Hepsi de sağlık hizmetine ulaşmakta engellerle karşılaşıyor.

MSF psikologlarından oluşan ekipler depresyon, anksiyete ve psikoz dahil ruh sağlığı sorunları olan bireylere hizmet vermek ve işkenceye maruz bırakılanları sağlığına kavuşturmak için çalışıyor.

Psikologlarımız, karşılaştıkları en büyük zorluk olarak hastalarının barınma durumunu gösteriyorlar.

MSF Yunanistan Program Direktörü Emmanuel Goué, yaşanan ruh sağlığı sorunlarıyla ilgili olarak, “Bir kadın sokakta yaşadığı sürece, önceden yaşadığı cinsel saldırılarla bağlantılı travmanın üstesinden gelmesi için ona nasıl yardım edebiliriz? Her şeyden önce, sürekli başka bir saldırı olacak korkusuyla yaşıyor. Diğer taraftan, alması gereken ilaçlar uyuşukluğa neden olduğu için bu ilaçları kullanması onun için tehlikeli hale geliyor. Güvenli bir konaklama yeri olmadan iyileşme de sağlanamaz. Buna rağmen Yunanistan çapında, ihtiyaçları büyük olan hastalarımız için güvenli evler gerçek anlamda yetersiz”, dedi.

2016 yılından beri Yunanistan’a ulaşanların toplam sayısı büyük oranda azalmış olsa da, 2019’un başından beri 5.000’den fazla kadın, erkek ve çocuk Yunanistan’a geldi. Bu kişilerin büyük çoğunluğu Afganistan, Suriye, Irak ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi savaştan zarar gören ve mülteci üreten ülkelerden geliyor ve yarısından fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Bu da, AB’nin göçü idare etmek için yürüttüğü çevreleme ve caydırıcılık politikasının, ülkelerinden kaçmak zorunda kalan insanlara güvenli bir yaşam sunma konusunda başka yollar oluşturmakta başarısız olduğunu gösteriyor.

Sisam'daki sıcak nokta Vathy. Resmi sıcak nokta olarak kabul edilen kampa sığmayan binlerce kadın, erkek ve çocuk, "orman" olarak anılan çalılık alanda kalıyor. Burada tuvalet, duş veya temiz su imkanı bulunmuyor. Fotoğraf: Anna Pantelia/MSF


MSF 1996 yılından beri Yunanistan’da sığınma talebinde bulunanlara ve göçmenlere tıbbi ve insani yardım sağlıyor. 2014 yılında MSF, Türkiye’den Yunan adalarına ve anakaraya ulaşan ve sayıları gittikçe artan sığınmacıların, mültecilerin ve göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için Yunanistan’daki faaliyetlerini genişletti. Yunanistan’daki MSF sağlık ekipleri 2016 yılından beri kapsamlı sosyal destek paketinin yanı sıra temel sağlık hizmetleri, kronik hastalıkların tedavisi, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri, fizyoterapi, klinik psikolojik tedavi ve psikiyatrik tedavi sağlıyor. Bugün MSF ekipleri Midilli, Sisam ve Sakız Adaları ile Atina merkezinde çalışıyor.

Yorum Yapın