Sahada sıtma mücadelesi: Bir felaket nasıl önlenir?

Sıtma, tüm dünyada 5 yaşından küçük çocuklarda en yaygın beş ölüm nedeninden biri. Hatta Sahraaltı Afrika’da bu nedenlerin başında sıtma geliyor. Oysa sıtma, korunabileceğimiz ve kolayca tedavi olabileceğimiz bir hastalık. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın saha projelerinde ekiplerimizin en çok tedavi ettiği hastalık sıtma: 2017’de 2,5 milyon kişiye sıtma tedavisi uyguladık.

Sıtma salgın halini alabilir. Endemik olduğu bölgelerde çoğu zaman yılın belli dönemlerinde tekrar eder ve bu dönemlere “sıtma mevsimi” denir. Yılın her dönemi, dünyanın bir yerinde sıtma mevsimidir. Sıtmanın geleceğini biliriz, ağır sıtma vakalarına yenilen çocuklar için küçük küçük binlerce mezar kazılacağını biliriz. Peki, sistemin sıtmayla başa çıkacak kadar sağlam olmadığı yerlerde, yaklaşan sıtma felaketine nasıl hazırlanmalıyız?

Gine, Kouroussa’da MSF’nin sıtmaya karşı başlattığı yeni çalışmada, Haziran-Eylül döneminde bölgeyi vuran sıtma mevsimi öncesinde hazırlıklar sürüyor.

Başarı öyküsünün ardında gizlenen acı

MSF Gine Temsilcisi Dr. İbrahim Diallo, Cissella'da sıtma mevsiminden önce yapılması gereken hazırlıkları değerlendiriyor. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

Resmi rakamlarda göre geçtiğimiz yıl, 300 bin nüfuslu Kourassa ilinde sadece bir kişi sıtmadan öldü. Oysa MSF’nin Gine Temsilcisi Dr. İbrahim Diallo’nun gözlemleri bambaşkaydı: “Ekim 2016’da Kourassa’daki hastaneye ilk gidişimde orada sadece 2 saat kaldım ve bu süre içinde gözlerimin önünde bir çocuk, sıtmadan öldü. Elbette bu durum bizi alarma geçirdi.”

Dr. Diallo’nun tespiti iki ay sonra doğrulandı. MSF tarafından yapılan geriye dönük mortalite (ölüm oranı) araştırmasında, 2.080 kişilik örneklem içinde 62 kişinin hayatını kaybettiği saptandı, bunların yarısı sıtma nedeniyle hayatını kaybetmişti.

5 yaş altı çocuklarda ölümlerin yüzde 80’i sıtma ateşinden kaynaklanıyordu ve bu çocukların büyük bölümü topluluk içinde ölmüştü.

Resmi olarak kaydedilse de edilmese de ölüm ölümdür, istatistiklerin farklı görünmesi ailelerin duyduğu acıyı azaltmaz.

İstatistikler ile gerçekler arasındaki fark, epidemiyolojik izleme konusunu gündeme getiriyor. Çocukların neden hastalandığını ve neden öldüğünü bilemiyorsak, bir salgının kapıda olduğunu veya topluluk içinde bir virüs görüldüğünü nasıl anlayabiliriz?

3 yıl önce Gine’nin kırsal kesiminde ebola aynen böyle, haftalar boyunca fark edilmeksizin yayılmış, sonuçta uluslararası bir salgın patlayarak 14 binden fazla insanın hayatına mal olmuştu.

Bu kamu sağlığı kaygılarının yanında, çok önemli bir soru daha var: Daha fazla çocuğun 6 yaşına gelme şansına sahip olmasını nasıl sağlayacağız?

Kouroussa nasıl bir yer?

Nijer Nehri, Kouroussa, Gine. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

Gine de çatışma ve savaş yok. Buna rağmen, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenler arasında en kalabalık gruplardan biri Gineliler. Ülkede özellikle gençlerin gündelik hayatlarını biraz daha iyileştirme ihtimali çok az.

Kouroussalılar ancak kendi ailelerine yetecek kadar üretebildikleri tarım ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalışıyor. Bir de, burada altın var. Bölgenin her yerinde bulunan kaba madenlerde kadınlar ve erkekler zengin azınlık arasına girmek için toprağı kazıyor, zorlu ve tehlikeli çalışma şartları altında günlerce toprak kazdıktan sonra elleri ve karınları boş dönen büyük çoğunluğun içinde kalmamayı umuyorlar.

