Arama-kurtarma gemisindeki doktor, Aquarius'ta yaşananları anlatıyor

 

Aquarius gemisinde görevli Doktor David Beversluis'in, gemi Valensiya limanına vardığı zaman çekilen fotoğrafı. Fotoğraf: Oscar Corral.

"Birkaç gece önce Aquarius’un güvertesinde dolaşarak hastaları kontrol ederken, Nijeryalı birkaç gençle biraz konuştuk. Ufuktaki ışıkları işaret ettiler, neden o kadar uzun süre durduğumuzu merak ediyor ve Avrupa’ya artık varıp varmadığımızı soruyorlardı.Cep telefonumdan haritayı açıp konumumuzu gösterdim, Sicilya’yla Malta arasında takılmış kalmış durumdaydık.

Pruvadan kuzeye doğru baktığımızda İtalya’nın ışıkları belli belirsiz seçiliyordu. Bir haritaya, bir de yakınlardaki kıyıya baktılar, varacakları yerin nihayet göründüğünü anlayınca yüzleri ışıdı.

Ama ne yazık ki sevinçleri kısa sürdü, içinde bulundukları durumu, Avrupa ülkelerinin arasında, siyasi dalgalanmaların ortasında kalakaldığımızı hatırladılar. Umutları, ufukta belli belirsiz görünen ışıklar kadardı.

Bu hafta denizden kurtarılan 629 insanla tanıştım. O ufuklara ulaşmak için hayatlarını tehlikeye atmışlar, şimdi de İtalyan Hükümeti'nin tavrı nedeniyle bir siyaset oyununda yem durumuna düşürülmüşlerdi. İtalya’nın onların güvenli bir limana ulaşmasını engelleme kararı, uluslararası hukuku düpedüz, pervasızca ihlal eden bir hamle. Ve daha önemlisi, siyasetin açıklarda demir attığı bu bekleme hali, kırılgan durumdaki bu insanların birer insan olarak değerini görünmez kılmayı amaçlıyor. Günümüz Avrupa’sının bir büyük ayıbı, onun itibarında bir kara lekedir bu.

Aquarius’un doktoru olarak,  kurtarılmış insanların sağlığının ve esenliğinin sorumluluğunu memnuniyetle üstleniyorum. Hastalarımın sağlık sorunlarını çözmek benim görevimdir ve Aquarius gemisinde her zaman, bu konuda yapacak çok işimiz olmuştur. Çok zor şartlar alında mümkün olan en iyi bakım imkanını sağlamaya çalışan, kendini bu amaca adamış bir ekiple çalışmak benim için büyük şans.

Cumartesi gecesi ilk kurtarma operasyonumuz sırasında, Libya’nın kuzeyindeki arama-kurtarma bölgesinde batmakta olan şişme botlardan kurtarılan yüzlerce insana hayat kurtarıcı tıbbi müdahalede bulunduk. Suya düşmüş, boğulmak üzere olan birkaç kişiye resüsitasyon yaptık (onları hayata döndürdük). Akut hipotermi geçiren (vücut sıcaklığı aşırı derecede düşmüş) hastaları ısıttık. Üzerindeki benzinin ve tuzlu, soğuk deniz suyunun temizlenmesi gereken yüzlerce kişiye hemen, ılık suyla duş ayarladık. Onlara kuru kıyafet, battaniye, yiyecek ve kalacak yer verdik. Birçok kişi 20 saati aşkın süredir denizde olduklarını ve bu süre boyunca hiç su içemediklerini söylüyordu, vücutlarının susuz kaldığının belirtileri çok açıktı. O ilk saatler boyunca herkese içebildikleri kadar çok su verdik.

Aquarius gemisinde bulunan 629 kişinin tamamı Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece kurtarılmıştı. İki şişme bottan insanların kurtarılması sırasında, botlardan birinin gece karanlığında parçalanması ve 40’tan fazla kişinin denize düşmesiyle durum kritik bir hal almıştı. Fotoğraf: Kenny Karpov/SOS MEDITERRANEE.

Sonraki günlerde bize güvenli bir liman gösterilmesini beklerken ekibimiz kurtarılan insanların her birine, önemli temel tedavileri sağlamaya devam etti. Kurtarma operasyonunun hemen ardından gemimizdeki kliniği açarak, her türden tıbbi sorunları olan insanları muayene ve tedavi ettik.

Şişme botların tabanında biriken benzinle karışık deniz suyu pek çok kişinin vücudunda kimyasal yanıklar oluşturmuştu. Stres ve aşırı yorgunluk nedeniyle ağırlaşan susuz kalma vakalarına ve diyabet gibi kronik sorunlara baktık, Libya’da insanlık dışı şartlar altında aylarca, hatta yıllarca kapatılmış ve bu süre boyunca doktor yüzü görmemiş hastaların eski yaralarının tedavisine başladık.

Şimdi Valensiya’ya (İspanya) doğru yol alıyoruz; ekibimiz insanları neredeyse bir hafta boyunca gemide ağırlamaya uyum sağlamalı, çünkü biz normalde insanları İtalya’ya götürdüğümüz yolculuk süresince gemide barındırmaya hazırlıklıyız ve o yolculuk da bir-iki gün sürüyor. İspanya’ya gidiş yolculuğunda daha sert deniz şartlarına maruz kalan insanların büyük bölümünü, bu tamamen gereksiz yolculuk boyunca deniz tutmasına karşı da tedavi ettik.

Bize gidecek bir yer gösterildiği için müteşekkir olsak da, gemimizdeki bunca insanın tıbbi durumunun kötüleşmesini göze alarak bu kadar uzağa seyahat etmeye zorlanmamız karşısında derin bir hayal kırıklığı duyuyoruz.

