MSF ve insani yardım faaliyetlerinde karşılaşılan etik zorluklar

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), bağımsız bir uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu olarak dünyanın dört bir köşesinde çatışmalardan ve insani krizlerden etkilenen yerlerde çalışmalar yürütüyor. İnsani yardım ilkeleri bize yol gösterse de, sağlık ekiplerimiz sıklıkla karmaşık ikilemlerle karşılaşıyor.

İnsani Yardım Faaliyetleri ve Etik (Zed Books) isimli yeni kitabın bir bölümünde, geçmişte ve halen MSF’de görev yapan saha çalışanları MSF’nin insani yardım faaliyetlerinin kaçınılmaz bir parçasını oluşturan etik zorluklardan bazılarını inceliyorlar. Aynı zamanda en ön saflarda görev yapan personel ile diğer çalışanların karşılaştıkları bu zorlukları çözme konusunda MSF’nin ne tür olanaklar sağlayabileceğini değerlendiriyorlar.

Aşağıdaki metin, İnsani Yardım Faaliyetleri ve Etik (© Zed Books 2018) kitabında yer alan ve Rachel Kiddell-Monroe, Carol Devine, John Pringle, Sidney Wong ve Philippe Calain tarafından kaleme alınmış “Sınır Tanımayan Doktorlar’da İnsani Yardım Etiği: İkilemleri tartışmak ve ahlaki sıkıntıları hafifletmek” adlı bölümden alınmıştır.

25 yaşındaki Savien Robert Zoulemati, Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Ippy bölgesindeki Yakidi köyünde av sonrası kampta arladaşlarıyla dinlenirken, çevredeki silahlı gruplarca yaralanmış; kurşunlar kolunu kırıp kalçasına ve sağ ayağına isabet etmiş. Fotoğraf: Colin Delfosse/Out of Focus.

İnsani yardım faaliyetlerinde etik sorunlar yaygın bir şekilde görülüyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), kuruluşundan beri bu tür meselelerle karşı karşıya geldi.

Bu etik sorunlar MSF için teorik bir meşgale değil: Bu sorunlar, yardım etmeye çalıştığımız insanlar üzerinde de, saha ve ofis çalışanlarımız üzerinde de gerçek ve kalıcı bir etki bırakıyor.

Bununla birlikte hem sağlık ekipleri hem de diğer alanlarda MSF ile çalışanlar, kendilerini alışılmadık şartlar altında bulabiliyorlar ve ne yapacakları, hangi yolu izleyecekleri konusunda zor, hatta bazen de imkansız görünen karar alma süreçlerinde çoğu zaman savunmasız ve yalnız hissediyorlar.

2016 yılında Batı Afrika’daki ebola krizi sırasında yaşanan deneyimler sayesinde bir dönüm noktasına gelen MSF’nin en yüksek yönetim organı Uluslararası Genel Kurulu (UGK), “insani yardım faaliyetlerinin doğasında olan derin ahlaki zorlukların varlığını” kabul etti. UGK etik ikilemlerin daha şeffaf, daha etkili, amaca odaklı ve sorumluluk içinde çözüme kavuşturulmasında somut adımlar atmak için kararlılığını belirtti.

MSF şimdi etik tartışması için bilinçli bir şekilde bir alan oluşturmak ve bu tartışmaları desteklemek için çaba gösteriyor ve saha çalışanları için ahlaki sıkıntıları azaltmaya yönelik araçlar geliştirmeye çalışıyor.

Bu önergenin kabul edilmesiyle MSF, zorlukların ve ikilemlerin etik analizi için daha tutarlı ve daha somut mekanizmaları temin etmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda işe alınmayla başlayıp program sonrasındaki değerlendirme sürecine kadar bütün çalışanlarımıza, uygulamaya yönelik destek sağlamayı amaçlıyor.

Etik tartışmaları için oluşturulan alan sayesinde etik ikilemlerin ve zorlukların nasıl saptanacağını anlamayı, temel insani yardım ilkelerimize saygılı seçimler yapıp kararlar almayı ve önceliği hastalarımıza verdiğimizden emin olarak MSF içinde insani yardım etiğine daha sistematik bir yaklaşım oluşturmayı hedefliyoruz.

Yorum Yapın