Gücü-kuvveti yerinde yetişkinlerin çoğu vaktini ve takatini madenlerde tüketirken, ailenin ufak ve çoğu kez terk edilmiş tarlalarında insanlara yetecek kadar tahıl yetişmiyor. Ülkede beslenme yetersizliğinin en yaygın olduğu bölgelerden birinin burası olmasının önemli bir sebebi bu.

Kouroussa’da beslenme yetersizliği pek çok yerde olduğundan daha ciddi bir tehlike, çünkü hasat dönemleri arasında sıklıkla yaşanan “açlık aralığı,” sıtma mevsimiyle çakışıyor.

Dr. İbrahim Diallo durumu şöyle anlatıyor: “Yetersiz beslenen çocukların sıtmayı ağır geçirme ve buna bağlı olarak hayatını kaybetme ihtimali daha yüksek, diğer yandan sıtma nedeniyle zayıf düşen çocukların yetersiz beslenme ihtimali de artıyor. Feci bir kısır döngü bu.”

Hastanede

Saat akşam 8 oldu, Fatou hastaneye az önce geldi. 5 aylık oğlu Musa’nın ateşi bir haftadır düşmüyor. Fatou çarşıdan parasetamol alıp oğluna vermiş ama ilaç fayda etmemiş. Bunun üzerine bebeğini evinin yakınındaki sağlık merkezine götüren Fatou oradan hastaneye yönlendirilmiş.

Ertesi sabah saat 9’da, MSF’den Dr. Ulrich, Musa’nın yatağının başında dizlerine çökmüş, yalvarıyor. 45 dakikadır bebeğin bilincini açmaya çalışıyor. “Hayır bebek, hayır, yalvarıyorum uyuyakalma,” diyerek oksijen tüpüne hafifçe bastırıyor. Fakat artık çok geç. Sıtma, Musa’nın beynine saldırmaya başlamış. Bebek yaşasa bile, ömrü boyunca nörolojik hasarla yaşayacak.

Birkaç saat sonra Fatou motosiklet taksiyle eve dönüyor. Bebeğinin cansız bedenini bağrına basmış, yüreğinin üstünde taşıyor.

MSF, engellenebilecek olan bu ölümü engelleyemedi. Ama başka bebeklerin ölmesini engellemeyi umuyor. Kouroussa ilinde küçük Musaların ölmemesini, sıtmaya bağlı ölümlerin giderek azalmasını sağlamaya çalışıyor.

Sıtma mevsimine daha birkaç ay var ama MSF’nin desteğiyle, hastanenin çocuk bölümü dolu. Oysa 2017 Temmuz’unda MSF burada çalışmaya başladığında sıtma mevsiminin zirvesi olduğu halde çocuk hastalıkları bölümünde çokça boş yatak vardı. Hastanede bu kadar boş yer bulunmasının sebebi ihtiyaç olmaması değil, anne-babaların bu hastanenin çocuklarını kurtarabileceğine, harcanan paranın işe yarayacağına dair inancı kalmamasıydı.

Evet, hastanede jeneratör vardı ama jeneratörü çalıştırmak için benzin alacak para yoktu. Yoğun bakımdaki bir hastaya geceleyin bakım gerekiyorsa, hastane personeli bunu ancak kendi cep telefonlarının ışığıyla gerçekleştirebiliyordu. Tabii bu da sadece hastanede personel varsa mümkün olabiliyordu, zira 300 bin kişiye hizmet vermesi gereken il hastanesinde, başhekim ve cerrah dahil toplam üç doktor vardı sadece.

MSF'nin destek vermeye başladığı Kouroussa Hastanesi. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

MSF son 9 ay içinde bu hastaneye giderek daha fazla malzeme bağışında bulundu. Mesela artık hastanede 24 saat elektrik var. Ama bunun yanında insan kaynağı bakımından da destek sağlandı, hastanede MSF tarafından görevlendirilen Gineli ve uluslararası 72 sağlık çalışanı hem hastalara bakım hizmeti veriyor, hem de Gineli meslektaşların kapasitelerini geliştirmesine destek oluyor.

Bunun yanında hastaneye yeni idari yöntemler getirildi. Dr. Ulrich diyor ki,

Başlangıçta, hastane kabulünde triyaj (öncelik değerlendirme) sistemi olmadığı için hastalarımızı kaybediyorduk. Burada acil vakalara öncelik verilmesi yerine önce ilk gelenlerin muayene edildiği bir sıra sistemi vardı.

