Kış gününde kuzeydoğu Suriye’de yerinden edilmek

İdlib’de gündemin hava durumu olmasının sebebi ne?

9 Ocak 2020 – Suriye Hükümeti ve müttefiklerinin güney İdlib’de başlattığı, topçu ateşi, hava bombardımanı ve karadan taarruzu içeren yoğun saldırılar, insanların yeniden kitleler halinde savaş bölgesinden kaçmasına yol açtı. İdlib’in kuzey kesiminde Türkiye sınırına yakın bölgeye kırılgan durumda 1,5 milyon insan sığınmış bulunuyordu. Birleşmiş Milletler verilerine göre 1 Aralık 2019’dan itibaren, çoğu güney İdlib’den kaçmak zorunda kalanlar olmak üzere 300 bin kişi daha evlerini terk etti.

İnsanlar korku içinde, yersiz yurtsuz kalmış, kırılgan durumdalar; aşırı kalabalık, sığınacak yer seçeneklerinin kısıtlılığı, dağlarda iyice sertleşen kış şartları ve yardım kapasitesi sınırlarının çoktandır zorlanmakta oluşu buradaki durumu iyice ağırlaştırıyor.

Yerinden edilen insanların kuzeybatı Suriye'de Cebel Harem bölgesinde kurduğu farklı kampların genel görünümü. Bu fotoğrafta kampların sadece bir bölümü görünüyor, sisin yoğunluğu ve kamp alanının genişliği dolayısıyla tüm kamplar fotoğrafa yansımıyor. Tüm fotoğraflar: Ocak 2020, MSF.

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) lojistik sorumlularından biri şöyle diyor: “Gezici kliniklerle dolaşırken bazı rahatsız edici şeyler duyuyoruz. Kış soğuğuna rağmen insanlar güneşten korktuklarını söylüyorlar, güneş hayra alamet değil… Hava açık olunca uçakların bombardıman yaptığını anlatıyorlar, soğuk, bulutlu, yağmurlu günleri tercih ediyorlar. Hava durumuna göre, önümüzdeki birkaç gün hava güneşli olacak…”

Şiddetin tırmanmasıyla birlikte bölgede bazı hastaneler bombalandı ve hizmet veremez hale geldi. Bunlar arasında, güney İdlib bölgesindeki en büyük hastane olan Maarat el Numan Hastanesi de var. Çatışma hattının giderek yaklaşmasıyla başka hastaneler de tahliye edildi. Daha kuzeydeki hastanelerin iş yükü, kaldıramayacakları kadar arttı. MSF birkaç hastanenin artış gösteren faaliyetlerini desteklemek için onlara tıbbi malzeme bağışında bulundu.

Aileler dalga dalga bölgeye gelirken MSF gezici klinik ekipleri de faaliyetlerini genişleterek battaniye ve bölgede üretilen ısınma yakıt bloklarından dağıtmaya, kışın gereken diğer malzemelerini temin etmeye başladı. Bir su mühendisliği ekibi, yeni gelen ailelerin kalabalık halde yerleşmeye başladığı alanlarda tuvalet kurmak ve sağlanan içme suyu miktarını arttırmak için çalışmalarını hızlandırdı.

Bir çocuk MSF tarafından dağıtılan battaniyeleri çadırına götürüyor. MSF, kuzeybatı Surşye'deki Cebel Harem bölgesinde bu kamp alanında 7 Ocak 2020'de hijyen kitleri ve kışlık yardım malzemeleri dağıttı (battaniye, şilte ve su bidonu). Bu alanda şu anda yaklaşık 120 aile kalıyor, bunların 50 kadarı kuzeybatı Suriye'de yeni başlayan saldırıdan kaçan, evini ya da daha önce kaldığı kampı henüz terk etmiş aileler.

Ed-Dana bölgesinde Deyr Hasan Kampı’nda tıbbi yardım sağlayan ekiplerimiz saldırılar boyunca yerinden edilen çok sayıda insanın buraya geldiğini bildiriyor. MSF’den hemşire Ahmed, “Yolculuğun çok zor olduğunu anlatıyorlar,” diye aktarıyor: “Gönüllü insanlar onlara araç bulur bulmaz birçok aile her şeylerini geride bırakıp kaçmak zoruna kalmış. Bazı aileler [hedef alınmamak için] geceleyin yola çıkmışlar ve farlarını açmamışlar, bu nedenle yollarda kazalar olmuş.”

Deyr Hasan Kampı, hızla ortaya çıkarılmış birkaç ayrı yerleşim alanından oluşuyor. Son 3 haftada buraya 11 bin kişi geldi. Çok kısa süre önce yerinden edilen bu insanlara sadece, konserve yiyecekler içeren ufak bir acil durum gıda yardımı verildi; kalacak yer ve ısınma aracı sağlanamadı. Dört çocuk annesi bir kadın, bu soğukta çocuklarını ortada bırakamayacakları için kendi ailesiyle altı çocuklu bir başka ailenin ellerindeki tüm parayı birleştirerek bir çadır aldığını anlatıyor. Bazı aileler çadırlarını akrabalarıyla paylaşıyor ama çadırlara herkesin sığması mümkün değil. Genel olarak şartlar çok ağır. MSF, Deyr Hasan Kampı’nın giderek kalabalıklaşması karşısında, burada kalan yerinden edilmiş insanlara birinci basamak sağlık hizmeti sunmak için ikinci bir gezici klinik daha çalıştırmaya başladı.

