Avrupa'ya Ulaşmak İçin Ölümü Göze Alan Eritreliler

msf152038_mediumEritrelilerin güvenlik arayışıyla çıktığı zorlu yolculukta yaşananlara bir bakış

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), güvenlik arayışıyla ülkelerini terk eden on binlerce Eritrelinin Avrupa’ya ulaşmak için çölleri ve denizleri aşarak yaptığı zorlu yolculukta yaşananlara dair yeni bir rapor yayınladı.

Avrupa’nın dışlayıcı göç politikalarının neden olduğu yıkıcı etkinin bir diğer çarpıcı örneğini gözler önüne seren MSF raporu, yüksek oranda militarize bir hale gelmiş olan bu küçük Doğu Afrika ülkesinden kaçan Eritreli mültecilerin birebir tanıklıklarına dayanıyor.

Avrupa’ya Ulaşmak İçin Ölümü Göze Almak: Güvenli Yaşam Arayışındaki Eritreliler” başlıklı raporda mülteciler, yıllar, hatta onyıllar sürebilen zorunlu askerlik gerçeğini aktarırken, ülkelerinde özgürlüklerinin nasıl kısıtlandığını, ülkeden kaçanların tekrar yakalandığı takdirde hapse atılma, işkence görme ve infaz edilme tehlikesiyle nasıl karşı karşıya kaldığını dile getiriyor.

Koruma ve insani yardım yeterli değil

Kara veya deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşmayı başaran Eritrelilerin yüzde 90’ına sığınma hakkı tanındığını belirten MSF Genel Direktörü Arjan Hehenkamp, uygulamadaki mevcut ikileme şu şekilde dikkat çekiyor: “Avrupa ülkeleri, sığınma başvurusunda bulunan Eritrelilerin gerekçelerini sığınma hakkı için temel alıyor. Fakat diğer yandan Avrupa kıyılarında sığınma hakkı arayan Eritrelilerin ve diğer grupların gelişine engel olmak için de elinden geleni yapıyor."

Akdeniz, Libya ve Etiyopya’daki programlarımızda Eritrelilerle doğrudan çalışan MSF sağlık ekiplerimiz ise, kısıtlayıcı göç politikalarının neden olduğu acı sonuçlara şahit oluyor ve dinledikleri tanıklıkları doğrulayan ileri düzey yaralanmalarla ve ağır psikolojik rahatsızlıklarla neredeyse her gün kaşılaşıyorlar.

Etiyopya’da mülteci kamplarına hapsedilen insanların yaşamlarını sürdürmeleri, aldıkları insani yardıma bağlı. Sudan’da ise koruma ve insani yardıma erişim yeterli düzeyde değil. Eritreliler burada aynı zamanda gözaltına alınma ve Eritre’ye geri gönderilme riskiyle karşı karşıya.

Güvenlik ve özgürlük ümidiyle fiziksel, ruhsal ve cinsel şiddete, keyfi gözaltılara maruz kalan Eritreliler, Libya’ya geri gönderilme ve denizde can verme riskini göze alarak hala Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor.

2015’te Akdeniz’i aşarak İtalya’ya ulaşanların büyük bir kısmı Eritreliden oluşuyordu (39.162 kişi). 2016 yılında ise Eritreliler, batmak üzere olan dayanıksız ve aşırı yüklenmiş botlardan kurtarılarak Avrupa topraklarına getirilen ikinci büyük topluluğu oluşturmuştu (20.718 kişi).

Dışlayıcı göç politikaları yasadışı yollara teşvik ediyor

AB ülkeleri, uluslararası koruma talep eden kişiler için yasal ve güvenli yollar sunmak yerine, Eritre, Libya, Sudan ve Etiyopya hükümetleri ile işbirliği halinde Eritrelilerin ülkelerinden ayrıldıktan sonra bu ülkeleri geçerek Avrupa’ya ulaşmasını engellemeye çalışıyor.

AB’nin ulusal sınırlarını ve sınırları dışındaki gözaltı merkezlerini güçlendirerek durdurmaya çalıştığı bu göç akını, insanları yasadışı yollara başvurmak zorunda bırakıyor. Pek çoğu kontrol noktalarından ve sınırlardan gizlice geçmek, tel örgüleri aşmak, hapisten çıkmak ve Akdeniz’i geçmek için bir bota binebilmek adına kaçakçılara para ödemek zorunda kalıyor.

Eritrelilerin neredeyse hepsi işkence ve cinsel şiddet mağduru

msf185364_mediumMSF’nin raporuna göre; arama kurtarma gemilerinde MSF ekiplerinin görüştüğü her Eritreli, ya doğrudan şiddete maruz kalmış ya da başkalarının maruz kaldığı şiddete tanıklık etmiş. Bu insanların büyük bir bölümü çıktıkları yolculuğun bir bölümünde işkence görmüş, kapalı alanlarda tutsak edilmiş, zorla çalıştırılmış ve cinsel şiddete maruz kalmış.

Görüşülen Eritrelilerin yarıdan fazlası, gruplarındaki diğer kişilerin –çoğunlukla şiddet sebebiyle- hayatını kaybettiğine tanık olmuş. Tüm bunlara ek olarak, MSF ekiplerinin görüştüğü tüm Eritreli kadınlar, ya tecavüz veya farklı tür cinsel şiddete doğrudan maruz kalmış ya da yakınlarının cinsel şiddete maruz kaldığına tanıklık  etmiş.

AB, AB üye ülkeleri ve diğer devletlerin, Eritreliler ve ülkelerindeki çatışmalardan ve zulümden kaçan herkes için güvenli ve yasal geçiş yolları sunmasının artık hayati bir önem taşıdığını vurgulayan Hehenkamp, “Göç politikaları, sınırların kapatılması nedeniyle insanların daha da güvensiz ülkeler üzerinden tehlikeli yolculuklara atılmasına dayanak hazırlamamalı; insani yardım fonlarıysa göçü engellemeye odaklanmamalı. Çünkü bu uygulamalar, insanların tehlikeli yolculukları göze almalarına neden oluyor. Çevreleme ve kısıtlama politikaları çözüm değil. Fakat mevcut uygulamalar tam da bunu yapıyor” diyor.

İngilizce hazırlanan raporun tamamını okumak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Yorum Yapın