Alınan tedbirlerle, hastaneye getirilen çocuklarda ölüm oranı 6 ay içinde yarı yarıya azaldı.

Fakat Kouroussa’da MSF henüz işin başında. Haziranla birlikte sıtma mevsimi yeniden başlayacak. Aylar süren müzakereler sonucu MSF’nin hastaneye komşu tedavi merkezine yatak yerleştirmesine izin verildi. Merkez, yine bir ebola salgını olması halinde ebola hastalarını tedavi etmek üzere kurulmuştu. Hastane binası 30 yıldan uzun zamandır tadilat görmemişken ebola tedavi merkezi yepyeniydi, aylardır boştu ve kullanılmamaktan dolayı çürümeye başlamıştı.

Sağlık merkezlerinde

Kouroussa bölgesinde Douako Sağlık Merkezi. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

Her yıl sıtma mevsiminde yaşanan ölümcül dalga, sadece ağır sıtma vakalarını ve hayati tehlike içindeki insanları hastanede tedavi ederek durdurulamaz. Mesela Küçük Musa ölmemeliydi. Bu bebekte sıtma olduğu doğru teşhis edilmiş olsa, sıtma tedavisine bir hafta önce başlansa şimdi yaşıyor olacaktı. Dr. İbrahim Diallo, “Amacımız gayet basit, öncelikle ağır vaka sayısını azaltmamız lazım. Bunun için de temel bakım imkanları, ihtiyacı olanların bunlardan olabildiğince erken faydalanabilmesi için daha yakın yerde sunulmalı.”

MSF bunu temin etmek için bölgedeki sağlık sisteminin tamamına maddi destek ve insan kaynağı sağlıyor. Şartlar: İlde beş sağlık merkezi var, bunlar genellikle bir hemşire ile birkaç sağlık teknisyeninin sorumluluğu görev yaptığı, birkaç odalı küçük binalar. Amaç: 5 yaşından küçük çocuklara ücretsiz sağlık hizmeti vermek. Sonuç: Sağlık merkezlerine müracaat edenlerin sayısı bir ay içinde üçe katlandı.

MSF’nin ölüm oranı araştırması, ölümlerin yüzde 27’sinde ailenin hiçbir sağlık görevlisine başvurmadığını ortaya koymuş, aileler bunun temel nedeni olarak parasızlığı göstermişti.

Sağlık sistemine başvuranlarınsa neredeyse yarısı (yüzde 44), sağlık hizmetinden yararlanma “lüksü” için borç istemek veya eşyalarını satmak zorunda kalmıştı.

Sıtma tedavisi, aralarında Küresel Fon’un da bulunduğu birkaç farklı bağışçı tarafından sübvanse ediliyor ve resmi olarak ücretsiz. Fakat genel olarak yeterince kaynak ayrılmayan bir sağlık sisteminde her hizmet için ücret talep edilebiliyor, çünkü altyapının korunması, ekipman ve ilaç temin edilmesi ve çalışanların maaşlarının ödenmesi için sistemin elindeki temel gelir kaynağı bu. Böylece yine bir kısır döngü oluşuyor: altyapıya ayrılacak para yok, çalışanlar az para alıyor, eğitim ve destek görmüyor, üzerlerindeki büyük iş yükünden şikayet ediyorlar. Dr. İsmael Adjaho durumu şöyle anlatıyor: “Ve yine de bu sağlık merkezlerinin sistem içindeki görevlerini tam olarak yerine getirmeleri, basit vakaları tedavi edebilmeleri ve böylece hastanelerin aşırı yüklenmesini engellemeleri gerekiyor. Maddi desteğimizin dışında, ekiplerimizin sağladığı eğitim, süpervizyon ve günlük desteğin, sıtma mevsimi başladığında sağlık hizmet kapasitesinin buna yetmesine imkan sağlayacağını umuyoruz.”

Topluluk içinde

MSF tarafından eğitim verilen topluluk içi sağlık görevlisi Sekouba Souare, Kakidi Köyü’nde sağlık sisteminin temas noktası.

Topluluk içi sağlık görevlisi Sekouba Souare, Kalkidi'lere hastalıklardan nasıl korunması gerektiğini anlatıyor. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

Kakidi’li Sekouba temel eğitim almış. MSF’nin verdiği eğitim ve ekiplerin yakın gözetimi sayesinde Sekouba, ishal, sıtma ateşi ve beslenme yetersizliği gibi çocuklarda en yaygın görülen hastalıkları tanıyor.

