İdlib’de halk, cephe hattı ile sınır arasında sıkışıyor

Suriye Hükümeti ve müttefiklerinin güney İdlib’de yürüttüğü askeri harekat devam ediyor. Operasyonlar Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde zaten kritik olan durumun daha da kötüye gitmesine yol açıyor. Aralık 2019 ve Ocak 2020’de iki ay içinde yaklaşık 390 bin kişi, her gün yapılan hava bombardımanından, topçu ateşinden ve kara saldırılarından kaçmak için evlerini veya sığındıkları kampları terk etmek zorunda kaldı. Bu insanların 150 bini, Ocak ayının son iki haftası içinde yer değiştirmek durumunda kalanlar.[1]

Suriye'nin kuzeybatısında Cebel Harem bölgesinde kurulan kamp ve yardım malzemesi almaya gelen insanlar. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) 7 Ocak 2020'de burada, saldırılardan kaçarak bölgeye gelen ailelere hijyen kiti ve kışa uygun yardım malzemeleri dağıtmıştı. Fotoğraf: MSF

Ülke içinde yerinden edilen insanlar kapalı olan Türkiye sınırı ile giderek ilerleyen cephe hattı arasında gitgide sıkışıyor. Kuzeybatı Suriye’de yaşayan yaklaşık 3 milyon kişinin büyük çoğunluğu halihazırda son derece kırılgan durumda ve devam eden çatışmalar onların sağ kalma ihtimalini daha da zayıflatıyor. Bu insanlar canlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalıyor, aşırı kalabalık kamp alanlarında bazen kalacak çadır dahi bulamıyorlar, ayrıca çatışmanın bütün acısını ve zorluklarını yaşıyorlar. Örneğin, cephe hattı sürekli hareket eder, ölen ve yaralananların sayısı günbegün artarken sağlık hizmetlerine erişim iyice zorlaşıyor.

MSF’nin Kuzey İdlib’deki proje koordinatörü Cristian Reynders, bölgedeki hastanelerin önemli bir bölümünün vurulduğuna, Kuzeybatı Suriye’deki sağlık tesislerinin çoğunun son birkaç ay içinde kısmen veya tamamen kullanılmaz hale geldiğine işaret ediyor. Reynders durumu şöyle açıklıyor:

Bu, somut anlamda şu demek: Savaş devam ettikçe, yaralanan insanların sağlık tesislerine ulaşma imkânı azalıyor. Tedavi olmak için daha uzağa gitmek demek, yaraların ağırlaşması, hayatını kaybetme ihtimalinin giderek artması demek.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) son haftalarda cephe hattına yakın yerlerde bulunan çeşitli sağlık tesislerinin bu zor durumda baş etmesine yardımcı olmak için onlara verdiği özel desteği arttırdı. Geçtiğimiz haftalarda dört hastaneye ilkyardım ve ameliyat kitleri sağlandı. Reynders, “Bölgede daha kuzeyde bulunan ve düzenli olarak destek verdiğimiz tesislere cephe hattına daha yakın olan bölgelerden hasta gitmiyor olsa da, ilk müdahale yapan tesislerden açık bir yardım çağrısı alıyoruz ve elbette bunu duymazdan gelmiyoruz,” diyor.

Güney İdlib bölgesindeki en büyük hastanelerden olan Maarat En-Numan Hastanesi kısa süre önce bombalanarak hizmet dışı bırakıldı.

Daha yakında, 29 Ocak’ta silahlı bir muhalif grup İdlib Merkez Hastanesi’ni bastı. Bölgedeki diğer büyük sağlık tesisi olan bu hastaneye MSF henüz ameliyat ve ilkyardım kiti bağışında bulunmuştu. Grup, sağlık çalışanlarının itirazlarına rağmen hastaneyi birkaç saat süreyle askeri amaçla işgal ettiler. Aynı gece, gece yarısında Ariha Hastanesi çoklu hava bombardımanında vuruldu. Bombardımanda hastane binası ve depo ağır hasar gördü. Hastanenin ilaç ve tıbbi malzemeleri, yakıt deposu zayi oldu yahut yıkıldı, eczane yerle bir oldu. Bu esnada, bombardımanda yaralanan onlarca kişi tedavi için yine bu hastaneye getiriliyordu.

Sağlık tesislerinin basılması ve bombalanması, sağlık sisteminin genel yıkımı tam da İdlib’de hayat kurtaran sağlık hizmetlerine en çok ihtiyaç duyulan zamanda gerçekleşiyor. MSF, sağlık tesislerinin yıkımı veya askeri amaçla kullanımı gibi uluslararası insancıl hukuku açıkça ihlal eden saldırıları kuvvetle kınamaktadır.

Hastaneler birbiri ardında kapanırken sağlık sistemi bir bütün olarak hem karadan hem havadan saldırı altında.

