Orta Afrika Cumhuriyeti'nde halk şiddetten bitkin

Çoğunluğu Peuhl'lardan olan 11 binden fazla kişi, Bambari'nin Elevage Mahallesi'nde, yerinden edilenlerin barındığı bu kampta yaşıyor. Civarda, Bambari ve çevresinde tekrarlanan şiddet olaylarından kaçan insanların kaldığı pek çok kamp var. Son değerlendirmelere göre
Bambari ve çevresinde, ülke içinde yerinden edilmiş 42 binden fazla kişi yaşıyor. Fotoğraf: Elise Mertens/MSF, 2 Ağustos 2018.

“Bir gün yine geleceksiniz ve bu sefer buralarda kimseyi bulamayacaksınız, çünkü bu dertler yüzünden biz hepimiz ölmüş olacağız.”

C* ve 11 çocuğu Kidjigra Mahallesinde, terk edilmiş bir binanın ön verandasında oturuyorlar. C buraya 2 ay önce, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin Bambari kentinde şiddet yeniden başladığında gelmiş. Ülke içinde yerinden edilenlerin barındığı ve kendisinin de dört yıldır yaşadığı kamptan kaçmak durumunda kalıp Ouaka Nehri’nin öteki tarafına sığınmış.

“Geçen Mayıs ayında kampa silahlı adamlar gelip insanları tehdit ettiler,” diye anlatıyor C. “Elimizde kalan ne varsa, onu da çaldılar. Tüm elimizde kalan da bir bisikletle birkaç ördekti zaten. O zamandan beri burada hayatta kalmaya çalışıyoruz, ailemizi doyurmak için odun kesip satıyoruz.”

Mayıs 2018’de yeni bir şiddet döngüsü Bambari’de etkili olduğundan beri pek çok insanın hikayesi C’ninkine benziyor. 40 bin kişi zaten şehrin dışındaki kamplarda yaşarken, Mayıs ve Haziran aylarında 3 bin kişi daha şiddet olayları yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldı.

BM MINUSCA (Orta Afrika Cumhuriyeti Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu) tarafından Şubat 2017’de gerçekleştirilen silahsızlandırma harekatının ardından Bambari’de yaşanan görece sakin dönem 14 Mayıs 2018’de tamamen sona erdi. Silahlı gruplar şehrin kontrolünü hızla yeniden ele geçirdiler.

Şimdi şehrin iki ayrı kısmı iki silahlı grubun elinde. Ouaka Nehri şehrin iki yakası ve iki topluluk arasında doğal bir sınır oluşturuyor.

İki yakada da, şehir sokaklarında dolaşan silahlı adamların temel hedefi, halkın mal ve mülkü.

Şiddet kullanılarak işlenen suçlar Bambari sakinlerinin günlük hayatının bir gerçeği haline geldi. C, “Şu anda yaşadığımız sorunların, dinle, etnik aidiyetle hiçbir ilgisi yok; insanlar sahip oldukları şeyler için baskı görüp taciz ediliyor ve saldırıya uğruyor,” diyor:

Ben artık sorun yaşamıyorum ama bunun tek nedeni artık hiçbir şeyim kalmamış olması: Param da, bisikletim de, motosikletim de yok; hatta cep telefonum bile yok.

Bambari'de şiddetin yeniden başlaması kentn hastanesini de etkiledi. Hastane 15 Mayıs ve 6 Haziran 2018'de silahlı gruplar tarafından iki defa baskına uğradı. Fotoğraf: Elise Mertens/MSF, 1 Ağustos 2018.

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) hastanesi bu iki bölgenin arasında bulunuyor. Bu hastanenin çalışanları, ardı arkası kesilmeyen şiddet olaylarının sonuçlarına tanık oldular. Mayıs ayından bu yana, kurşunla veya kesici silahlarla yaralanmış 70’ten fazla hastayı tedavi ettiler.

MSF hastanesinde tedavi edilen yaralılardan biri de A*. Müslüman olan A, erkek kardeşiyle birlikte iki ateş arasında kalmış, kardeşi hemen orada öldürülmüştü. A ise bacağından kurşunla yaralandı. Bambari’deki hastanede tedavi olurken, silahlı grupların sağlık tesisine girişine iki defa tanık oldu:

“İlki 15 Mayıs’taydı. Silahlı adamlar hastaneyi bastılar, biz yataklarımızın altına saklandık.

