Suriye’de savaşın en zalim tuzakları

Hemşire Michael Shek, daha önce MSF ile arama-kurtarma gemisi Auqarius'ta çalışmıştı. Fotoğraf: Alva White/MSF, Ağustos 2016

Hemşire Michael Shek, İskoçyalı. 2017’nin sonunda Suriye’de Rakka’nın doğusunda MSF’nin travma stabilizasyon biriminde göreve başlayan Michael Rakka’da gördüklerini anlatıyor.

Ocak ayında çok soğuk bir sabah, Rakka’da MSF’nin stabilizasyon (ilk müdahale) birimine kritik durumda genç bir adam getirildi.

Ayağının yarısı havaya uçmuştu. Bacak kemikleri kırılmış, bacağından dışarı fırlıyordu.

Delikanlının bilinci hala açıktı, şok halindeydi ve çok kan kaybetmişti. Hemen müdahale ettik. Bacağına turnike yaptık, kırık tahtasına aldık; kan akışını yavaşlatmak için traneksamik asit, ayrıca ağrı kesici verdik.

Üzerindeki kot pantolon yanarak derisine yapışmıştı. Yaralarının içinden kumaş ve diğer parçacıkları ayıklıyordum. Bu arada o, panik içinde tekrar tekrar aynı soruyu soruyordu: “Bacağımı kaybedecek miyim?”

Bizse durumunu sabitleyip onun hayatını kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz.

Patlayıcı döşeli evler

Rakka'nın batı kesimi. Ekim 2017'de İslam Devleti (IŞİD) ile çatışmaların sona ermesinin ardından insanlar evlerine dönmeye başladılar ve şehri bu halde buldular. Fotoğraf: Eddy Van Wessel, Kasım 2017.

2014’de İslam Devleti’nin [IŞİD] Rakka’yı ele geçirmesiyle şehirden kaçan Ahmed,* ailesiyle birlikte evine yeni dönmüş. Evde temizlik yaparken el yapımı mayın patlayarak onu feci şekilde yaralamış.

Ahmed daha 15 yaşında. Bacağını muhtemelen kaybedecek.

Birkaç haftadır Sınır Tanımayan Doktorlar’la birlikte hemşire olarak çalıştığım Suriye’de bu ne yazık ki hiç sıradışı bir durum değil. Rakka’da her yer el yapımı patlayıcılar ve patlamamış mühimmatla dolu; çatışmaların bittiği bölgelerde savaşın en zalim mirası bu.

Rakkalılar evlerine dönmeye başladılar ama burada eve dönmek inanılmayacak kadar tehlikeli. Şehrin çoğu  molozla kaplı ve yüz binlerce patlayıcı var.

Aylar, yıllar sonra evlerine dönenler, şu köşede, bu kapının ardında ne var bilemiyorlar. Mutfaklarına döşenmiş, yatağın altına saklanmış, duvardaki elektrik düğmesine kurulmuş patlayıcılar olabilir.

Rakka'nın El Mişleb Mahallesi'nde bir sokakta, asfaltın altında patlamaya hazır mühimmat. Fotoğraf: Diala Ghassan/MSF, Kasım 2017.

Öyle korkutucu bir şey ki bu, insanların her şeye rağmen nasıl geri döndüklerini, hayata yeni baştan başlamaya çalıştıklarını kavrayamıyorum bile. Çocuk kitaplarının içine dahi bomba tuzaklanmış.

Doğaçlama çözümler

İlk geldiğimde ayakta tedavi bölümümüzde günde 400 kişiye bakıyorduk. Şehirde ishal, öksürük, soğuk algınlığı ve kronik hastalıkların tedavi edilebildiği tek yer MSF’nin kliniği.

Hastalarımızın çoğu aylardır, hatta yıllardır tıbbi bakım imkanı bulamamıştı. Bu yüzden kronik hastalıklar pek çok kişide hayatı tehdit edecek kadar ilerlemiş durumdaydı.