Köyde, hastalık bulaşmasını nasıl engelleyebileceklerini komşularına da anlatıyor ve ayrıca temel ilk yardım da yapabiliyor. İşte bu temel ilk yardım, sağlık hizmetine ulaşılamadığı için uzun süre evde bakılan Musa bebek gibi çocukları kurtarabilir.

Sıtmayı tespit eden çok basit bir test var, bu testi uygulamak da, sıtmayı tedavi etmek de aslında evde termometreyle ateş ölçmek kadar kolay. Ama önce sıtmayı tespit etmek, sonra da tedavi görmesi gereken tüm çocuklara ilacı ücretsiz temin etmek şart.

Sekouba, betondan yapılma birkaç metrekarelik bir odadan ibaret ofisinde, ağaç dallarıyla örülmüş çitin arasından meraklı çocuklar bize bakarken mavi tükenmez kalemle dikkatle notlar aldığı randevu defterini açıyor. Sekouba’nın buradaki işi, bir kadın ona hasta bir çocuk getirdiğinde çocuğa basit bir sıtma testi uygulamak ve gerek varsa bazı temel ilaçlar vermek. Çocuğun kolunu ölçerek tehlikeli olabilecek düzeyde beslenme yetersizliği olup olmadığına bakıyor. Çocuk ciddi bir ishal geçiriyorsa ona su kaybını giderecek tuzlar veriyor.

En önemlisi de, kendi sınırlı bilgisi dahilinde tedavi edemeyeceği kadar hasta olan çocukları hemen tespit edip 10 kilometre uzaktaki sağlık merkezine gönderiyor. Böylece anneler, çocukları hastalanmaya başladığında sağlık merkezindeki muayene olmak için gereken birkaç frangı ve oraya gidecek yol parasını ödemenin maddi külfetini göze almaları gerekip gerekmediğini anlıyor. Sağlık merkezinde MSF’nin ücretsiz ambulansı, durumu kritik olanları hastaneye olabildiğince çabuk ulaştırıyor.

Ya sonrası?

Marie, Douako Sağlık Merkezi'nde çalışan bir sağlık teknikeri. Sağlık teknikerleri ortaokul düzeyinde eğitim aldıktan sonra iki yıllık bir kurs göreve başlıyor. Gine sağlık sisteminde hastaların önemli ilk temas noktalarından birini teknikerler oluşturuyor ve ülkede teknikerlerin eğitim düzeyinin geliştirilmesi planlanıyor. Marie merkezin eczanesinden sorumlu ve ayrıca gereğinde ilk muayeneleri gerçekleştiriyor. Marie şu anda MSF eczanesiyle birlikte çalışarak, sıtma mevsimi öncesinde merkezin ihtiyaçlarını tespit etmeyi ve hazırlanmayı öğreniyor. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

Fakat sağlanan gelişmelerin sebebi aynı zamanda, yeni düzenlemelerin başarısız olmasına da yol açabilir. Bir insani yardım kuruluşu olarak gittiğiniz yerde çocukların öldüğünü görünce, sorunu para akıtarak çözüvermek istiyorsunuz. Ülke dışından dört-beş çocuk doktoru getirirsiniz ve bu yolla hastalara verilen sağlık hizmet kalitesini elbet artırırsınız. Bir de hemşire eklersiniz tabii. Ve laboratuvar teknisyenlerini de unutmamalı. Burada daha fazla tıbbi ekipman bulunması da muhakkak fark yaratacaktır.

Peki ama nerede artık durmak gerekir? 40 yıllık hastane, 10 yıl önce boyanmış olmanın dışında 40 yıldır tadilat görmemiş, buraya da yatırım yapmak iyi olur. Ama MSF er ya da geç buradan gidecek. Hastanede jeneratörü çalıştırmak için yakıt alacak para yokken buraya yeni makineler getirmenin ne anlamı var?

Dr. İbrahim Diallo: “Burada çok basit bir amacımız var: Biz buradayken ölen çocukların sayısını azaltmak ve biz gittikten sonra da sayının artmamasını sağlamak. Bunu başarmak için kendimize beş yıl süre tanıyoruz.”

Dört ay sonra görüşürüz. Kaydedilen ilerlemeyi, sıtma mevsiminin zirve yaptığı dönemde göreceğiz.

Yorum Yapın