Bölgede MSF’nin kısa süre önce destek sağladığı sağlık tesislerinden birinde çalışan bir doktor, durumu şöyle anlatıyor: “Şu anda insani durum ve tıbbi durum gerçekten feci. Bölgede bugünlerde gün geçmesin ki sağlık tesisleri bombalanmasın. Benim yönettiğim hastane hâlâ ayakta ama şu son birkaç hafta içinde çevremizde beş sağlık tesisi kısmen veya tamamen yıkılarak hizmet dışı kaldı.”

“Biz de şu anda, normalde o hastanelerde tedavi görecek olan ama şimdi mecburen bize gelen hastalara hiçbir şekilde yetişemiyoruz. Hastane çalışanları bu baskıyı gerçekten üzerlerinde hissediyor. Tesisimizde tedavi görmesi gereken hasta sayısının artışının getirdiği fiziksel baskı yanında, ruh sağlığı alanında da baskı duyuyorlar. Aralıksız çalışıyoruz, gece yarısını geçen saatlere kadar burada kalıyor, hastanemize gelen herkesi tedavi etmeye çabalıyoruz. Depolarımızdaki malzeme hızla tükeniyor. Devamını nasıl temin edeceğiz, hatta temin etmek mümkün olacak mı bilemiyoruz. Ayrıca, vurulacak bir sonraki tesisin bizimki olacağının endişesi de peşimizi bırakmıyor.”

MSF, gelecek haftalarda gerçekleşecek 50 ameliyata, 300 acil duruma ve 1000 muayeneye yeter miktarda tıbbi malzeme acil desteğini tedarik etti, bu malzemelerle diğer sağlık tesislerine de destek verilebilecek. Kuruluş aynı zamanda İdlib’in kuzey kesiminde ihtiyaç tespitlerinde bulunmaya devam ediyor. Bu alana yerleşen on binlerce insan çok kötü şartlarda yaşıyor.

Yukarıda görüşlerini aktardığımız hastane yöneticisi, “Burada yaşadığımız şey insan tsunamisi gibi bir şey,” diyor: “Herkes olabildiğince hızlı bir şekilde kuzeye, Türkiye sınırına doğru kaçmaya çalışıyor. Son birkaç günde arabalara doluşmuş on binlerce insan gördük. Şu anda 30 kilometrelik yolu gitmek 3 saat sürüyor, çünkü herkes yollara döküldü, herkes kaçmaya çalışıyor. Sağlık çalışanları ise başka türlü bir zorlu seçimle karşı karşıya: Burada kalıp hastaları, yaralıları tedavi etmeyi sürdürecek miyiz, yoksa biz de kaçacak mıyız? Benim ailem de birkaç gün önce burayı terk etti, ben şimdilik kalmaya karar verdim. Ama gittiklerinden beri onlardan haber alamıyorum ve muazzam bir endişe içindeyim. İmkânsız kararların içinden geçiyoruz.”

Sınır Tanımayan Doktorlar, yerinden yeni edilen ailelere yardım çalışmalarını da hızlandırdı. Kamp alanlarına içme suyu sağlamak, battaniye ve ısınma araçları gibi temel ihtiyaç malzemelerini tedarik etmek gibi faaliyetlerde bulunuyoruz. Ancak ihtiyaçlar çok fazla ve artmaya da devam ediyor.


MSF ekipleri kuzeybatı Suriye’de gezici kliniklerle gebelik ve doğum sağlığı, genel sağlık, kronik hastalıkların tedavisi gibi hizmetler veriyor. Ekipler bu çalışmaların yanı sıra insani yardım malzemeleri dağıtıyor, su ve tuvalet altyapı sistemlerini güçlendiriyor. Düzenli aşılama çalışmalarına da destek veriyor, ayrıca böbrek nakli olmuş hastaların takiplerine yardım ediyoruz.

Yine kuzeybatı Suriye’de MSF’nin ameliyat, deri grefti, pansuman, fizyoterapi ve psikolojik destek sağlayan uzman yanık ünitesi bulunuyor. İdlib ve Halep çevresindeki bir dizi hastane ve kliniğe uzaktan destek ve/veya birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetlerine destek sağlıyor, üç hastane ile ortak idare anlaşması çerçevesinde birlikte çalışıyor.

MSF’nin kuzey Suriye’de Haseke, Halep ve Rakka vilayetlerindeki tıbbi programları da, Ekim 2019’da askıya alınmış veya faaliyetleri azaltılmış olmasına rağmen devam ediyor. MSF, siyasi baskılara karşı bağımsızlığını korumak adına, Suriye’deki çalışmaları için hiçbir devletten maddi destek almıyor.

 

[1] Kaynak: BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Situation Report #7: Recent Developments in Northwest Syria (29 Ocak 2020).

Yorum Yapın