Artık İdlib’in hiçbir yeri siviller için güvenli değil

Suriye'nin kuzey batısında, ülke içinde yerinden edilenlerin barındığı bir kamp alanı. Mayıs 2019, fotoğraf: MSF.

Aralık ayı ortasından beri Suriye Devleti ve müttefikleri, muhalif grupların kontrolü altındaki İdlib’e saldırılarını yoğunlaştırdı. Her gün yapılan bombardımanlarda çok sayıda sivil öldürüldü, on binlerce insan bu saldırılar nedeniyle bölgeyi terk etti.

Hükümete bağlı güçler muhaliflerin elinde kalan son toprak parçasını da yeniden ele geçirmeye çalışırken halk Türkiye sınırına doğru toplanıyor. Fakat Suriye-Türkiye sınırındaki kamplar da dolup taşmakta. Üstelik, yerinden edilen insanların sınır boyunda bulmayı umduğu emniyetin de artık hiçbir garantisi yok.

Kuzeybatı Suriye’de, Rusya destekli Suriye Ordusu ile çeşitli silahlı gruplar arasındaki çatışmalar devam ediyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) sahadan henüz dönen Suriye program yöneticisi Hakim Khaldi, yerinden edilmiş insanların sığındığı Kah Kampı’na yönelik saldırıyı anlattı. Kasım ayı sonunda bombalanan Kah Kampı Türkiye’ye çok yakın.

20 Kasım 2019’da Kah Kampı’nda ne oldu?

20 Kasım gecesi, yerinden edilenlerin sığındığı Kah Kampı hedef alınarak vuruldu. 2012’de kurulan ve yaklaşık 4 bin kişinin yaşadığı kamp İdlib ilinde, Türkiye sınırından 5 kilometre mesafede bulunuyor. İdlib Sağlık Müdürlüğü’ne göre saldırıda 12 kişi öldü, 58 kişi yaralandı. Ölenlerin 8’i çocuk.

Pek çok ailenin çadırı kısmen veya tamamen yandı. Barınacak yeri kalmayan aileler başka kamplara gittiler. Bazıları Kah’a gelmeden önce zaten birkaç defa kamp değiştirmek zorunda kalmış ailelerdi, Kah’a artık güvende olacaklarını zannederek gelmişlerdi. Kendini güvende hissetmeyen birçok insan, Türkiye sınırına daha da yakın olan Atme’deki kamplara veya akrabalarının evlerine sığındı.

MSF’nin Atme’deki hastanesinde bir ekip, saldırıda yaralananlara yardıma hazır bekledi. Ama yaralılar bölgedeki başka hastanelere götürüldüler. Kah Kasabası da aynı gece bombalandı, Kah’taki doğumevi kısmi hasar gördü.

Yerinden edilenlerin kaldığı bir kampa yapılan bu saldırının başkalarından ne farkı var?

Daha önce hiç böyle bir saldırı olmadı. İlk defa sınıra yakın bir bölge bombalanıyor, burası tam da sınıra yakın olduğundan dolayı insanların kendilerini emniyette hissettiği bir bölge.

Şimdiye kadar, sınıra yakın olmanın siviller açısından daha güvenli olduğu sanılıyordu. Bir zamanlar güvenli zannedilen bu alan da artık güvenli değil. Ayrıca, sınıra yakın olmak hastaneler için de önemlidir. Diğer sağlık tesislerinin aksine Atme’deki hastanemize ve Türkiye sınırındaki başka sağlık tesislerine şimdiye kadar zarar verilmedi.

MSF’nin 2012’de açtığı bu hastane şu anda, kuzeybatı Suriye’de muhaliflerin elinde bulunan bölgede, uzmanlaşmış yanık tedavisi sağlayan tek tesis. Hastane bunca yıldır, sınıra yakınlığı sayesinde hava bombardımanlarından korunabilen bir bölge olduğu için hizmet vermeyi sürdürebildi.

İdlib ilinin diğer kısımlarında durum nasıl?

Mart ayı sonunda, Suriye Ordusu ve müttefiki Rusya, İdlib ilinin güney kısmında cihatçı Heyeti Tahriru’ş-Şam ve –Suriye makamlarının diliyle- “terör örgütlerine” karşı büyük bir taarruz başlattı. Bu taarruz Ağustos ayı sonuna kadar devam etti. Sağlık tesisleri, okullar, camiler ve pazar yerleri bombalandı. Ne yazık ki hava bombardımanlarında sağlık tesisleri de sıklıkla hedef alınıyor.

Yardım çalışmaları hakkında veri toplayan Suriye STK Bilgi Yönetimi Birimi’ne göre 1 Mart-24 Ağustos 2019 döneminde İdlib vilayetinde ve komşu Hama ile Halep vilayetlerinin İdlib’e yakın kesimlerinde 34 klinik, sağlık merkezi ve hastane bombalandı.

Saldırılar insanları İdlib ilinin kuzey kısmına kaçmaya mecbur etti, orada hava bombardımanı o kadar yoğun değildi. Deyr Hasan bölgesindeki derme çatma kamp alanlarında sağlık hizmeti veren ekiplerimiz taarruz süresince yerinden edilen insanları bu bölgeye gelişine tanık oldular. Ardından, 31 Ağustos’ta Rus yetkililer tek taraflı ateşkes ilan etti ve kaçan ailelerden bazıları güneye geri döndü. Fakat bundan sonra bombardıman yeniden başladı.

Ekim ayı başında Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni bir cephe açılırken İdlib’de yaşayanlar burada durumun artık sakinleşeceğini umdular. Ama öyle olmadı.

Türkiye kendi sınırı boyunca bir tampon bölge oluşturmak için bir askeri operasyon başlattı, Suriye Ordusu ve destekçileri de Türkiye sınırına yakın kuzeydoğu bölgesindeki kuvvetlerini harekete geçirdiler. Tüm bunlar İdlib’in bombalanmasına mani olmadı. Aralık ayı başında Serakib ve Maarat el-Numan’da yine pazar yerleri hedef alındı. Yoğun nüfuslu bölgelere yönelik bu ölümcül saldırılar, insanlara dehşet veriyor.

Yorum Yapın