Hristiyan hastalar bize yardım etti ve neyse ki hastane çalışanları, silahlı grubu bizim olduğumuz odaya girmemeye ikna etti.

Bambari'deki Elevage Saplık Merkezi'nde haftada bir gün çocuklar beslenme yetersizliği açısından taramadan geçiriliyor. MSF ekipleri Sağlık Bakanlığı'yla işbirliği içinde çocukların takibini yapıp gereken tedaviyi görmelerini, doğru beslenmelerini sağlıyor. Gerektiğinde çocuklar, Bambari Hastanesi'nin MSF tarafından idare edilen yoğun beslenme desteği ünitesine sevk ediliyor. Fotoğraf: Elise Mertens/MSF, 2 Ağustos 2018.

“Üç hafta sonra hastaneye yine silahlı bir grup girdi. Bu defa onların gelmekte olduklarını duyar duymaz kaçtık. Başımıza gelebilecek şeylerden çok korkuyorduk. Yaralı ayağımla yürüyemediğim için beni bir battaniyeye yatırıp taşıdılar.”

İki defa yinelenen baskınların ardından hastanenin içinde 21 tane mermi kovanı bulundu.

Birkaç hafta sonra A, yarasının durumu kötüye gittiği için sonunda tekrar hastaneye gelmeye karar verdi. Düşüncelerini, “İnsan hastanede her zaman güvende hissetmeli, ama başımıza gelenlerden dolayı biliyoruz ki burada bile saldırılardan uzak olamayacağız,” diyerek anlatıyor.

Saldırılarda yaralananların dışında, sağlık hizmetlerine genel erişim de yinelenen şiddet dalgasından etkileniyor. Güvenliğin sağlanamayışı dolayısıyla, Elevage Mahallesi’nde bulunan ve MSF tarafından desteklenen sağlık merkezi bir haftadan uzun süre kapalı kaldı, dolayısıyla bölge sakinleri kendi çevrelerinde birinci basamak sağlık hizmeti alma imkanından mahrum bırakılmış oldu. Silahlı adamlar hastanenin kapalı olmasını burayı yağmalamak için fırsat bildiler.

Çaldıkları pek çok şey arasında, çocuklarla hamileler için kullanılacak aşıların depolandığı buzdolabı da vardı.

Bambari Hastanesi’nin faaliyetlerinde de ciddi bir azalma kaydedildi. Hastaneye yatırılan çocuk sayısı Nisan ayında 230’ken Haziran’da 70’e düştü. MSF’den hemşire Kate, “Beslenme desteği verdiğimiz odalar iki hafta boyunca boş kaldı, çünkü insanlar hastaneye gelmeye korkuyorlardı,” diyor.

Kate’in iş arkadaşı Narcisse de cerrahi bölümü için benzer şeyler anlatıyor: “Temmuz ayında yaşadığımız durgunluğun ardından çalışmalarımız normale döndü ama pek çok hastamız bize geldiğinde durumları kritikti. Güvensizlik nedeniyle daha önce gelememişlerdi.

Bir hastamızı dişindeki apse yüzünden kaybettik; apsenin durumu o kadar kötüye gitmişti ki onu kurtaramadık.

“Bir başka hastamızın da aldığı kurşun yarası gerektiği gibi tedavi edilemediği için bütün bacağı kangren olmuştu.”

Geçtiğimiz haftalarda çatışmaların yoğunluğu azaldı, artık tek tük silah sesleri duyuluyor. Şehirdeki trafik de normale dönmüş gibi. Fakat insanlar hâlâ, ayrım gözetmeksizin yapılan saldırıların korkusu içinde yaşıyor. Şiddetin yeniden alevlenmesi, 2013-2014’teki çatışmaların acısını derinden yaşamış Bambari halkına yakıcı bir şekilde tanıdık geliyor.

Yıllardır şiddetten kaçmaktan yorulmuş, yorgunluğu yüzüne yansımış C, “Biz 2014’te zaten silahlı grupların tehditleri yüzünden evlerimizi terk etmek zorunda kalmıştık,” diyor. “Bu sefer kamptan da kaçmak zorunda kaldık. Umudumu korumaya çalışıyorum, en çok da çocuklarım için. Ama sürekli oradan oraya kaçmaktan hiç gücüm kalmadı artık.”

 

*Kişinin kimliğinin gizlenmesi amacıyla burada sadece adının baş harfi kullanılmıştır.

 

Yorum Yapın