Bu insanların doktoru olarak sorumluluğum, onları gemide bulundukları süre içinde tedavi etmenin çok ötesine uzanuyor. Hastalarımın hakları savunmak ve sağlıklarını gözetmek adına sesimi yükseltmek benim apaçık görevimdir. Aquarius ve yolcuları bu hafta, dünya çapındaki göç ve Avrupa’ya sığınma hakkı üzerinde geniş bir tartışmanın parçası olarak tüm dünyada haber bültenlerinde yerini aldı. Hükümetler kendi aralarında hararetli tartışmalar yapadursun, bu 629 kişi, insan olarak sahip oldukları en temel haklarından mahrum bırakılıyor ve kendi adlarına konuşmalarına imkan verilmiyor.

Aquarius gemisinde Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve SOS MEDITERRANNEE ekibindeki herkes gibi ben de gemimizde bulunan bu kişilerle dayanışma içinde olacağım ve kırılgan durumdaki insanların her birini açık yüreklilikle, yüksek sesle savunacağım.

Onlar hayatları pahasına, Libya’daki tüyler ürpertici, kölelikten farkı kalmamış şartlardan kurtulmaya çalıştılar, ama denizin ortasında takılıp kaldılar.

İtalya hükümetiyse, eziyet çeken bu erkek, kadın ve çocuklara kollarını daha da uzatarak kucak açacağı yerde onlara sırtını döndü ve daha pek çok hayatı umursamazca riske attı. İçişleri Bakanı Salvini ve İtalya Hükümeti insani iyiliğe inanmaz tavırlarla onların insanlığını hiçe saymaya çalıştı. Denizden kurtararak Aquarius’un güvertesine aldığımız herkes, insanlık onuruna yaraşır, saygı görmeyi hak eden bir bireydir. Onlara sanki herkes kadar insan değillermişçesine davranılması, siyasi oyunlarda puan hesabına araç edilmeleri utanç vericidir.

Üstelik İtalya hükümeti bizi İspanya’ya doğru uzun bir sefere çıkmaya mecbur bırakarak, bu geminin arama ve kurtarma kabiliyetini kasıtlı olarak atıl bırakmıştır.

Eğer yolcularımızı en yakın yerde, Sicilya’da limana indirebilmiş olsaydık biz şimdiye çoktan güney Akdeniz’deki arama ve kurtarma bölgesine dönmüş olacaktık, orada başka insanların hayatını kurtarmaya hazır ve buna kabil olacaktık. Oysa biz hâlâ Akdeniz’de yoldayız ve bu arada Libya’nın kuzeyindeki sularda insanlar boğuluyor.

Hem Avrupa’nın hem dünyanın dört yanından tek tek insanlar bize destek yağdırmasına rağmen, Avrupa’daki diğer ülkelerin hükümetlerince Akdeniz’de ölümleri azaltacak bir sistem kurmak adına atılan adımlar acıklı derecede zayıf. Avrupa’nın denizde can kurtarmak için daha etkin bir arama-kurtarma sistemi uygulamaya koymamış, işlemeyen göç ve sığınma sistemini düzeltmeye girişmemiş olması kabul edilemez.

İnsanlara güvenli ve yasal bir yol sunmadığımız zaman onlara denize açılmak ve hayatlarını tehlikeye atmaktan başka bir seçenek bırakmamış oluyoruz.

Makul bir insani yardım politikası uygulamaya konana, çaresiz insanları şu şişme botlara binmeye iten sebepler ele alınana kadar daha kaç kişi bu şekilde hayatını kaybedecek?

Aquarius'un Valensiya'ya yönlendirilmesi mevcut diplomatik kriz için kısa vadede bir çözüm olduysa da, aslında kurtarılan kişiler her zaman en yakın güvenli limana indirilmeli. Fotoğraf: Kenny Karpov/SOS MEDITERRANEE

Aslında, marjinalleştirilmiş bu insanlar adına bizler kendi kendimize şu soruyu sormalıyız: Nasıl bir toplum olmak istiyoruz biz? İnsanlar denizde, soğuk sularda tek başlarına boğulurken öylece oturmak içimize siniyor mu, yoksa bu krize, insanlara hak ettikleri gibi onurlu ve saygılı şekilde davranan etkin bir sistemle cevap verecek miyiz artık?

Aquarius gemisindeki doktor olarak, üşümüş, aç ve susuz kalmış, yorgunluktan bitap düşmüş bu 629 kişiye tıbbi destek sunabilmiş olmak benim için onurdur. Ben sorumluluğumu ciddiye alıyorum ve insaniyete inanmayan ikiyüzlü hükümetler karşısında, bu 629 kişinin insanlığına hitap edeceğim. Bu insanların bizim gemimize binerken ne durumda olduklarına, çektikleri acıya bizzat şahidim. Yaptıkları yolculuğa dair dehşet verici hikayeleri onlardan bizzat dinledim. Bu hafta sohbet ettiğim o Nijeryalı gençler de, yolları Aquarius’la kesişmiş olsun olmasın, Akdeniz’i aşmak için bu tehlikeli yolculuğa atılan herkes de, içinde yaşadıkları kabusun yerine daha güzel düşler kurabilmeyi tüm varlıklarıyla istiyor. Avrupa’nın onları koruma sorumluluğunu nihayet üstlenmesinin, o ufuklardan ellerini uzatıp onlara kucak açmasının zamanı geldi de geçiyor."

Dr. David Beversluis

Sınır Tanımayan Doktorlar, Aquarius gemisi doktoru

Southern California Üniversitesi Uluslararası Acil Tıp Bölümü öğretim üyesi

Yorum Yapın