Ama burası asıl olarak travma stabilizasyon noktası. Burada mayın patlamasında, trafik kazasında ya da evde çıkan yangınlarda yaralananları tedavi etmeye çalışıyoruz. Tesis İngiltere’de çalıştığım “Kaza ve Acil” (A&E, acil servis) bölümlerine çok benziyor, sadece burada daha temel düzeyde çalışıyoruz. Rakka’da hızla kan nakli yapacak, serumları ılıtacak pahalı makinelerimiz yok.

Travma yarası olan insanlar kliniğe getirildiklerinde, yara ister karın bölgesinde ciddi bir yaralanma olsun, ister bacak kopması, mutlaka kanama vardır ve yaralı çok kan kaybeder. Çok kan kaybedince vücut sıcaklığı hızla düşer. Yaralıya sıvı takviyesi yapılırken bunun ılıtılması bu nedenle gereklidir.

Rakka’da bunu yapmak için çözümleri bizim üretmemiz lazım. Metal kaselerin içine su doldurup bunları odayı ısıtmak için kullandığımız dizel ısıtıcının üstüne yerleştiriyoruz. Su ısındıktan sonra kan ve serum torbalarını sıcak suyun içine koyarak sıcaklığı yükseltiyoruz. Basit bir yöntem, ama hayati önem taşıyor.

Hayat kurtaran cerrahi müdahale

Ocak ayında mayınlar ve el yapımı patlayıcılar yüzünden, sadece bir haftada 33 patlama yaralanmasına müdahale ettik.

Bu yaralıları tedavi edip hayatlarını kurtaranlar çoğunlukla MSF’nin Suriyeli müthiş ekipleri.

Onlar burada hava bombardımanlarını, bomba patlamalarını, keskin nişancı saldırılarını gördüler. Dayanma güçlerine hayranlık duyuyorum.

Ahmed şimdi biraz sakinleşti. Verdiğimiz ağrı kesiciler etkisini gösterdi. Ayrıca ona bir ünite kan verdik. Bizim görevimiz burada bitti, Ahmed’in durumu artık ambulansla Tel Abyad’a sevk edilecek kadar stabil. Araçla iki saatte gidilen Tel Abyad’da MSF’nin desteklediği bir hastane var.

MSF'nin desteklediği Tel Abyad Hastanesi'nde tedavi gören çocuklar. Buraya hem Tel Abyad ve çevresindeki köylerden, hem de Rakka, Meskane, Hazima, Deyr ez-Zor ve Tabka gibi başka şehirlerden hastalar ve yaralılar geliyor. Fotoğraf: Eddy Van Weissel, Kasım 2017.

Bölgede zor ameliyatların yapılabildiği, hayat kurtaracak cerrahi müdahalelerin gerçekleştirilebildiği çok az sayıda tesisten biri, Tel Abyad’daki hastane. Hatta, oradaki cerrahların Ahmed’in bacağını bile kurtarabileceğini umuyorum.

Ahmed gideli daha birkaç saat olmuşken yeni bir grup yaralı getiriliyor. Yine ağrı kesici, serum, antibiyotik ve kan veriyoruz.

Şehir mayınlardan tamamen temizlenene kadar bizim küçük tesisimiz hep böyle yaralılarla dolup taşacak. Bunları görmeye bile dayanmak inanın ki çok zor. Tüm bir şehir halkının ömür boyu kalıcı, işlevleri engelleyici yaralar aldığını bir düşünün.

Ama umut var. Buradaki ekibin yaptığı en ufak müdahale, hayat kurtarabiliyor. Titizlikle hazırlanan ve defalarca tekrarlanan toplu yaralanmalara müdahale planından tutun da ağrı kesici, antibiyotik ve kan tedarikine kadar her şeyde amaç, hayat kurtarmak.

Bu “küçük” ayrıntıların hepsi, İngiltere’de çalışırken üzerine hiç düşünmeden hep var olacağını düşündüğüm, hep hazır olan şeyler. İnsanların hayatını kurtaracak olan, bulmacanın bu küçük parçaları. Bağışçılarımızın desteği olmadan bunların hiçbiri mümkün olamazdı.

*İsim değiştirilmiştir.

Yorum Yapın