7 Ocak’ta bir MSF ekibi daha batıda, kuzey İdlib’in dağlık bir bölgesi olan Harem’de, yeni gelen 52 aileye kışa uygun yardım malzemeleri dağıttı. Aileler sınıra daha yakın olan bir kamptan kaçarak buraya gelmişti ve içlerinden bazılarının bu üçüncü, dördüncü yerinden edilişiydi.

MSF’nin Kuzey İdlib’deki proje koordinatörü Cristian Reynders, “Halihazırda bölgede yerinden edilmiş 1 milyondan fazla kişi var, böyle bir durumda sığınacak yer eksikliği ve insanların neredeyse tamamen yardıma bağımlı halde olması çok kritik sorunlar,” diyor. “Bazen resmi kamplarda yeni gelenlere hiç yer olmuyor. Başka kamp yerlerinde insanlara kendi çadırlarını getirmeleri, kalacakları barınma kısmını kendileri ayarlamaları söyleniyor. Evet bu konuyu çözmek için çalışan kuruluşlar var ama şu anda bu büyük bir sorun. Tüm bunların üstüne, para kazanmanın hemen hemen hiç imkânı yok, gıda piyasasında enflasyon yüksek, dolayısıyla insanlar borçlanıyor ama borcu ödeme ümidi yok. Zaman içinde yardıma tamamen bağımlı hale geliyorlar.”

MSF lojistik sorumlusu, “bu kamplara hüzün ve umutsuzluk hâkim,” diyor. “Yardım dağıtımı için sıra bekleyen bir adamla konuşuyordum. Ona umutlarını, planlarını sordum. Kendisi için de, ailesi için de bunun son kaçış olmasını umduğunu söylerken sesi titriyordu. Ne cevap verebilirsiniz buna?”

İdlib vilayetinin kuzey kısmında MSF dört gezici klinikle, 15’ten fazla kamp ve düzensiz yerleşim alanına dönüşümlü olarak ziyaretlerde bulunarak sağlık hizmet veriyor. Sağlık ekipleri ayda 4.500’den fazla muayene gerçekleştiriyor, hastaların yaklaşık yarısıysa 15 yaşından küçük çocuklar. En sık karşılaşılan şikayetler solunum yolu enfeksiyonları, yeni gelen hastalarda en çok izlenen rahatsızlık psikolojik travma. Ayrıca, savaşta aldığı yaralar iltihap kapmış olan kişilerle çok uzun zamandır ilaç kullanamamış kronik hastalar gibi, hastaneye sevk edilmesi gereken insanlar da var.

Türkiye sınırı, hayati tehlike bulunan çok acil durumların hastaneye sevki dışında Suriyelilere kapalı. Suriye hükümetinin cephe hattıysa, İdlib’i doğu-batı ve kuzey-güney yönünde kat eden iki kara yolu boyunca kuzeye doğru hızla ve şiddetle ilerliyor. Nisan-Ağustos ayları arasında Suriye Ordusu ve müttefiklerince yapılan bir önceki saldırıda da insanlar kitlesel olarak yerinden edilmiş olduğundan çok kalabalık topluluklar giderek daralan bir alana sıkışıyor. Kuzey İdlib’e yardım için çabalayan pek çok kuruluş var ama ihtiyaçlar öyle çok ki, mevcut yardım kapasitesi sonuna kadar kullanılsa da yetmiyor. İdlib’de acil yardıma yine, yeniden, çok ihtiyaç var.

Kışın Kuzeybatı Suriye'deki kamplarda yaşam şartları daha da ağır. İnsanlar İdlib vilayetinin dağlık alanında, naylon örtülerden yapılan çadırlarda kalıyor, soğuktan, yağmurdan ve nemden korunamıyorlar.


MSF ekipleri kuzeybatı Suriye’nin çeşitli yerlerinde gezici kliniklerle çalışarak doğum sağlığı ve genel sağlık hizmetleri veriyor, kronik hastalıklara yönelik tedavi sağlıyor. Ekiplerimiz yardım malzemesi dağıtıyor, su ve sanitasyon (tuvalet altyapısı) sistemlerini iyileştiriyor. Bunun yanında iki aşılama merkezinde, bir hastanede ve gezici klinik çalışmaları sırasında düzenli aşılama çalışmalarını destekliyorlar.

Yine kuzeybatı Suriye’de MSF’nin yanık tedavi konusunda özelleşmiş bir birimi var. Burada deri nakli, pansuman ve fizyoterapi yapılıyor, psikolojik destek sağlanıyor. Ayrıca MSF İdlib ve Halep çevresindeki birkaç hastane ve kliniğe birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetleri konusunda uzaktan destek veriyor, üç hastaneyle de ortak idare anlaşması çerçevesinde birlikte çalışıyor.

MSF’nin kuzeydoğu Suriye’de Rakka, Haseke ve Halep vilayetlerindeki tıbbi programları Ekim 2019’da geçici süreyle faaliyetlerini azaltmalarına veya askıya almalarına rağmen şu anda devam ediyor. MSF Rakka, El Hol, El Roj ve Newroz Kamplarında, Kobani/Ayn el Arap ve Tel Koçer/ Yarubiye’de tıbbi insani yardım çalışmalarına adım adım yeniden başladı, fakat kuzeydoğu Suriye’de Tel Abyad Hastanesi’ne daha önce verdiğimiz desteği yeniden vermeyi başaramadı. Ekim ayında sağlık çalışanları da dahil olmak üzere nüfusun büyük bölümü tarafından terk edilen bölgedeki yardım çalışmalarına devam etmemiz de mümkün olmadı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), siyasi baskılara karşı bağımsızlığını koruyabilmek için, Suriye’deki çalışmalarında hiçbir devletten maddi destek almamaktadır.

Yorum Yapın